"Günlük Kişisel Gazete"

Blog Yazarı

Hussoloji, 2005 yılından beri blog yazmaktadır.

28.08.2019

Hong Kong Protestoları Zaman Çizelgesi



Hong Kong'da nisan ayında suçluların iade yasasına karşı protestolar şeklinde başlayan ve daha sonra giderek şiddetlenen gösteriler daha kapsamlı taleplere dönüşmüş durumda. Protestoların başladığı haziran ayından günümüze olayların bir zaman çizelgesini hazırlamaya çalıştım. 

3 Nisan 2019-Hong Kong hükümeti, suçluların iadesi ile ilgili yasa değişikliğini meclise getirdi.

9 Haziran 2019-İlk büyük protestoda yaklaşık “bir milyon insan” yürüdü.

12 Haziran 2019-Protestocular yolları kapattı ve hükümet binalarına saldırmaya başladı. Ardından polis müdahalesi geldi.

Carrie Lam, tasarıyı askıya aldı

15 Haziran 2019-Hong Kong lideri Carrie Lam, tasarıyı askıya aldığını açıkladı.

16 Haziran 2019-Yaklaşık iki milyon insanın yürüdüğü Hong Kong tarihinin en büyük gösterisi meydana geldi. Protestocular; söz konusu yasanın geri çekilmesini, Carrie Lam’ın istifasını ve polisin sert müdahalesi ile ilgili soruşturma yapılmasını talep etti.

21 Haziran 2019-Protestocular, polis merkezini ablukaya alarak 15 saatlik bir gösteri yaptı.

Göstericiler yasama meclisini işgal etti

1 Temmuz 2019-Hong Kong’un İngiltere’den Çin’e devredilmesinin yıldönümünde, Yasama Konseyi (LegCo) binası protestocular tarafından işgal edildi.

21 Temmuz 2019-Protestocular Çin'in Hong Kong'daki İrtibat Bürosuna saldırdı. Aynı gece, beyaz gömlek giymiş gruplar Yuen Long istasyonunda protestoculara ve taşıtlara saldırdı.

27 Temmuz 2019-Yuen Long Tren istasyonunda yaşanan saldırıyı kınamak isteyen binlerce kişi gösterinin polis tarafından yasaklanmasına karşılık, Yuen Long’da toplandı. Polis biber gazı ile müdahale etti. 24 kişi yaralandı.

28 Temmuz 2019-Gösteriler Causeway Bay alışveriş bölgesinde ve merkezi hükümetin irtibat ofisinin önünde devam etti. Polis biber gazı ile müdahale etti.


HKMAO Ofisi ilk defa basın açıklaması yaptı

29 Temmuz 2019-Çin Devlet konseyine bağlı Hong Kong Macau İşleri Ofisi (HKMAO) Hong Kong ile ilgili ilk defa basın açıklaması yaptı. Açıklamada Hong Kong yönetimi ve polisine destek yinelenirken, askeri bir müdahale ilgili sorulara cevap verilmedi.

30 Temmuz 2019-44 göstericinin gözaltında bulunduğu karakol önünde gösteriler düzenlendi. Polis müdahale etti. Bu arada 44 kişi ilk defa "isyancılık" ile suçlandı. Kefaletle serbest bırakıldılar.

30 Temmuz 2019-Sabah saatlerinde Hong Kong metrosundaki tren seferleri göstericilerin "tren kapılarını" kapatması sonucu yapılamadı işlerine gitmeye çalışan insanlar farklı vasıtalara yöneldi.

30 Temmuz 2019-Bloomberg; Beyaz Saray'dan kimliğini açıklamayan bir yetkiliye dayandırdığı haberinde Çin Ordusunun bazı birimlerinin Hong Kong sınırında yoğunlaştığını ve bir hareketlilik olduğu haberini geçti.

Çin; olaylar ABD'nin eseri açıklamasını yaptı

30 Temmuz 2019-Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hua Chunying; Hong Kong'daki protestoların "ABD'nin eseri" olduğunu belirterek ABD'nin dünyaya bir açıklama "borçlu" olduğunu söyledi.

1 Ağustos 2019-Hong Kong'da bulunan garnizon komutanı protestolara ilk kez değinerek, bu gösterilere "müsamaha edilmemesi gerektiğini"söyledi. Ayrıca garnizon tarafından içinde "isyanlara müdahale tatbikatlarının" görüntülerinin de bulunduğu bir video yayınlandı.

2 Ağustos 2019-Hong Kong'da çalışan binlerce "memur" göstericileri desteklemek için miting düzenledi. Yabancı basında Çin'in Hong Kong'da "sıkıyönetim" ilan edeceğine dair haberler yer aldı.

Göstericiler Çin Halk Cumhuriyeti Bayrağını indirdi

3 Ağustos 2019-Hong Kong'da protestocular tarihi limandaki Çin Halk Cumhuriyeti bayrağını indirdiler.

5 Ağustos 2019- Hong Kong genelinde hizmetlerin tamamen durduran bir grev gerçekleşti. Hong Kong yöneticisi Carrie Lam, Hong Kong'un "çok tehlikeli bir durumun eşiğinde" olduğunu söyledi.

6 Ağustos 2019- Çin, Hong Kong protestocularını "ateşle oynamamaları" gerektiği yönünde uyardı.

9 Ağustos 2019-Hong Kong yöneticisi Carrie Lam; "Merkezi hükümet, HK hükümetinin ve HK polisinin durumun üstesinden gelebileceğine inanıyor. Ancak Hong Kong'daki durum daha da kötüye giderse oturup seyretmeyecek". dedi. Hong Kong'da 2014 ve 2016 yılındaki protestolarda başarılı bir yönetim sergileyen emekli polis "Alan Lau" tekrar Hong Kong polis kadrosuna alındı.

11 Ağustos 2019- Metro istasyonunda şiddetli çatışmalar yaşandı. Bir gösterici gözünden yaralandı. İngiltere dışişleri bakanı Dominic Raab; HK yöneticisi Carrie Lam'a "anlamlı diyalog ve olaylar ile ilgili bağımsız bir soruşturma çağrısında" bulundu. Göstericilerin kitlesel mitingler yerine farklı yerlerde toplanarak polisin gücünü kırmaya çalıştığı ve Bruce Lee'den esinlendikleri "su gibi ol" (be water) taktiğini kullanarak taktiksel değişiklikler yaptıkları gözlendi.

Çin; terörizmin ilk işaretlerinin belirdiğini söyledi

12 Ağustos 2019- Göstericiler Hong Kong havalimanında toplandı ve yüzlerce uçuş iptal oldu. Çinli yetkililer Hong Kong olaylarında 'terörizmin ilk işaretlerinin belirdiğini' söyledi. İngiltere Hong Kong'daki son şiddet olaylarından endişe duyduğunu açıkladı.

14 Ağustos 2019-Hong Kong’da devam eden gösteriler giderek yoğunlaşırken, Çinli yetkililer ABD Donanmasına ait iki geminin Hong Kong limanını ziyaret etme talebini reddetti. Trump; Hong Kong olayları ile ilgili bir tweet atarak Çin'in Hong Kong sınırına asker gönderdiğini söyledi ve itidal çağrısında bulundu.



14 Ağustos 2019-Hong Kong havalimanında yapılan polis müdahalesi sırasında Global Times gazetesi muhabiri bir gazeteci ile bir polis göstericiler tarafından dövüldü.

15 Ağustos 2019-Göstericiler havalimanında yaşanan görüntüler nedeniyle çeşitli posterler yayınlayarak Hong Kong halkından özür diledi. Batı kaynaklı çeşitli gazetelerden Çin'in Hong Kong sınırında bulunan Shenzen'e asker yığdığı haberleri dolaşıma girdi. Trump uzun süredir pek ilgilenmediği Hong Kong ile ilgili bir tweet atarak Çin'in Hong Kong'a “insanca” davranması gerektiğini söyledi.

15 Ağustos 2019-Çin'in İngiltere büyükelçisi Liu Xiaoming; Hong Kong protestoları için "Bence bazıları hala Hong Kong’u İngiltere’nin bir parçası olarak görüyor. İngiltere karışmamalı!" dedi.

16 Ağustos 2019-Hong Kong merkezli faaliyet gösteren Cathay Pacific isimli havayolu şirketinin yöneticisi Rupert Hogg istifa etti.


Gösteriler yeniden kitleselleşti



18 Ağustos 2019-On binlerce protestocu Hong Kong'un Victoria Parkında toplandı. Protestocularun parçalı ve radikalize gösteriler yerine yeniden kalabalık mitinglere yöneldiği gözlendi.

19 Ağustos 2019-Protestocular Hong Kong'da basın toplantısı düzenledi. Protestocuların lidersiz ancak bir platform olarak işlev görebilecek bir yapı inşa etmeye çalıştıkları gözlendi. Trump; Çin yönetiminin Hong Kong'da şiddet kullanması halinde ticaret görüşmelerinin zarar göreceğini söyledi. Çin'li e-ticaret şirketleri Hong Kong'a kask, şemsiye ve maske satışlarını durdu.

19 Ağusto 2019- Çin haber ajansı Xinhua News'in twitter üzerinden sponsorlu tweetler yayınladığı ve facebook'ta reklamlar verdiği iddia edildi. Twitter ve Facebook; Çin'i Hong Kong'lu protestoculara karşı dezenformasyon kampanyası yapmakla suçladı.Twitter; dezenformasyon kampanyası ile ilgili 936 hesabı askıya aldığını ve devlet tarafından kontrol edilen haber kuruluşlarının platformda reklam vermesini engellediğini açıkladı.

20 Ağustos 2019-Hong Kong lideri Carrie Lam, diyalog ve karşılıklı saygı çağrısı yaptı.

21 Ağustos 2019-Çin Dışişleri Bakanlığı, Hong Kong'daki İngiltere konsolosluğu çalışanı Simon Cheng'in ana kara Çin'de gözaltına alındığını doğruladı. Bakanlık sözcüsü Shuang, Simon Cheng'in Çin'in Shenzhen kentinde 15 günlük idari gözaltına alındığını söyledi.

22 Ağustos 2019-Hong Kong'un önde gelen bankaları gazetelere tam sayfa ilan vererek Hong Kong'da "toplumsal düzenin sağlanması" çağrısında bulundu.

23 Ağustos 2019-Google; YouTube'da Hong Kong protestoları ile ilgili 'koordineli bir etki operasyonu' belirtileri gösteren 210 kanalı engellediğini açıkladı. Hong Kong’da 135 bin kişinin katıldığı ve 60 km olarak ölçülen bir insan zinciri oluşturuldu. Hong Kong yolu (Hong Kong Way) denilen zincir akla "Baltık yolu"nu getirdi.

(Baltık yolu, 1989'da Sovyetler Birliğinden ayrılmak ve bağımsız olmak isteyen Estonya, Letonya ve Litvanya'dan yaklaşık 2 milyon insanın 680 km uzunluğunda bir insan zinciri oluşturmasına verilen isim.)



Gösterilerde "şiddet" geri döndü

25 Ağustos 2019-Hong Kong'da olaylar yine kontrolden çıktı. Polis ilk defa havaya ateş açtı ve su ile müdahalede bulundu. Polis ve göstericiler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Hong Kong'da protestocular yüz tanıma kameralarının bulunduğu direkleri yerinden sökmeye başladı.

25 Ağustos 2019-Çin devlet ajansı Xinhua tarafından yayınlanan bir yazı Hong Kong’a bugüne kadar gönderilen en güçlü müdahale sinyali olarak yorumlandı. Yazıda Çinli lider Deng Xiaoping’in şehirde huzursuzluk olması durumunda merkezi hükümetin “müdahale etmesi gerektiği” şeklindeki sözleri alıntılandı. Xinhua ajansının yorumunda özetle şunlar yazılmış: “Hong Kong’daki son olaylar normal gösterilerin ve mitinglerin ötesine geçti ve “renkl devrimleri” hatırlatmaya başladı. Bu tür eylemlerin yasalara uygun olarak ele alınmaları gerekiyor.” 

26 Ağustos 2019-G7 zirvesinden yapılan açıklamada; 1984 yılında imzalanan Çin-İngiliz Ortak Deklarasyonunun Hong Kong’taki varlığı ve önemi vurgulandı ve şiddetten kaçınılması istendi. İngiltere Başbakanı Boris Johnson, G7 liderlerinin Hong Kong’da neler olduğuna dair "derin endişelerini" ifade ettiğini belirtti.

27 Ağustos 2019-Çin, G7 ülkelerini Hong Kong'un işlerine  “karışmak” ile suçladı. Çin dışişleri sözcüsü, hiçbir ülkenin şehre müdahale hakkına sahip olmadığını söyledi.

Hong Kong hükümetinden "acil durum yasası" iması


27 Ağustos 2019-Carrie Lam yaptığı açıklamada, hükümetin “şiddete ve kaosa son vermek için” mevcut yasaları kullanacağını söyledi. (Hong Kong’da 1922’de kabul edilen  Acil Durum Yönetmeliğine (The Emergency Regulations Ordinance) göre, HK lideri “acil durum veya kamu güvenliğinin tehlikeye düştüğü durumlarda” kamu yararını göz önünde bulundurabilecek “herhangi bir düzenleme yapma” yetkisine sahip. Bu düzenlemeler arasında; sansür, yayınların kontrolü, tutuklama, gözaltına alma ve sınır dışı etmenin yanı sıra, mülklerin aranması veya herhangi bir mülkün kontrolü gibi sert tedbirler de mevcut.


28 Ağustos 2019-Çin dışişleri bakanı Wang Yi, Hong Kong'da yaşanan olayların, 1997 yılından beri yaşanan en büyük kriz olduğunu belirtti. Wang ayrıca Hong Kong'un bu zorlukların üstesinden gelebileceğini söyledi.


28 Ağustos 2019- Çin, G7 ülkelerini Hong Kong'un işlerine  “karışmak” ile suçladı. Çin dışişleri sözcüsü, hiçbir ülkenin şehre müdahale hakkına sahip olmadığını söyledi.


28 Ağustos 2019- Çin'in Xinhua ajansı tarafından yayınlanan yazıda Deng Xiaoping'in “Hong Kong'da kargaşa olursa, merkezi hükümetin müdahale etmesi gerekir." şeklinde sözlerini alıntılaması Pekin'in Hong Kong'a gönderdiği en güçlü müdahale sinyali olduğu belirtiliyor.

29 Ağustos 2019- Çin Ordusu, Hong Kong garnizonunda bulunan askeri personelin rutin bir rotasyona tabi tutulduğunu açıkladı. Hafta sonunda büyük mitinglerin yapılması beklenen Hong  Kong'a yeni askeri birliklerin gelmesi "müdahele olabilir mi" sorularını yeniden gündeme getirdi.

29 Ağustos 2019- Bu arada Hong Kong polisi protestocuların cumartesi günü yapmayı düşündükleri mitinge izin vermedi. Bugüne kadar kentte düzenlenen büyük mitinglerde öne çıkan Civil Human Rights Front (CHRF) ise karara itiraz edeceklerini açıkladı.



Protesto liderleri tutuklandı

30 Ağustos 2019- Hong Kong'da aralarında 2014 yılındaki şemsiye hareketinin lideri Joshua Wong'un da bulunduğu protesto liderlerinin bir kısmı gözaltına alındı. Gözaltıların cumartesi günü yapılacak büyük miting öncesi gelmesi dikkat çekti.Tutuklanan şahıslardan Wong ve Chow aynı gün kefaletle serbest bırakıldı. CHRF 31 Ağustos 2019 tarihinde düzenlenmesi planlanan mitingi iptal edeceğini açıkladı.

1 Eylül 2019- Hong Kong'da protestocular Hong Kong havalimanına girişi engellemeye çalışıyor. Eylemler yeniden metro istasyonları ve havalimanı civarında yoğunlaşmış durumda. Hong Kong havalimanına giden tren seferleri iptal edildi.

1 Eylül 2019-Hafta içinde tutuklanıp serbest kalan Joshua Wong, The Economist'e bir yazı yazdı. Wong, uluslararası kamuoyunu Hong Kong'a yardım etmeye çağırdı.

2 Eylül 2019-Hong Kong Polisi hafta sonu yaşanan olaylarda 159 kişi tutuklandığını açıkladı. Haziran ayından bu yana tutuklanan göstericilerin sayısı 1,117'ye çıktı. Hong Kong'da protestocuların Çin Halk Cumhuriyeti bayrağını indirip yaktığı haberleri geliyor. Daha önce de göstericiler benzer şekilde bayrak indirip denize atmıştı. Hong Kong'da okulların ilk gününde bir çok okulda öğrencilerin eğitimi "boykot" ettiği belirtiliyor.

Xinhua; Çin'i karıştırmaya çalışanların sonu yaklaşıyor dedi

2 Eylül 2019-Çin'in devlet ajansı Xinhua'da çıkan bir yorumda "Hong Kong'u karıştırmaya ve Çin'i kızdırmaya çalışanların sonu yaklaşıyor." denildi.
Çin Devlet Konseyi Enformasyon Bürosu 3 Eylül 2019 tarihinde Salı günü  Hong Kong'daki son durum hakkında bir basın toplantısı düzenleyecek. Basın toplantısına Hong Kong ve Makao İşleri Ofisi sözcüsü Yang Guang ve Xu Luying'in katılması bekleniyor.


3 Eylül 2019-Reuters'in yayınladığı ses kaydında HK yöneticisi Carrie Lam bir toplantıda konuşuyor. "Elimden gelse istifa ederdim. Çin'in HK'ya asker gönderme konusunda bir planı yok. Politik çözüm için seçenekler çok kısıtlı." Lam ses kaydının yayınlanmasının ardından düzenlediği basın toplantısında "ben özellikle bu zor zamanlarda asla istifa etmeye çalışmadım. Kolay değil zor olanı seçtik." dedi.

3 Eylül 2019- Hong Kong ve Macau İşleri Ofisi bir basın toplantısı düzenledi. Hong Kong’daki olaylar ile ilgili söz konusu kurum tarafından düzenlenen üçüncü basın toplantısı. Sözcü Yang Guang "birkaç çetenin hareketleri artık sınırı aştı. Bu davranışlar herhangi bir ülkede, herhangi bir yasal sistem altında şiddet içeren suçu meydana getirir." dedi. Guang; "Hong Kong'u ekonomi ve geçim problemleri ile ilgili temel sorunları çözmek için daha etkili politikalar ortaya koymaya teşvik ediyoruz. Ayrıca Carrie Lam ve ekibini HK gençliği de dahil farklı gruplarla yapıcı görüşmeler yapmaya devam etmelerini destekliyoruz." dedi.

3 Eylül 2019- Özet olarak HKMAO ofisinin bugün yaptığı açıklamalar;
-HK yönetimine tam destek. (Acil durum yasası dahil)
-Müdahale olasılığı masada durmaya devam ediyor.
-Protestocuların taleplerine dönük herhangi bir taviz yok.



Hong Kong yöneticisi Carrie Lam "yasa tasarısını" geri çektiklerini açıkladı

4 Eylül 2019- Hong Kong yöneticisi Carrie Lam, suçluların iadesine yönelik yasa tasarısını resmi olarak geri çektiklerini açıkladı. Geçen gün tutuklanıp serbest kalan Joshua Wong ise Lam'in hamlesinin "çok geç" kaldığını ve diğer taleplerin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Bu arada Hong Kong Polisi haziran ayından beri devam eden gösterilerde toplam 1183 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

6 Eylül 2019-Çin'i 12'nci kez ziyaret eden Almanya Başbakanı Merkel, Hong Kong'da barışçıl bir çözüme ihtiyaç olduğunu söyledi. Hong Kong'da gösteriler devam ediyor. Özellikle Mong Kok polis merkezi çevresi  ile MTR istasyonunda yoğunlaşan olaylar Cuma gününün hareketli geçmesine neden oldu.



8 Eylül 2019-Hong Kong'da bazı protestocular MTR istasyonunun girişinde ateş yaktı. Global Times editörü Hu Xijin; Pelosi ve McConnel'e bunun demokratik bir protesto olup olmadığını sordu. Hong Kong'da devam eden gösterilerde ilginç şeyler yaşanmaya devam ediyor. Bir grup protestocu Trump'ı şehri "özgürleştirmeye" çağırdı. Ayrıca Bugün yapılan gösterilerde protestocular ABD'ye çağrıda bulunarak "Hong Kong İnsan Hakları ve Demokrasi Yasasının" geçmesini talep ettiler.

8 Eylül 2019-Hong Kong'daki Demosisto partisinin kurucusu ve gösterilerde öne çıkan isimlerden biri olan Joshua Wong, kefalet kurallarını ihlal ettiğinden dolayı bugün hava limanında tekrar tutuklandı.

8 Eylül 2019-Çin devlet medyası Hong Kong'daki olaylar konusunda tavrını giderek sertleştiriyor. 8 Eylül 2019 tarihinde çıkan yazıda özetle şöyle denilmiş;
"Hong Kong Çin'in ayrılmaz bir parçasıdır. Her türlü ayrılıkçılık ezilecektir. Merkezi hükümetin sabrını test etmekten vazgeçin." Ayrıca yazıda pazar günü ABD elçiliği önünde yapılan mitingin yabancı güçlerin protestoların arkasında olduklarının kanıtı olduğu belirtilmiş.

9 Eylül 2019-Hong Kong'da öğrenciler protestoları desteklemek amacıyla insan zinciri oluşturdu. Bu arada Hong Kong'a gelen turist sayısından Ağustos ayında yüzde 40 düşüş yaşandı.

9 Eylül 2019-Hong Kong'daki Demosisto partisinin kurucusu olan muhalif isim Joshua Wong serbest kalmasının ardından Almanya'ya seyahat etti.

10 Eylül 2019- Hong Kong'lu muhalif Joshua Wong Berlin ile Hong Kong'u karşılaştırarak Hong Kong'un "yeni soğuk savaşın" Berlin'i olduğunu söyledi. Hong Kong yöneticisi Carrie Lam, Hong Kong’un işlerine yabancı parlamentoların müdahale etmesine üzüldüğünü ve şiddetin tırmanmasının şehirdeki sosyal sorunları çözemeyeceğini belirtti.


Göstericiler ne istiyor?

İade yasasının kaldırılması talebi ile başlayan gösteriler yeni talepler ile giderek genişleyen bir liste haline gelmiş durumda. Bu talepler şöyle sıralanıyor;


-İade yasasının tamamen kaldırılması.(Carrie Lam, tasarıyı geri çektiklerini açıkladı)
-Tutuklananların serbest bırakılması ve aklanması.
-Göstericiler ile ilgili "İsyan" ve "isyancı" kelimelerinin kullanılmaması.
-Yaşanan şiddet olayları ile ilgili bağımsız bir soruşturma yapılması.
-Hong Kong yöneticisi Carrie Lam'ın istifa etmesi.
-Hong Kong seçimlerinde genel oy hakkı tanınması.

Çin tarafından ise taleplere dönük herhangi bir açıklama yapılmazken söz konusu gösterilerin batı merkezli eller tarafından maniple edildiği dile getiriliyor. Şehirde kamu güvenliğinin tehlikeye düşmesi durumunda merkezi hükümetin müdahale edebileceğinin altı özellikle çiziliyor. 

Hong Kong yöneticisi Carrie Lam'ın "iade yasasının" geri çekileceğini yasaklaması kentteki tansiyonu düşürmedi. Protestocular diğer dört isteğin de yerine getirilmesi için gösterilere devam ediyor.
Paylaş:

30.06.2019

Küresel Rekabette İkinci Ateşkes Dönemi: Trump’ın Israrı Jinping’in Sabrı



Clausewitz’in dediği gibi her çağ kendi savaşını yaratıyor. Küresel sistemde yerleşik olan güç, kendisine meydan okuyan bir güce geleneksel yöntemlerle değil zamanımızın “sınırsız” yöntemleri ile cevap vermeye gayret ediyor. Ticaret savaşlarını da bir bakıma bu bağlamda değerlendirmek iddialı bir önerme olmaz sanırım.

Aslında bunu ABD ve Çin arasında devam eden bir “hibrid savaş” olarak tanımlamak mümkün ancak sisteme olan etkisini kavramak için daha geniş açıdan bakan teorik perspektiflere de ihtiyaç olduğu aşikar.

ABD Başkanı Trump ve Çin Devlet Başkanı Jinping arasında G20 kapsamında Japonya Osaka’da gerçekleşen zirve geçen sene Buenos Aires’te gerçekleşen zirveyi hatırlatıyor. Buenos Aires’te “90 günlük bir ateşkes” kararı alan taraflar bu yıl yapılan zirvede de bir bakıma aynı kararı aldılar. Başlıkta da belirttiğim gibi “ikinci bir ateşkes” dönemi başladı denilebilir.

ABD’nin Çin’e yönelik alerjisi ile ilgili geçmişten birçok örnek verilebilir. Ancak Aralık 2017 yılında yayınlanan ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi somut bulgular arayan araştırmacılar için önemli ipuçları içeriyor. Bu belgede Çin ve Rusya; ABD’ye meydan okuyan “revizyonist güçler” olarak tanımlanıyor. Çin ve Rusya’yı Amerikan değerlerine zıt bir dünya inşa etmekle itham eden belge aynı zamanda Çin’in ABD’yi Hint-Pasifik bölgesinden çıkarmaya çalıştığını iddia ediyor.

Obama döneminde ortaya konulan “pivot-to-asia” tartışmalı bir diplomatik miras olarak her ne kadar bir dengeleme sağlamayı başardıysa da Asya-Pasifik’in temel jeopolitiğini gözden kaçırmış gibi görünüyor.

Trump’ın ortaya koyduğu tutarsız ve sert yaklaşım ise “dengenin” tamamen kaçtığını gösteriyor. Trump’ın Mart 2018’de “ticaret savaşları iyidir” diyerek başlattığı yaklaşım inişli/çıkışlı bir seyir çizerek bugüne kadar geldi. 10 Mayıs 2019 tarihinden sonra ise son derece gerilimi yüksek bir döneme girdi.

Huawei; ABD İçin Ulusal Güvenlik Tehdidi mi?

Osaka’da yapılan Trump ve Xi zirvesinin en önemli sonucu Trump’ın Huawei ile ilgili yaklaşımı oldu. Bir süre önce “ulusal güvenlik tehdidi” olarak görülen ve birçok yaptırıma uğrayan Çin’li dev Telekom şirketi Trump’ın yaptırımların gevşetileceği kararı ile birlikte kısa da olsa bir nefes almış görünüyor. Ancak Huawei hala ABD Ticaret Bakanlığının “listesinde” ve Trump bu konu ile ilgili somut şeyler söylemekten kaçındı. Trump ayrıca "Huawei; birçok ABD teknoloji ürünü için önemli bir müşteri." dedi.

Bu arada Huawei ile ilgili değişen tutumundan dolayı özellikle ABD’li şahinler tarafından Trump’ın yoğun bir eleştiriye tabi tutulduğuna da belirtelim.

Öte yandan ticaret savaşlarının ateşi düşse de devam edeceği görünüyor. Zaten Trump hali hazırda uygulanan tarifelerin devam edeceğini ve müzakerelerin seyrine göre karar verileceğini de eklemiş bulunuyor.

 Bu noktada Trump'ın seçimlere yönelik bir hamle yaptığını da göz ardı etmemek gerek. Bu arada Trump; Çin'in ABD'den muazzam boyutlarda tarım ürünü alacağını açıklarken bunun nasıl gerçekleşeceği konusunda Çin tarafından tatmin edici bir cevap henüz gelmedi.

ABD ve Çin Stratejik Ortak Olur mu?

Çin tarafından devlet destekli şirketler ve Çin pazarının açılması ile ilgili herhangi bir taahhüt ya da bir açıklama yapılmadığı anlaşılıyor. ABD tarafından da bu konular ile ilgili bir açıklama yapılmadı.

Bütün bu haberlerin yanında ABD Senatosu, 2020 yılı için Tayvan'ın savunma yeteneklerini iyileştirmesi ile ilgili 2020 National Defence Authorisation Act (NDAA) isimli yasayı geçirdi.

Ama en ilginci de Trump’un Çin ile ilgili bir soruya “ABD ve Çin stratejik ortak olabilir.” şeklinde cevap vermesi oldu. Son dönemde tüm stratejisini Çin’i çevrelemeye çabalayan ve bunun üzerine ciddi bir diplomatik tahkimat yürüten bir ülkenin Başkanı bu açıklamayı neden yapar sorgulamak gerekiyor. Sadece basit bir pazarlık aracı ya da seçimlere yönelik bir hamle olarak okumak ne kadar sağlıklı bilemiyorum. Fakat burada Trump’ın söylemleri ile ABD Dış Politikasının temel tercihleri arasında “tutarsız” bir salınım olduğunu söylemek mümkün.

Beyaz Saray’da bulunan bazı üst düzey danışmanların Çin ile olan ilişkileri medeniyet çatışmasına benzetmelerinin üzerinden henüz fazla zaman geçmemişken Trump’ın bu “uzlaşmacı tonu” sorgulamaya değer. Yeni Savunma Bakan Vekili Mark Esper bile birkaç gün önce “Çin’in uzun dönemli bir rakip” olduğundan dem vurdu. Trump Çin ile olan ilişkilerin “ticaret anlaşmasının” yapılmasından sonra stratejik ortaklık düzeyine çıkacağını düşünüyorsa o zaman Kuşak ve Yol gibi projeler ile ilgili yaklaşımını da açıklasa daha somut bir yaklaşım olurdu. Tüm ilişki modelini sadece “ticaret anlaşmasına” indirgemesi kafa karıştırıcı.

“Çin Tarafında İhtiyatlı Bir İyimserlik Mevcut”

Çin tarafında ise ticaret savaşlarını gerilimli bir düzeyden normal haline çevirmenin “temkinli sevinci” yaşanıyor. Jinping’in “diyalog her zaman çatışmadan iyidir” şeklindeki açıklaması da bunu teyit ediyor.

Çinli diplomat Wang Xiaolong, Huawei hakkında sorulan bir soruya “Elbette bu sözler yürürlüğe girdiğinde bunu memnuniyetle karşılayacağız” dediğini de aktaralım. Çin tarafında ihtiyatlı bir iyimserlik mevcut.

Trump’ın “acelem yok ama işler iyi görünüyor.” şeklinde attığı tweet aslında uzun soluklu bir ticaret savaşlarının bizi beklediğini gösteriyor.  

Sonuç olarak bu zirveden çıkan kararlar Çin’e verilen bir imtiyaz olarak yorumlanabilirken ABD’nin bunun karşılığında ne kazandığı sorusuna verilecek bir “cevap” en azından şimdilik bulunmuyor.
Paylaş:

13.05.2019

Güney Asya’da Hibrit Tehdit: Gwadar Saldırısı ve Çin-Pakistan Ekonomik Koridorunun Güvenliği


Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında yer alan stratejik liman kenti Gwadar'da Pearl Continental oteline gerçekleştirilen saldırı bölgede Çin'e ait "küresel projelerin" güvenliğini bir kez daha gündeme getirdi.

Pakistan Ordusundan yapılan açıklamaya göre otelde gerçekleşen saldırılar sonrası yapılan operasyonda üç saldırgan ölü ele geçirildi.

Saldırıyı üstlenen Belucistan Kurtuluş Ordusu; saldırının hedefinin "Çinliler ve yabancı yatırımcılar olduğunu" açıkladı. Saldırıyı söz konusu örgütün “Majeed Tugayı’nın” yaptığı belirtiliyor.

Bu arada saldırının ardından liman kentinde güvenliğin artırıldığı ve Çinli liman çalışanları ve Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru kapsamında yer alan projelerde çalışanların korunması için özel düzenlemeler yapıldığı haberleri geliyor.

Pakistan Başbakanı Imran Khan; "Bu girişimler, özellikle Belucistan'da yer alan ekonomik projelerimizi ve ülke refahımızı sabote etmeye çalışan çabalardır." derken bölgede Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ve 60 milyar dolarlık Çin Pakistan Ekonomik Koridorunun (CPEC) en önemli unsuru Gwadar limanı yer alıyor.

Belucistan Kurtuluş Ordusunun Hedefi ÇİN

Söz konusu Pearl Continental oteli yabancı misafirler ve özellikle Çin'in bölgedeki projelerde yer alan çalışanları tarafından kullanılıyor. Bu saldırı Çin menşeli hedeflere yapılan üçüncü saldırı.

Daha önce Karaçi'de Çin konsolosluğuna ve geçen sene Ağustos ayında Çin'li mühendisleri taşıyan otobüse bir saldırı yapılmıştı. Söz konusu saldırıları da Belucistan Kurtuluş Ordusu üstlenmişti.

Örgütün yayınladığı bir videoda “Çin'in sömürü düzeni Pakistan ordusu tarafından Beluci sivilleri acımasız bir şekilde sindirmek için destekleniyor. Çin ve Pakistan, Belucistan'dan ayrılmalı ya da daha fazla saldırıya hazır olmalıdır." mesajı paylaşılırken özellikle Çin’in ve Çin-Pakistan ekonomik koridorunun hedef alınması dikkatleri çekiyor.

Bölgede Çin’in varlığına karşı çıkan tek örgüt BLA değil. Balochistan Liberation Front (BLF) (Belucistan Kurtuluş Cephesi) isimli örgüt zaman zaman yayınladığı videolarla Çin varlığına karşı çıkıyor. Yine Beluci menşeli farklı gizli grupların olduğu da söyleniyor. Uzmanlar Beluci örgütlerin çok parçalı bir yapıda olduklarını ve birbirleri ile anlaşamadıklarını da belirtiyor.

Güney Asya’da Çin’e Açılan Hibrit Cephe

Gwadar'da Pearl Continental oteline yapılan saldırıyı Çin ve Pakistan'a karşı yapılan ciddi bir meydan okuma olarak yorumlamak mümkün. Bu kadar yüksek güvenlikli bir hedefe saldırılması küçümsenecek ve kolay bir iş gibi görünmüyor.

Uzmanlar saldırganların denizden bot ile geldikleri olasılığı üzerinde dururken, söz konusu bölgede Pakistan özel kuvvetlerinin ciddi manada asker bulundurduğunu da eklemek gerekiyor. Sayıları 15 bini bulan asker ve polis sayısının güvenliği sağlamada yeterli olamadığı görülüyor.

Öte yandan Çin'in Karaçi Konsolosluğuna yapılan saldırıdan sonra yazdığım yazıda Belucistan'ın Çin ve karşıtı ülkeler arasında bir "cephe"ye dönüşebileceği üzerinde durmuştum. Vekil unsurlar üzerinden tansiyonu giderek artan çatışmaların hibrit bir savaşa doğru evrildiği görülüyor. Ekonomik koridorun güvenliği tehlikeye girdikçe Çin'in de bölgede yeni hamleler yapması olasılığı artıyor.

Belucistan Kurtuluş Ordusunun eylemlerini son dönemlerde özellikle sansasyonel düzeye çekme çabaları ve Çin’i spesifik olarak hedeflemeleri akla küresel mücadelede taraf olan muhatapları getiriyor. Acaba Belucistan küresel güç mücadelesinin cephe hatlarından biri olabilir mi? Çin’in Gwadar limanı ile enerji sevkiyatının merkezine yerleşmesi ve özellikle Hürmüz boğazına olan yakınlığı bölgede egemen olan unsurları endişelendiriyor.(http://www.hussoloji.com/2018/11/cpec-ve-pakistanda-cin-yatirimlarinin.html)

Hibrit Savaş denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov tarafından ortaya konulan ve "Gerasimov Doktrini" olarak bilinen yaklaşıma göre klasik savaşın kuralları temelinden değişti. Doktrine göre stratejik ve politik hedeflere ulaşma yolunda askeri olmayan unsurların etkinliği giderek artmış durumda.

Bu savaş türünde harekat alanı ile ilgili her şey birbiri içine girmiş durumda. Mesela Frank Hoffman 2007 yılında yazmış olduğu Conflict In The 21st Century: The Rise Of Hybrid Wars adlı çalışmasında devletler arasındaki klasik savaşların; sivil, asker, organize şiddet, terör, arasında kesin ayrımların olmadığı hibrit savaşlar ile yer değiştirdiğini yazar.

Güney Asya’da terör örgütlerinin aktive olması ve DAEŞ örgütünün son zamanlarda bölgede eylemlerini arttırması gibi bulgular bölgenin hibrit bir savaş merkezine dönüşme riskini de ortaya çıkardı.

Stratejik anlamda bu durumdan en çok zarar görecek ülke ise Çin. Bölgede yer alan milyar dolarlık yatırımları ve çevre ülkelerle olan ilişkileri ciddi bir hibrit tehdit ile karşı karşıya.

Çin Ne Yapmalı?

Hem İran'a hem de Afganistan'a sınırı olan Belucistan, Pakistan’ın en fakir bölgelerinden birisi olmasına rağmen bol miktarda doğal gaz ve çeşitli maden rezervlerine sahip.

Ayrılıkçı hareket yıllardır Pakistan merkezi hükümetine karşı savaşıyor. Gaz ve ulaştırma altyapısına saldıran örgütün uzun süren sessizliğini Çin menşeli hedeflere saldırmak için bozması akla bazı sorular getiriyor.

Burada dikkatle not edilmesi gereken iki önemli husus şu sanırım. ABD-Çin arasında devam eden ticari müzakerelerin başarısızlığa uğraması ve Pakistan’ın dün IMF ile masaya oturup anlaşması. Öte yandan bu saldırının ABD ve Hindistan gibi ülkelerin bölgedeki stratejik çıkarlarına “uygun” olduğunu, en azından Çin’in hegemonyasını sınırlaması açısından, söylemek mümkün.

Çin’in Karaçi konsolosluğuna yapılan saldırı da geçen sene G20 zirvesinin hemen öncesinde yapılmıştı.

Gwadar saldırısı aynı zamanda uluslararası medyada tercih edilen ilginç bir tutumu da gözler önüne serdi. BBC'nin; terör saldırısını gerçekleştirenler için "silahlı adamlar" (gunmen) terimini kullanması medyanın haberi yayınlama biçimi ile ilgili akla bazı sorular getirdi.

BBC gibi bir haber kurumunun Gwadar saldırısını silahlı adamlar düzeyinde organize bir vakaya indirme çabası ve terör saldırısı olarak yazamaması söylemsel bir sınırlama içerisinde sıkıştığını gösteriyor.

Uzmanlar Çin’in Pakistan’da bulunan yatırımları konusunda geri adım atmayacağını ve yüksek bir risk iştahına sahip olan Çin’in söz konusu yatırımlarının güvenliğini sağlama noktasında yeni önlemler alabileceğini belirtiyor.

Tabii bölgenin bu saldırı sonrasında daha da fazla “güvenlikleştirilmesi” sorunu çözer mi bu da tartışılması gereken bir başka konu.

Gwadar saldırısı sonrasında Çin'in bölgede askeri bir üslenmeye gitmesi olasılıklar arasında sayılabilir. Gwadar'ın hem ticari hem de askeri bir üsse dönüşme olasılığı aynı zamanda Hint-Pasifik'teki güvenlik dengelerini de değiştirecektir.
Paylaş:

1.05.2019

Hibrit Savaş ve Çin'in Deniz Milisleri



Çin'in "deniz milisleri" olarak bilinen "balıkçı tekneleri" Güney Çin denizinde yaşanan gelişmeler sonrasında daha çok gündeme gelmeye devam ediyor.

Özellikle Pentagon'un bu teknelere "savaş gemisi" muamelesi yapacağını açıklaması Güney Çin Denizinde tansiyonun giderek yükseleceğini gösteren önemli bir işaret.

Çin'in "üçüncü deniz gücü" olarak tanımlanan bu teknelerin Çin Deniz Kuvvetleri ve Çin Sahil Güvenliği ile koordineli hareket ettiği belirtiliyor. Çin iddiaları kabul etmezken bazı uzmanlar bu balıkçı teknelerinin askeri unsurlar olduğu konusunda ısrarcı.

 “Denizde Gerilla Savaşı”

Filipinler ordusu Ocak ayından bugüne Thitu Adası'nın yakınlarındaki Sandy Cay bölgesinde 275 gemi tespit etmiş durumda. Bazı uzmanlar bu yaklaşımı "guerrilla warfare at sea" (denizde gerilla savaşı) şeklinde yorumluyor.

Ancak Çin'in Filipinler elçisi Zhao Jianhua aynı fikirde değil ve iddiaları reddederek bu teknelerin “hiçbir şekilde silah bulundurmayan" balıkçı tekneleri olduğunu belirtiyor.

Uzmanlar; bu tür "milislerin" bölgesel iddiaların vurgulanması, keşif faaliyetleri yapılması ve tartışmalı alanlara erişimin zorlaştırılması gibi stratejik hedefleri teşvik etmek için kullanıldığını söylüyor.

Pek çok tekne uydu navigasyonuyla donatılmış olduğu için gemi konumlarını takip edip iletebiliyor ve denizde istihbarat toplayıp rapor edebilme kapasitesine sahip. Hatta Erickson ve Kennedy’ye göre milis tekneleri; diğer birimleri izlemeye, kısa mesajları iletmeye yarayan ve mürettebatın Çince karakterleri yazabileceği bir tablet ekranına sahip olan Çin'in Beidou navigasyon uydu sistemine sahip.

James Kraska ve Michael Monti’nin 2015 yılında yayımladığı The Law of Naval Warfare and China’s Maritime Militia (Deniz Savaşı Kanunu ve Çin’in Deniz Milisleri) isimli makale konuya hukuki bir perspektiften baktığı için son derece aydınlatıcı.

Kraska ve Monti’ye göre bu milisler Çin tarafından organize edilen ve daha çok istihbarat toplama ve iletişim konusunda yardımcı olan, donanmanın hedeflerine yönelik işe yarar bilgiler üreten donanımlı (eğitimli) bir balıkçı teknesi ağı.

“Hibrit Sivil Deniz Kuvvetleri”

Çin’in balıkçı tekneleri konusundaki ısrarı deniz savaşı kanununda balıkçı teknelerinin savaşa dahil olmadıkları sürece korunmaları ve savaş dışı tutulmaları hususuna dayanıyor.

Kraska ve Monti’ye göre Çin; Güney Çin Denizi'ndeki jeopolitik iddialarını desteklemek için dünyanın en büyük sivil balıkçı teknesi filosunu işletiyor. Hibrit Sivil Deniz Kuvvetleri olarak adlandırılan bu milisler aynı zamanda Japonya ve Vietnam'a karşı zorlayıcı deniz diplomasisini destekleme konusunda da önemli bir rol oynuyor.

Çin'de iki yüz bin balıkçı teknesi olduğu ve bu sektörde 14 milyon insan istihdam edildiği tahmin ediliyor. Ancak bu amaçla kullanılan 23 bin civarında balıkçı teknesi olduğu iddia ediliyor. Deniz milisleri Çin savaş gemilerine lojistik destek de sağlıyor.

Örneğin iddialara göre söz konusu gemiler Çin’in Güney Çin Denizi’nde bilinen yapay adalarını inşa etmek için inşaat malzemeleri sağlıyor. (1990’lardan bu yana en az 2.65 milyon ton.)

2012 yılı Haziran ayında Hainan eyaletinde bulunan ve devlet tarafından işletilen Baosha Fishing Corp.'un yöneticilerinden He Jianbin, Global Times gazetesine verdiği bir röportajda Çin devletini balıkçıları Çin milislerine dönüştürmeye çağırmış;

“Güney Çin Denizi'ne 5.000 Çinli balıkçı gemisi koysak, 100.000 balıkçı olur. Ve hepsini milis yapıp onlara silah verirsek, Güney Çin Denizi'ndeki tüm ülkelerin birleşik kuvvetlerinden daha güçlü bir askeri gücümüz olur. Her yıl mayıs ve ağustos ayları arasında, balıkçılık faaliyetlerinin olmadığı dönemlerde bu balıkçıları/milisleri balık avlama, askeri operasyonlarda beceri kazanma, ve güney Çin denizinde yaşanan problemleri çözmeyi sağlamaları konusunda eğitmeliyiz.” diyor. (Miles Yu, Inside China: Armed Fishermen, Washington Times)

Bu görüşler her ne kadar ilginç olsa da resmi bir söylem değil. Şu ana kadar bu balıkçı teknelerinin “silahlandırıldığı” yönünde somut bir kanıt bulunmuyor. Bu nedenle söz konusu teknelerin “savaş gemisi” olarak değerlendirilmesi amacını aşan bir değerlendirme olarak görünüyor.

“Zorlayıcı Olmayan Bir Diplomasi Yöntemi”

Çin; Vietnam, Filipinler, Malezya, Endonezya ve Brunei ile var olan gerginlikler arttıkça, deniz milislerini açık çatışma riski olmadan kullanarak zorlayıcı olmayan bir gri yöntem benimsiyor. Bu aynı zamanda barış döneminde bölgedeki hegemonik yaklaşımını tahkim etmesine de yarıyor.

Çin, Senkaku Adaları konusunda yaşanan anlaşmazlık hususunda da Japonya'ya karşı aynı stratejiyi kullanıyor.

Örneğin 8 Eylül 2010'da Çinli bir balıkçı teknesi Senkaku Adaları yakınında iki Japon Sahil Güvenlik gemisine çarptı. Geminin kaptanı Zhan Qixiong ve on dört mürettebatı, Japonya Sahil Güvenliği tarafından gözaltına alındı. Denizciler iki hafta sonra serbest bırakıldı ancak olay Çin-Japonya ilişkilerine ciddi hasar verdi.

 “Halk Savaşı ve Çin Deniz Milisleri”

Çin deniz milislerinin felsefi temeli, sivil ve askeri yapıların entegre olduğu “halk savaşı” kavramına dayanıyor. Pekin Büyükelçiliğinde eski bir askeri ataşe olan Dennis J. Blasko deniz milislerinin “halk savaşı kavramının modern şartlar altındaki bir uzantısı olduğunu öne sürüyor."

Çin; balıkçı teknelerinden oluşan milis yapısının bölgesel hegemonya amacındaki stratejik hedefi desteklemenin daha az kışkırtıcı bir aracı olabileceğine inanıyor.

Çin’in deniz milisleri, balıkçı tekneleri ile deniz kuvvetleri arasındaki çizgiyi bulanıklaştırma riskini de beraberinde getiriyor. Bu nedenle uluslararası deniz hukuku kapsamında yapılacak değerlendirmeler ilerde yaşanabilecek ihtilaflar açısından son derece önem taşıyor.

 “Gri Bölge Operasyonları ve Tanımlanamayan Askeri Unsurlar”

Balıkçı tekneleri olduğu için karşılarındaki unsurları şaşırtan bu yapıların gri bölge operasyonlarında kullanıldığını iddia eden uzmanlar teknelerin "bir lahana" gibi bölgeyi çevrelediğini belirtiyor.

Bir bakıma tartışmalı bölgelere askeri unsurların sızması noktasında geliştirilmiş bir strateji olarak tanımlanabilir.

Tanımlanamayan bu askeri unsurların faaliyetleri bir anlamda dördüncü nesil savaş konsepti içerisinde ya da hibrit savaş yaklaşımı açısından değerlendirilebilir.

Pekin’in deniz milisleri bölgede gelecekte yaşanacak olası deniz savaşlarında önemli bir rol oynayacak şekilde pozisyon almış durumda. En azından iddialar bu yönde olduğunu gösteriyor.

Pentagon’un “savaş gemisi muamelesi yaparım” açıklamasını da hesaba kattığımız zaman balıkçı tekneleri ve savaş gemileri arasındaki çizginin giderek silikleştiği ve hibrit harbin konvansiyonel harp yaklaşımlarına giderek daha fazla nüfuz ettiğini söylemek mümkün.

ABD-Çin arasında Güney Çin denizinde ileride yaşanacak olası bir askeri sürtünmede bu balıkçı tekneleri daha çok gündeme gelebilir. Bu nedenle yasal pozisyonlarının netleştirilmesi iki büyük güç arasında yaşanabilecek yanlış anlamalara da mahal vermeyecektir.

Paylaş:
Copyright © Hussoloji | Powered by Blogger Design by ronangelo