"Günlük Kişisel Gazete"

Hussoloji Blog

Türkiye'nin en uzun soluklu blog yazarı. (2005-2017)

2.12.2017

Google Keep Nedir?


Akademik yazım sırasında en çok ihtiyaç duyulan şeylerden birisi okuduğunuz eserlerden not alma ve bunların kolay ulaşılabilir bir şekilde listelenmesidir. Bilimsel bir metin yazarken yoğunlaşmak ve taradığınız kaynak metinlerden cımbızladığınız parçaları, argümanlarınızı test etmek için yoğurmanız gerekmektedir.

Akademik yazım ile uğraşıyorsanız mutlaka bazı yardımcı programlara ihtiyacınız olacaktır. Bunlar arasından şahsen çok kullandığım programlardan birisi "Google Keep". Google Keep, Google tarafından geliştirilen bir not alma ve liste hazırlama uygulamasıdır. Kullanmak için bir google hesabınız olması yeterli ve mobil, masaüstü, dizüstü tüm cihazlarınız ile senkronize edebilmeniz kullanım açısından son derece uygun.

Ben notlarımı etiketleyerek ve dipnotlarını da ekleyerek listeliyorum. Akademik bir makale, tez ya da rapor yazarken Zotero+Google Keep ve Ms Word üçlüsü müthiş bir kolaylık sağlıyor. Zotero da çok kullanışlı bir referans uygulaması mutlaka kullanmanızı öneririm.

Google Keep ile Ses Kaydı Yapmak da Mümkün

Google Keep ile ses kaydı yapıp bunları da not olarak eklemeniz mümkün ki bazen aklınıza bir anda gelen fikirleri bu şekilde depolamanız gün içinde size önemli avantajlar sağlayabilir. Eklediğiniz notları renklerine göre listelemeniz de mümkün. Böylece notlarınızı renklerine göre tasnif ederek çalışmanız da kolaylık sağlayacaktır.

Google Keep'i chrome tarayıcı kullanıyorsanız onun üzerinden bir eklenti ile de kullanabiliyorsunuz. Özellikle internet üzerindeki metinleri kaynağı ile beraber yanına notlar da iliştirerek keep'e atmak son derece kullanışlı ve çok zaman kazandırıyor.

Google Keep akademik yazanlar için son derece kullanışlı bir araç. Ayrıca yanına eklenmesi gereken programlar da elbette mevcut. Örneğin Microsoft One Note da kullanıyorum ve onun da kendine özgü kolaylıkları var. Kısacası içeriği organize etmek ve kullanmayı kolaylaştırmak gün geçtikçe daha da kolaylaşıyor. Böylece daha organik içerikler üretmek de mümkün oluyor.
Paylaş:

1.12.2017

"Bu Telefondan Ses Yerine Su Geliyor..."


"Hasan emmi öldü deeel mi?" repliği ile açılan Sakar Şakir filmi Türk Sinemasının özellikle replikler açısından en deneysel komedi filmlerinden birisi. Baş rolde tartışmasız bir usta olan Kemal Sunal ile beraber onun yanında sıralanan karakterler tam anlamıyla bir sürreel geçit yapıyor.

"Borcunu vermeyenin donunu icra ile alırız." diyen Hacı (Ali Şen) karakterinin yanında Karamürselli Deli Hamdi ve Fatsali Osman'dan bildiğimiz Gardrop Fuat, Marmara Kazım, Lüfer ve apartman önünde limon satan Şükrü... Filmin ilk sekanslarında arzı endam eden kahvehane ahalisini ise hiç saymıyorum.

Film, amcasından kendisine miras kalan 15 milyon liralık mirası almak için İstanbul'a giden Şakir nam-ı diğer Sakar Şakir'in hikayesini konu alıyor.

Özellikle Şakir ile ölen amcasının emanetçisi Hacı Amca arasında ciddi bir rekabet ortaya çıkıyor. Şakir'in amcasından miras kalan bakkal dükkanına ilk geldiği gün "müşterinin ayağı alışsın" diyerek her şeyi bedava yapması ile başlayan ekonomik çılgınlığa Hacı amca tarafından anında keynezyen bir müdahale gelmesi ve akabinde Hacı amca ile Şakir arasında devam eden "hile satacan ki ihya olasın..." minvalinde devam eden eko-politik tartışmalar veresiye defterinin Şakir tarafından satılması ile son buluyor.

Veresiye defterine talip olan ve asıl amacı Şakir'i kandırmak olan Lüfer (Necdet Yakın) yanında Şükrü ve Marmara Kazım ile bakkal dükkanına gelir ve "İnek Kazım'a okuma yazma öğretmek için bir deftere ihtiyacı olduğunu" anlatır. Sonra anında veresiye defterine uzanarak "o defter bu defter" der. 

Marmara Kazım ise Şakir'in dükkandaki her şey beleş dediği gün bu uygulamayı duyurmak için çıktığı bir çatıdan yaptığı "yağma" çağrısı ise bilinir. "Koşun lan herkes koşsun, herif gelmeden dükkanı toz edin ha!" diyerek herkesi bakkal dükkanına yönlendirir.


En sonunda bakkalın ortadan kalkması ile memleketindeki kahvehaneye döner ve orada Arap karakterinin tüpü tamir ederken Şakir'in elinde sigara ile içeri girmesi bir anda ortalığı karıştırır.

Natuk Baytan'ın yönetmenliğini yaptığı bu çok ilginç repliklere ev sahipliği yapan Türk sinemasının gelenek dışı komedi filmlerinin öncüsü Sakar Şakir'e saygılarımızı gönderiyoruz.

"Alo alo amcacım beni duyuyor musun ev çok güzel beğendim valla, ses gelmiyor ya, herhalde bu da ses düğmesi olacak çevirelim, ulan bu telefondan ses yerine su geliyor ya, demek ki bu telefonlardan ses yerine su geliyor evet!..."

Paylaş:

30.11.2017

Yeni Nesil Blog Yazarlığı


Başlangıçta sıradan kişisel güncellemelerle dolu bir tür çevrimiçi günlük muamelesi gören bloglar son derece güçlü bir iletişim biçimine dönüştü.

Bir zamanlar ana akım medya tarafından görmezden gelinen bloglar şimdi kendileri bu ana akım medyanın yerine geçmiş durumda. Artık medyanın gündemini de sosyal medya belirlemeye başladı ki ana akım medya ile sosyal medyanın etkileşim meselesi başka bir yazının konusu olacak kadar geniş ve önemli bir konu.

Türkiye blog küresindeki ilginçlik uzmanlaşma alanlarının son derece kısıtlı olmasından kaynaklanıyor. Teknoloji, eğitim, yemek, hobi vb. alanlara sıkışan blog yazarlığının bu alanların yanında diğer uzmanlık alanlarına da kayması ve organik içerik üretilmesi en elzem konuların başında geliyor. Gerçi mikro-blogging ile farklı bir katmanda yoğun bir gelişme var ama orada da organik içerikten ziyade bir "fav" ve "retweet" çılgınlığı var. 

Ben Twitter'ın biraz da bu nedenle 280 karakter olayına girdiğini düşünüyorum. Twitter'ın amacı bu platformu daha fazla organik hale getirmek. Zaten yeni nesil blog yazarlığı da mikro ile makro blogging arasında bir yerde konumlanacak gibi görünüyor.

Yeni nesil blogculuğun mikro-blogging, makro blogging ve video blogging arasında gerçekleşecek bir füzyon sonucunda ortaya çıkacağını düşünüyorum. Buna izin verebilecek en verimli platformun ise şu anda Twitter olduğunu söylemek mümkün. Yakın zamanda Twitter'ın karakter sınırını kaldıracağını (en azından makro blogging için daha da genişleteceğini) düşünen ve iddia edenler arasındayım. Eğer bu gerçekleşirse çok daha farklı ve daha etkileşime açık bir blogging deneyimi bizi bekliyor olacak. Ne dersiniz?
Paylaş:

29.11.2017

Zimbabwe'de Bitcoin Çılgınlığı?


Gün geçmiyor ki bitcoin ile ilgili yeni bir haber ortaya çıkmasın. Bitcoin ile ilgili haberlerin yarısı yükselişi ve kırdığı yeni bir rekor ile ilgili oluyor. Ancak dünyada ekonomik krizlere abone olan bazı ülkeler için bitcoin önemli bir koruma aracına dönüşmüş durumda.

Birçokları için hala önemli oranda spekülatif olan bitcoin, enflasyonun pençesinde inleyen Zimbabwe halkı için ciddi bir yatırım aracı haline geldi. Öyle ki bu durumda bitcoinin değerlerine de yansıyor. Şu anda dünya piyasalarında 9000$ civarında işlem gören bitcoin Zimbabwe'de 13.900$'dan işlem görüyor. İnanılmaz bir talep var yani. Gerçi bazı uzmanlar Zimbabwe içerisinde lokal bitcoin pazarında fiyatın 7000-8000 dolar civarında olduğunu belirtiyorlar. 13.900 dolar Golix isimli exchange bürosunun verdiği fiyat.

Harare'de bir BT ve telekomünikasyon şirketi için çalışan Arnold Manhizwa "Yatırımımı koruyabileceğim tek yol bu" diyor. İki çocuk babası 34 yaşındaki Manhizwa, gibi insanlar için bitcoin neredeyse güvenli bir cennet. Reuters'e konuşan Manhizwa'ya göre "Bankamda 500 $ olsa geri alamayacağım ve değer kaybedecek, ancak benim bitcoinim her gün yükseliyor" diyerek Zimbabwe'lilerin bu ekonomik koşullarda ciddi bir risk aldıklarını ama buna mecbur olduklarını gösteriyor.

Aslında bu durum sadece Zimbabwe için geçerli değil. Ciddi mali problemler yaşayan Venezuela'da da önemli bitcoin talebi üst seviyelerde. Ekonomik kriz yaşayan bir çok yerde de durum buna benzer. Bitcoinin çılgınlar gibi yükselmesinin ardında yatan en önemli nedenlerden birisi de sanırım bu güvenli liman arama talebi.

Kısacası insanlar devletlerin güvence verdiği para birimlerinden sanal ve kendilerinin güvendikleri para birimlerine kayıyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir şey var. Hiçbir şey sonsuza kadar değer kazanamaz ve spekülatif yaklaşımlar eninde sonunda sanal paralar için hazırladıkları stratejileri devreye sokacaktır. Bu nedenle bir koyup üç alma sevdasından vazgeçmek bunun yerine elinizdeki ekonomik değeri korumaya çalışmak en doğrusu olacaktır diye düşünüyorum.
Paylaş:

28.11.2017

Sanal Gerçekliğin Geleceği: Leap Motion?


Bilgisayarlar ile yapılan jest etkileşimleri genelde bilim kurgu filmlerinden görmeye alıştığımız durumlar olmuştur. Ancak son zamanlarda ortaya çıkan bir takım aletler ve oyunlar sanal gerçekliğin sınırlarını zorlamaya başlamış durumda.

Leap Motion isimli kitler bunun en önemli örneği.

Dokunmatik ekranlar insan-bilgisayar etkileşimini fare-klavye ikilisinin tekelinin ötesine taşıyor, biz ve bilgisayarlar arasında mesafe koyabileceğimiz bir nokta kaldı mı? Doğrudan temas olmadan onlara talimat verebilir miyiz? gibi sorular artık cevabını bulmaya başladı.

Sanal Gerçekliğin Geleceği

Leap Motion, yüksek güvenilirliğe sahip bir mimik-çevre kiti için ilk ciddi örnek olarak öne çıkmış durumda. Ellerin hareketlerini inanılmaz bir hız ve doğrulukla izleyebiliyor. Uzun vadede bu olay mimikler ile bilgisayarların kontrolünün başlangıcı olarak kabul edilebilir. Çeşitli oyunlar ve deneyimleri leap motion ile sanal bir gerçeklik ortamında yaşamanız mümkün.

Leap Motion asıl misyonunun insanlar ve teknoloji arasındaki bariyerleri ortadan kaldırmak olduğunu iddia ediyor.

Bu teknolojiler sanal gerçeklikle ilgili çok daha kreatif bir geleceğin kapılarını açabilir. Dünya inanılmaz bir bilgi ve teknoloji çağına doğru akmaya devam ediyor.


Paylaş:

27.11.2017

Bitcoinler Askeri Sığınaklara Depolanıyor


Dijital sanal paralar her geçen gün daha fazla gündeme geliyor ve ekonominin önemli bir kısmını kaplamaya devam ediyor. Coincapmarket'in verilerine göre toplam pazar payı $288.094.260.776'ya ulaşmış durumda.

1 adet bitcoin 9000 $'ı geçti ve giderek yükselmeye devam ediyor. Uzmanların bitcoin için ileriye dönük tahminleri ise gerçekten ilginç rakamlara ulaşmış görünüyor. 

Bütün bunların yanında önemli sorunlardan birisi de bu bitcoinlerin depolanması olarak gösteriliyor. Bir çok "bitcoin cüzdan" (bitcoin wallet) uygulaması bu iş için ön plana çıkmış. Bunlardan birisi de kendisini en güvenli bitcoin cüzdanlarından birisi olarak sunan Xapo.

Xapo, şirketin özel müşterileri için bitcoin depoladığı İsviçre Alpleri'ndeki gizli bir eski askeri  sığınağı gazetecilerin ziyaret etmesine izin vermiş. 1947'de kurulan sığınağın Soğuk Savaş sırasında İsviçre ordusunun gizli merkezi olduğu iddia ediliyor.

Kasım 2017'den bu yana 10.000 metrekarelik sığınak, Deltalis firması tarafından data merkezi olarak işletiliyor. Nükleer saldırılara karşı bile önlem alınan sığınakta olası elektronik saldırılara karşı yoğun koruma olduğu belirtiliyor.

Xapo'nun güvenlik şefine göre, hem korsanlar hem teröristler tarafından sürekli saldırı altında olduğu için 24 saat boyunca sığınak korunuyor. 

Güvenlikten sorumlu yetkililer "7/24 saldırı altındayız. Bu bir yarış değil. Bu bir satranç oyunu. Rakibin bir sonraki hareketi hakkında düşünmek zorundasın. Rahat yok" diyerek dijital para dünyasının dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını bir kez daha gözler önüne seriyorlar.

Paylaş:

23.11.2017

Mezopotamya ve Tarihin İnşası


Siyasi tarihi M.Ö. 5000'lere kadar götürmek mümkündür. Özellikle Mezopotamya bölgesinde ortaya çıkan Sümer Kent Devletlerinin aynı zamanda siyasal birimlerin ilk örneğini oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Bu bölgede madenlerin az bulunması buradaki kent devletlerini tarım ürünlerini başka bölgelerde bulunan madenlerle takas etmeye yöneltmiş ve bu da ticareti ortaya çıkarmıştır. Ayrıca göçebeler ve diğer kent devletleri ile olan anlaşmazlıklar ve çatışmalar buradaki kent devletlerini askeri birimler kurmaya dolayısıyla "güvenlik" mimarisinin ilk örneklerini vermeye zorlamıştır.

Siyasal olanın ya da mezopotamya için söylemek gerekirse "otorite"nin inşası ise tarım ve ticaretin artması ve ortaya çıkan karmaşık yapının düzene sokulması ihtiyacı üzerinden ortaya çıkmıştır. Örneğin nehirlerin taşması meselesi bile büyük problemlere neden olmuş burada bulunan kent devletleri kanallar ve setler yaparak sulama işine rasyonel çözümler bulmaya çabalamışlardır.

İşte bu çaba otoriteyi ve ardından bürokrasiyi zorunlu kılmıştır.

Oral Sander tarih boyunca iki kampın sürekli bir şekilde mücadele ettiğini belirtir. Bir yandan göçebeler ve savaşçı aristokrasiler, diğer yanda ise köylüler, zanaatkarlar, krallar, din adamları ve tüccarlar.

Aslında uygarlığın ve tarihin inşasında bu iki kampın etkileşimi önemli bir yer tutmaktadır. Bütün tarih boyunca bu kampların mücadelesi ve çatışmaları tarihe yön veren temel dinamikler olarak ortaya çıkmıştır.

Hatta göçebe ve yerleşik olarak inşa olan siyasal ve ticari yönelimin belirli süreçler ile bir füzyon içine girmesi sonucunda imparatorluk asabiyyesinin oluştuğunu söylemek çok abartı olmasa gerek. Yazının bulunması ile beraber ortaya çıkan ve inşaya büyük bir mobilizasyon katan dinamik de unutulmamalı. Ortak toplumsal hafızanın oluşması ile beraber tarih de ortaya çıkmıştır.


Paylaş:

22.11.2017

Game of Thrones Sızıntıları ile İlgili İranlı Bir Kişi Suçlanıyor



BBC'nin haberine göre ABD'li savcılar, Game of Thrones senaryosunu sızdıran ve 6 milyon dolar  para talep eden İranlı Behzad Mesri isimli kişiyi bilgisayar dolandırıcılığı, gasp ve kimlik hırsızlığı yüzünden suçluyor.

ABD'li avukat Joon Kim, New York'taki basın toplantısında, Mesri'nin İran'da olduğunu söyledi.

ABD makamları onu hemen tutuklayamasa da, Mesri bunun sonuçlarına katlanacak diyen Kim,
"İran'ın dışına hiçbir zaman çıkamayacak" dedi.

Savcılar, FBI'nın arananlar listesine eklenen Mesri'nin, İran ordusu için çalıştığını ve ABD web sitelerini bozma amaçlı bir saldırıya karıştığını iddia etti.

Kim, "Mesri'nin bir süredir dünyanın dört bir yanındaki bilgisayar sistemlerine zarar veren deneyimli ve sofistike bir bilgisayar korsanı "olduğunu söyledi.

1.5 Terabayt veri çalan Mesri'nin talep ettiği parayı da bitcoin olarak istediği iddia edildi. 

Siber saldırıların dünya üzerinde ne kadar yaygınlaştığı ve tehlikeli bir hale geldiğinin önemli göstergelerinden birisi. 

Snowden ve Wikileaks hadiselerinden sonra bu tarz olayların artacağı ön görülüyordu. Bu kadar popüler bir dizi üzerinden bunun gerçekleşmesi uzun süre daha gündemde kalacağının da işareti olacak gibi görünüyor.


Paylaş:

Popüler Yazılar

Tweet