Herkese  Merhaba...Bildiğiniz gibi yeni bir uygulama başlatıp blogumda siz değerli blogcu arkadaşların  yazılarını "Konuk Yazar" ...

Angola!

Herkese  Merhaba...Bildiğiniz gibi yeni bir uygulama başlatıp blogumda siz değerli blogcu arkadaşların  yazılarını "Konuk Yazar" kısmında yayınlamaya başlıyorum...Bu ilk yazı...Bu kadar mükemmel ve kaliteli bir yazıyla başlayacağımı ben de tahmin etmiyordum...Angola'da yaşayan bir Türk figoltx.blogcu.com, yazdığı blogu ile bizce çok önemli bir kültür olayını gerçekleştiriyor.Çoğumuzun bilmediği bir coğrafyayı onun kaleminden hep birlikte öğreniyoruz. Blogumda konuk olmayı kabul ettiği için çok teşekkür ediyorum...İşte bol fotoğraflı harika yazısı "Kartal Yuvası, Samba"...Angola ile ilgili daha fazla yazıyı okumak için tıklayın...




Luanda'ya çepeçevre hakim Kartal Yuvası Samba, şehirdeki en büyük ve en manzaralı gecekondu mahallelerinden biri. Nihayet Samba'yı ziyaret etme ve fotoğraflama fırsatını bulabildim. Bitişik nizam gecekonduları, evlerin aralarındaki daracık sokakları, tozu, dumanıyla sevimli bir mahalle, Samba. Arabamızı park ettik ve tırmanmaya başladık. Mahallenin girişinde sağda kilisesi, az ilerleyince sağlı sollu satıcıların konuşlandığı küçük pazarı, biraz daha ilerleyince yine sağ kolda derme çatma barakasında terzisiyle Samba kendi kendine yetebilen bir gecekondu mahallesi.




Luanda Belediyesi şehir içindeki gecekonduları şehrin dışına taşımak amacıyla siteler inşaa ediyor. Eğer bir gün Samba halkı da taşınırsa diye düşünüp bu manzara nasıl değerlendirilebilir diye hayaller kurdum. İçinde restaurantlar, butik oteller barındıran, halka açık, yeşil bir park mı yapılır acaba? Umarım sadece yeni zenginlerin manzaranın keyfini çıkartacakları bir yerleşim alanına dönüşmez diye


ümit edelim ve gezimize devam edelim.



Buzdolapları olmadığından et, balık gibi gıda maddelerini güneşte kurutup böylelikle uzun süre muhafaza edebiliyorlar. Kurutma işlemi sırasında sinekler de nasibini alıyor tabiiki.



Evlerde taşıma suyla işler dönüyor, dolayısıyla küçükten kızlar evlerinin su ihtiyacını karşılamayı öğreniyorlar. Ayrıca Angola'lı bir kızın öncelikli olarak kafasının üzerinde kap, kacak, leğen, vs şeyleri taşımayı öğrenmesi gerekiyor. Böylelikle ileride aile bütçesine katkıda bulunabilmek için sabahları satacağı malını yüklenip yollara düşebilsin.



Angola'lı kızların ikinci öncelikli öğrenmeleri gereken şey ise bebekleri sırtlarında nasıl taşıyacakları. 15 yaşına kadar kız çocukları kardeşlerini bir çaput parçası içinde sırtlarına bağlayıp deneyim kazanıyorlar, 15 yaşından sonra ise kendi çocuklarını taşımaya başlıyorlar. Maalesef Angola'da anne olma yaşı çok düşük, kızlar 15'inde bebeklerini sırtlayıp, ikinciye hamile, kafalarının üstünde leğenleri, ailelerini geçindirmek için yollara düşüyorlar.



Angola yazı yaşadığı ve okullar tatil olduğu için Samba'lı çocuklar sokaklardaydı. Beni görünce ilk başta yadırgadılar, çekindiler, ama sonra ısındılar ve fotoğraf karesine girebilmek için itiş, kakış, hatta küçük çaplı bir izdiham bile yaşandı.


Angola'lıların çocukluklarında öğrendikleri diğer bir şey de dans etmek. Onlar Tanrı'ya ulaşmanın yolu olarak görüyorlar şarkı söyleyip, dans etmeyi, çok da başarılılar. Samba'lı çocuklar benim şerefime küçük bir gösteri bile tertipleyip, hem söyleyip, hem dans ettiler.

0 yorum: