Seçim üzerine 1.Kat 'ta uzun uzadıya konuştuk. Ancak günler geçtikçe medyada köşelerden değişik salvolar gelmeye başladı... Önce seçmeni...

Seçim Üzerine

Seçim üzerine 1.Kat'ta uzun uzadıya konuştuk. Ancak günler geçtikçe medyada köşelerden değişik salvolar gelmeye başladı...

Önce seçmenin tavrına karşı küçümseyici yazılar yazıldı hatta hakarete varan ifadeler kullanıldı...Bu tarz yazı ve söylemler bana bir klişeyi hatırlattı!

Hani hep söylenen bir geyik vardır. Bir profesörün oyu ile dağdaki bir çobanın oyu nasıl eşit olabilir!

Neymiş efendim, profesörün oyunu 5 tane çoban oyu saysak olmaz mı? Bu tarz söylemler ancak 3. dünya ülkelerinde olur. Gerçi bizim de 3. Dünya ülkesi olup olmadığımız konusunda da ciddi şekilde ikna kaabiliyeti yüksek kalemlere ihtiyacımız olduğu kesin...



Yukardaki geyiğe dönersek, seçimlere giderken demokrasinin gereklerini yerine getirdiğimizi unutuyoruz. Bir profesörün kendisini yönetecek adamı seçmesi doğal bir hak ise, bu dağdaki çoban için de geçerlidir...

Geçenlerde İskele Sancak programı takıldı gözüme. Sabah Gazetesinden Emre Aköz seçimler hakkında konuşuyordu.Çok güzel tesbitleri vardı. Örneğin "Dişçilik fakültesini bitiren birisi siyasal söylemler hakkında ne konuşabilir.Burada bir simitçinin aynı hakka sahip olmaması için gerekli olan nosyon nedir". Tam olarak bunları söylemedi ama "Dişçi isen dişçisin kardesim , bu senin siyasetten anladığını göstermez" mealinde bir şeyler söyledi...Ayrıca Ali Çarkoğlu'nun "Eğitimle de cehalet üretilebilir" tesbitini hatırlattı konuşmasında...

Türkiye'de siyaset üreten merkezlerin en büyük sorunlarından birisi "halka uzak" olmalarıdır. Türkiye'de siyaseti partiler ürettiğine göre, halkla olan ilişkilerini yeniden modellemek zorundalar. Halkın tercihlerini küçümseyerek siyaset üretilemeyeceği gibi bu durum halkın istemeye istemeye farklı siyasi tercihlere de yönelmesini sağlayacaktır... Bu nedenle Türkiye'nin acil olarak yeni siyasi mekanizmalara ihtiyacı vardır...

0 yorum: