Dün medyadaki en önemli tartışma konularından birisi de Amerika'daki bir Think-thank kuruluşunun Türkiye hakkındaki "geleceğe dönük...

Think Thank




Dün medyadaki en önemli tartışma konularından birisi de Amerika'daki bir Think-thank kuruluşunun Türkiye hakkındaki "geleceğe dönük senaryosu" idi...Bahsedilen think thank kuruluşunun (ya da düşünce üreten enstitü diyelim)adı "Hudson Institute"... ABD ve müttefikleri için düşünce üretmek ve geleceği, tahminler ile şekillendirmek üzerine kurulmuş...Kendiler böyle demiyor tabi ama ben böyle düşünüyorum...

Neden derseniz? Bu enstitünün raporladığı şeyler bir süre sonra siyasi kanat tarafından dizayn edilerek kitlelerin önüne konuyor.Bu tarz düşünce kuruluşları ülkelerin yeni planladıkları politika ve stratejileri meşrulaştırma zemini olarak kullanılıyor...Peki Türkiye için ortaya konulan "Karanlık Senaryo"da neler var?

  "Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu (kendisi emekli oldu) bir suikaste kurban gidiyor. Hemen ardından PKK'nın İstanbul-Beyoğlu'ndaki bombalı saldırısında 50 kişi can veriyor. Bunun üstüne Türk Ordusu 50 bin kişilik bir kuvvetle Irak sınırını geçip askeri harekat başlatıyor."


   Şimdi bunları bir yere not edelim ve geçen Kasım ayına dönelim. Newsweek dergisinde bir haber: "2007'de Türkiye'de askeri müdahale olması ihtimali yüzde 50..." Haberin kaynağı ise tanıdık bir isim: Zeyno Baran... Yani "karanlık senaryo"yu yazan Hudson Enstitü'nün Avrasya Politikaları Merkezi'nin yöneticisi...Tabi bu özelliği hemen komplo yazmamızı gerektirmez.Olabilir bu kuruluşta çalışıyor olması bir takım şeyleri daha önceden bildiğini göstermez.Belki de mükemmel siyasi analizler yapıyordur... Bu haberden bir süre sonra "darbe tetikçiliği" ile suçlanınca geri adım atıp "postmodern bir müdahale" bekliyorum demişti...Ve 27 Nisan E-muhtırası da postmodern bir balans ayarı niteliğinde...

   Yani anlatmak istediğim şey , bu kuruluş daha önce de dizayn ettiği bir takım stratejiler ya da analizlerle doğru saptamalar yapmış ama bu , son dehşet senaryolarının doğru olduğu anlamına gelmez. Asıl düşündüren nokta bu kadar hassas bir dönemden geçerken ABD'nin böyle bir çalışmayı neden basına sızdırdığı? Amaç birilerinin tepkisini mi ölçmek? Toplantıya neden Türkiye'den yetkililer katıldı? Ya da kuruluşun rutin bir senaryo çalışması mı? Ne olursa olsun bu senaryoda yer alan tahminler! son derece önemli ve bir dezenformasyon hareketi gibi...Sanki birileri Kuzey Irak'a girmemizi çok istiyor gibi bir izlenim oluşmuş durumda...Amaç açıkca ortaya çıkmıştır ki "Türkiye Kuzey Irak bataklığına çekilmek istenmekte"...Ama bir yandan da bölgeden gelen acı haberler ülkenin sabrını zorluyor.Bu aşamada alternatif terör politikaları oluşturulması gerekliliği gündeme geliyor.

   ABD "önleyici vuruş"(pre-emptive strike) gibi doktrinlerle Dünya'nın neresinden olursa olsun terörist avına çıkıp hatta ülkelere askeri müdahalelerde bulunurken, İsrail ; bir askeri yaralansa Filistini ateşe çevirirken , Rusya bile önleyici vuruş hakkının saklı olduğunu açıklarken....Türkiye hemen sınır ötesindeki terör unsurları ile ilgili bir şey yapamıyor...Ya da yaptırılmıyor diyelim...TSK şu anda her açıdan bölgede operasyon yapma kaabiliyetine sahiptir hatta Amerikan Ordusunun bile manevra kaabiliyetinin olmadığı bu topraklarda , Türk Ordusu çok hızlı hareket edebilir ve ani manevralar yapabilir. Bunu ABD'nin de bildiğine eminim... Ben yine de terör belasının sadece operasyon değil farklı alternatifler ile de çözülebileceğini düşünüyorum. Yani alternatif askeri politikalar oluşturulabilir. Geçenlerde baya tartışma konusu oldu, bölgede özel birlikler nokta operasyonlar yapabilir, bu Kuzey Irak için de geçerlidir diye düşünüyorum. Tabi bir yandan TSK bölgede aktifliğini sürdürürken Hükümet te sağlam siyasi politikalar üretmek zorundadır...

   Sonuç itibari ile gündem inanılmaz bir bilgi bombardımanı altında. Bir dezenformasyon harekatına maruz kalmış durumdayız. Birileri ülkenin geleceği ile oynamak istiyor ancak Atatürk ilkelerine sıkı sıkıya sarılmış bir Türk Milleti bu kritik günleri de aşacak ve aydınlık yarınlara kavuşacaktır...

0 yorum: