"Günlük Kişisel Gazete"

17 Ağustos 2007 Cuma

Emin Çölaşan ve Merkez Medya

Medyamızda son dönemde ilginç gelişmeler yaşanmakta. Transferler, işten çıkarmalar vs..almış başını gidiyor. Son haber ve en ses getireni ise Emin Çölaşan'ın Hürriyet gazetesinden ayrılması idi... Dile kolay senelerce Hürriyet'te çalıştıktan sonra ayrılmak kolay olmasa gerek...Ki çok kırgın olduğunu da açıkladı Çölaşan...

Peki Çölaşan'ın işine neden son verildi... Hürriyet Gazetesi genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök bakın bugün köşesinde neler yazmış:"

Hemen aklınıza şu soru gelecektir. Acaba siyasi bir mesele mi? Hayır kesinlikle böyle bir şey yok.
Öyle olsaydı, yazar kadromuza Yılmaz Özdil gibi Türkiye?nin en çok okunan, en muhalif seslerinden birini katmazdık. Öyle olsaydı, Oktay Ekşi, Bekir Coşkun, Tufan Türenç, Özdemir İnce, Yalçın Doğan, Yalçın Bayer gibi güçlü muhalif yazarlar bu logo altında yazıyor olmazdı."

Ee peki sebep ne o zaman? diye sorup yazının devamını okuyunca karşımıza şunlar çıkıyor...



"Çölaşan geçen 20 yıl boyunca istediği her şeyi yazdı.Yüklü tazminatlar ödeme pahasına bunlara ses çıkarmadık.Hürriyet bundan 5 yıl önce yeni yayın ilkelerini belirledi.Bu ilkeler, yeni ve çağdaş bir yayıncılık anlayışının temel taşlarıydı.Kişi hakları, hakaret, takıntı gibi konularda daha titiz bir yayıncılık sürdüreceğiz.Bunda kesin kararlıyız.İşte bu noktada Çölaşan?la bazı anlaşmazlıklar çıkmaya başladı.Hepimiz o kurumsal kimliğe saygı göstermek, onun koyduğu yayın ilkelerini benimsemek zorundayız."

Burdan da şu çıkıyor ki Emin Çölaşan'ın son yazdığı "Vay,vay,vay" isimli yazı kurumdan uzaklaştırılmasına neden olmuş. Ancak tabi bu işin görünen kısmıdır diye düşünüyorum. Şahsen bir çok yazarı okuyorum ancak Emin Çölaşan bunlardan birisi değil...Genelde soyut değil de somut (belediye ihaleleri, yolsuzluklar) konuları ele aldığı için her zaman okunduğu zaman insan da bir karamsar hava yaratıyor...Çoğu zaman belgeli şekilde konuşan dobra bir yazar...Dobralığı bugüne kadar başına iş açmıyor da neden bugün Hürriyet gazetesi bir anda çark ediyor...Bunun "yayın ilkeleri" gibi soyut ifadelerle geçiştirilmesi kolay değil bence...

Emin Çölaşan bir diyet şu anda, neye ve ne karşılığında feda edildi bilemem ancak muhalif yazarların bir bir mecra değiştirmesi akla birtakım soruları getiriyor. Tabi herkes Yılmaz Özdil örneğini veriyor..."O zaman Hürriyet neden Yılmaz Özdil'i transfer etti" deniliyor ancak bu korelasyonun sağlıklı olduğunu düşünmüyorum...Bu konu hakkında birçok komplo teorisi üretilebilir...Bekleyip görelim...
Paylaş:

3 yorum:

  1. Emin Çölaşan'ı Hürriyet okumadığım için düzenli olarak takip edemesem de aşağı yukarı hangi çizgide yazdığını biliyorum. Yani Hürriyet okumak zorunda kaldığım zamanlar ilk olarak onu okuyorum ve dört beş yıldır onun kaleminin değiştiğini fark etmedim. Bu noktada yaptığınız saptama çok tutarlı, sanırım Emin Çölaşan değil de Hürriyet değişti. Kötüydü, artık daha kötü bir hal aldı...

    YanıtlaSil
  2. burada ertuğrul özkök ne kadar oportünist bi adam olduğunu da bağırıyor.

    ayrıca "büyük yazar" diye diye transfer ettiği yılmaz özdili de konuyla ilgili piyon olarak kullanmış. yılmaz özdil büyük yazar ın y si olamaz. ama emin çölaşan ı işten çıkarmak için bir piyon olacak kadar da küçük yazar değil.

    YanıtlaSil
  3. Ülkemizde her ne kadar önümüze her daim sıcak bir gündem konulsa da ve bu yüzden de bu konu her ne kadar güncelliğini yitirmiş gibi görünse de bu yazınızı yorumlamak isterim gerçekten. Ne yazık ki ben, bekleyip de görülebilecek bir gerçekliğe kolay kolay ulaşabileceğimize inanmıyorum. Ha, komplo teorileri üretebilir miyiz? Kesinlikle, hatta yüzlerce... Ama bakan gözle, gören göz nasıl bir olmazsa bakan değil de gören bir teori üretmek daha sağlıklı olur zannımca. Şöyle ki, Emin Çölaşan'ın Hürriyet gazetesinden atılmasına (olay ilk Habertürk'ten duyurulduğunda doğru olup olmadığını teyit etmek için Hürriyet'i aradığımda karşımdaki bayan bayan aynen "atıldı" tabirini kullandı!!) sebep olan tek şey işte bizim gören gözlerimizi köreltmek isteyen, bu milleti bilinçli bir şekilde cahil bırakarak oyların %50sini alan, 2. cumhuriyet rejiminin piyonlarıdır... Ve şah-mat olana kadar bu piyonlar, atları, filleri, kaleleri bir bir yemeye devam edecekler. Ve son olarak bu yoruma işitsel bir tad katmak gerekecek olursa, arkadan gelen şu slogana bir kulak verin diyorum sadece: "Bir Tayyip alana, Aydın Doğan bedava!"

    hamiş: Kendimi tutmaya çalıştım ama biraz cellalenmiş olabilirim, kusura bakmayın :)

    YanıtlaSil

Popüler Yazılar