Pc Net Türkiye?nin en iyi 33 Blogcusunu seçmiş ve yayınlamış. ?İyi? ve ?Kötü? elbette göreceli kavramlar. Bunun yanında blogların iyi ve...

Türk Blogosferi ve Net Duruşu!


Pc Net Türkiye?nin en iyi 33 Blogcusunu seçmiş ve yayınlamış. ?İyi? ve ?Kötü? elbette göreceli kavramlar. Bunun yanında blogların iyi ve kötü olarak etiketlenmesi ise bir başka sorunu ortaya çıkarıyor. O da blogların netteki duruşları...


?Net Duruşu? hemen şimdi uydurduğum bir kavram. ?Politic Posture? (Politik Duruş) ile karşılaştırabiliriz. Dünyadaki bir çok blogcu ülkelerinde siyasi olaylara ve durumlara uzak kalmıyor ve hatta bazan olayların tam ortasında kalabiliyorlar. Tutuklanan Suudi Blogcu ile ilgili yazımı hatırlarsınız sanırım.



Bizim ülkemizde ise blog yazanların özellikle ?programlama-web tasarım-yemek-el işi?örgü? gibi konular arasına sıkıştığını görmek gerçekten can sıkıcı olsa gerek. Hatta bazı bloglarda sadece son çıkan programlar ve teknoloji haberlerinden başka bir şeye rastlayamıyoruz. Bunun nedeni googledan gelen anahtar kelimelere göre yapılan bir optimizasyon mu yoksa sadece bir tercih mi bilmiyorum ancak depolitize olmuş blogların Türk Blogosferine büyük bir katkısının olacağını düşünmüyorum...


 


Oysa demokrasinin en büyük nimetlerinden birisi ?kendini ifade etmektir?... Yüzlerce yıl önce doğrudan demokrasinin yaşandığı sitelerde insanların meydanlarda yaptığını bizler şimdi sanal alemde gerçekleştiriyoruz. Belki fikirlerimiz ve yazılarımız siyasi sürece büyük bir etkide bulunmuyor ancak süregelen konularda görüşlerimizi belirtmemiz demokrasinin olgunlaşmasına hizmet edecektir...


Ben blogların bu noktada önemli bir fonksiyona sahip olduklarını düşünüyorum. Bütün blogcuların da depolitize olmayı seçmek yerine (ki bu da politik bir posture?dir aslında) kendilerini ifade etmelerinin blogosferimize daha fazla yarar getireceğine inanıyorum...


Bu yazımdan ?politik yazmayanlar kötüdür? anlamı çıkarılmasın. Defalarca yazdım , blogun doğası gereği zaten içeriğine karışmaya hakkımız yok. Bizim söylemek istediğimiz sadece posture ile ilgili gerisi laf-ı güzaf...

10 yorum:

  1. Kesinlikle muhteşem bir tespit dostum! Bu konu üzerine zaman zaman ben de kafa yoruyorum. Dantel ve yemek tarifi blogları görmekten resmen gına geldi.

    Ve sanırım yakında bu eleştirel noktadan hareketle Türk blog camiasını azıcık da olsa kıpırdatacak bir hamleye şahitlik edeceğiz :)

    YanıtlaSil
  2. Söylemek istedikleriniz bakımından haklı olsanızda, yazınızdan yemek ve örgü bloglarını küçümsediğiniz anlamına çok kolay ulaşılmakta. Unutmayalım ki her insan kendine ait alanları kendi önem ve öncelikleri dahilinde kullanır. Bunu hobi bahçelerinin içerik farlılığından, evlerin dekorasyonlarına hatta arabaların dizaynına kadar birçok örnek verebiliriz. Toplum olarak kendimizi ifade etmekte, avcumuzun içine kadar sunulan özgür alanlarımızı gerektiği önemde kullanamamaktayız demiş olsaydınız sanırım yerden göğe haklısınız diyebilirdim tüm açık yürekliliğimle. Ama işin içine kadınlara has gibi görülen ama bir çok erkeğinde zaman zaman ilgisini çekebilen yemek ve el işi (ki göz nuru da diyoruz) gibi bloglara atıfda bulunmanız kırıcı olmuş gibi geldi. İnşallah ben anlatmak istediklerimi doğru ifade edebilmişimdir. Sevgiyle..

    YanıtlaSil
  3. Bu yazımdan ?politik yazmayanlar kötüdür? anlamı çıkarılmasın. Defalarca yazdım , blogun doğası gereği zaten içeriğine karışmaya hakkımız yok. Bizim söylemek istediğimiz sadece posture ile ilgili gerisi laf-ı güzaf?

    Yukarıdaki tümceyi sanırım es geçtiniz. Ben yemek bloglarını küçümsemiyorum tam aksine onların da blogun doğası gereği var olmaları gerektiğini düşünüyorum. Zaten dünyada da yemek bloglarımız ile tanınıyoruz. Peki bu kadar yemek-el işi ve programcılık blogu arasında tanınan ve etkili olan politik bir kalem yok! Depolitize edilmiş bir 80 sonrası kuşağının bu gerçekle yüzleşmesi gerekmektedir. Ben de sadece bunu yazdım...

    YanıtlaSil
  4. Eğer blog açan insanların %60'ı örgü ve yemek blogu açıyorsa ben bunda bir hobi yaklaşımı göremiyorum. Ülkenin yarısı örgü ve yemek tarifi meraklısı mı? Bence siz anlatılmak istenen şeyi tersinden algılıyorsunuz. Olay tamamen kolay yoldan zengin olma hayalleri. Yazılarının tamamını kendisi kaleme alanlara elbette söylenecek birşey yok ama insanlar 100 ayrı siteden/blogdan kopyala yapıştır derleme yapıp adsense reklamlarını da sitenin/blogun heryerine döşüyorsa, o zaman adımız ülke olarak "Fırsatçı" oluverir. Neden ülke gündemini kaleme alan blogcu sayısı çok az? Hatta yok denecek kadar? Belki siz de kendinizce hobi tarzı bir blog sahibisiniz bilmiyorum, ayrıca lafım size de değil sevgili kalderavolkan. Ama eminim ki bu ülkede açılan blog sayfalarını tarasak, dolu içerik sayısı binde 1'de kalır. Gerisi sadece adsense'den üç beş kuruş kaldırmaya yönelik fırsatçı teşebbüsler...

    YanıtlaSil
  5. Hayır, yapmaya çalıştığınız içeriklerine müdahale değil bunu anlayabiliyoum ama dedim ya yazınız ilk okunduğunda (altındaki ilk yorum da bunu gösteriyor zaten) bu blogları küçümsemek gibi görünüyor. Ben sizi yaklaşık 1 yıldır aralıksız (log işlerinden uzak kaldığımda bile) takip eden yazılarınızdan kendime fazlasıyla pay çıkarmış biriyim. Sadece yanlış anlaşılmanızı istemediğim için samimiyetinize dayanarak düşüncemi yazdım...

    YanıtlaSil
  6. Sayın Fikret, bakın bahsettiğiniz oranı ben bilmiyordum sayenizde öğrenmiş oldum tşk. ederim. Ozaman siz söyleyin bu oran %60 ise neden? Hobi olayını geçmiş bu iş sizin de dediğiniz gibi...

    YanıtlaSil
  7. Gerçekten güzel ve yerinde bir tespit. Artık Türk blog yazarları teknoloji ve ev işlerinin dışında da yazılacak onca şey olduğunun farkına varmalıdır. Türkiye'nin en iyi blogları diye gösterilen blogların el işi blogu olması, açıkçası ben, fazlasıyla üzüyor. Düşünmekten ve fikirlerden bu kadar uzak bir millet olmamalıyız..

    YanıtlaSil
  8. Sevgili Kalderavolkan. 4. yorumda da yüzeysel olarak belirttiğim gibi, Türkiye'de şöyle bir mantık var son 1 yıldır: Blog açmak ücretsiz nasılsa, şikayet üzerine kapatılsa bile kaybedeceğim birşey yok, başka isimle yenisini açabilirim. O zaman neden yüzlerce site ve blogdan içerik çalıp, google adsense sistemine üye olmayayım? 10 ayrı konuda blogum olsa, her biri bana günde 2-3 dolar kazandırsa ayda en az 200 dolar kazanırım. Bana inanın bunu yapan çok insan var. Bu mantıkla giden bir kişinin genelde 1 adet dantel blogu, 1 adet yemek tarifi blogu, 1 adet dizi özetleri blogu, 1 adet flash oyun blogu mevcut. Sahiplerini araştırırsanız hepsi aynı kişi çıkıyor. 5-6 farklı alanda hobimsi blogun tek bir kişiye ait çıkması oldukça şaşırtıcı... Ve bu tür insanlar insanlar yüzünden google adsense ingilizce içerikli sitelere tıklama başına çok daha yüksek ödemeler yaparken, ne yazık ki türkçe içerik sunan sitelere tıklama başı ortalama 1-3 sent ödüyor ve bunun tek sebebi, içerik hırsızı açıkgözler... 100 kişinin 10 tanesi bu işi hobi için yapıyor olabilir, ona zaten hiçbir lafım yok. Benim derdim hobi kisvesi altında blog açıp, hiçbir yazıyı kendi yazmadan ordan burdan araklayanlara...

    YanıtlaSil
  9. Yazının altına imzamı atarım çok haklısın hep aynı konulu blogları görmekten benim de midem kalktı açıkçası. Ama bir çok kişinin kendi olmak yerine bu tür tercihleri yapmasının sebebi olarak da "önyargılardan tırsılmasını" örnek gösterebilirim. Şahsen ben ne zaman bazı politik fikirlerimi dile getiren bir yazı yazsam akabinde blograzzi puanım 1-2 ibre aşağı iniyor her ne hikmetse ((: Çok ciddiyim.. Hal böyle olunca da birçok kişi politik oluyor, çok renkli görünmek istiyor -bukalemun tarzı- ya da rengini belli etmiyor.. Saygılar..

    YanıtlaSil
  10. ..haklısınız

    bir çok kişi blog adına sağdan soldan bulduklarını kopyala yapıştır yapıp bunada blog diyorlar..

    bir yerde okumuştum

    amerikada blog tutmak için para bile ödeyenler varmış

    yani biri senin adına yazıyor blog sahibide yazana ücret veriyormuş.

    blog bile sektör oldu..

    enterasan bi durum...

    YanıtlaSil