Bir süre önce değerli blogcu kardeşim Okan Yüksel benle mini bir röportaj yapmıştı. Türkiye?deki Blog Dünyası ile ilgili bir e-kitap hazırl...

"Alternatif Köşe Yazarı"





Bir süre önce değerli blogcu kardeşim Okan Yüksel benle mini bir röportaj yapmıştı. Türkiye?deki Blog Dünyası ile ilgili bir e-kitap hazırlıyordu. Kitap ne aşamada bilmiyorum ancak benimle yaptığı mini röportajı blogumda yayımlamak istiyorum. Okan?ın bu çabası inşallah hak ettiği yeri bulur ve güsel bir e-kitap okuruz...




--Kendiniz hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Kaç yaşındasınız, akademik öğreniminiz ne durumda, ne iş yaparsınız?



27 yaşındayım ve Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Tv-Sinema bölümü mezunuyum. Okuduğum lisans bölümüm nedeni ile sinema konusunda son derece hassasım. Ve iletişim fakültesi olması nedeni ile de ufak da olsa bir gazeteci hassasiyetimin geliştiği söylenebilir... Şu aralar da sosyoloji ya da siyaset bilimi alanlarında yüksek lisans yapma konusunda plan ve projelerim mevcut...



--Günlük hayat koşuşturması içinde blog yazmaya ne zaman ve neden karar verdiniz?



Üniversiteden mezun olduktan sonra bekletmeden yaptığım vatani görevimin de bitmesi ile kendimi iş dünyasına atmaya karar verdim. Ancak malum Türkiye?deki işverenlerin azlığı ve iş isteyenlerin çokluğu nedeni ile oradan oraya savrulduk. Medyanın içinde bir türlü kendimize yer bulamamanın getirdiği hiddet ve öfke ile başladım blog yazmaya... Başlarda çok amatörce yazılar çıktı ama zamanla yazılarıma çok özen göstermeye başladım. Ardından Türkiye dışındaki blogosferleri inceledim. Mesela ?Msn Röportajları? fikri bu incelemem sonucunda oluşmuş bir projeydi ve o zamanlar çok da tutmuştu. Blog yazmaya 2005 yılında blogcu.com?da başladım. Hatta ilk blogum da hala yayın hayatını devam ettiriyor. Elimden geldiğince orada da yazmaya devam ediyorum.


Blogların ?alternatif birer medya? olduğu düşüncesinde olduğum için bu durumun zamanla çok gelişeceğine ve bağımsız medya gruplarının ortaya çıkacağını düşünüyorum.



--Blogunuzda genellikle ulusal ve uluslararası haberler, güncel yorumlar okuyoruz; bu noktada blogunuzu hangi kategoriye ait görüyorsunuz? Blogunuza bir kategori seçerken ne gibi kıstasları göz önünde bulundurdunuz?



Aslında kategorilendirmeyi sevmem ama illa da bir sınıflama yapacak olursak; Haber ve Gündem kategorisi uygun görülebilir. Onun dışında blogların bir üst-kimlik olarak hepsinin ?Kişisel? kategorisine sokulmaları gerektiğini de düşünmekteyim...



--2005 yılından bugüne Türkiye?de blog yazmış birisi olarak, blog anlamında dünyada yaşanan gelişmelerin Türkiye?deki yansımalarını yeterli buluyor musunuz? Türkçe bloglar, dünyadaki genel düzeye göre neredeler?



Şimdi bu konuda bir tez bile yazılabilir ama kısaca belirtmemiz gerekirse biraz gerideyiz. Ama bunda ?blog? kavramı ile geç tanışmamız da etkili oldu. Amerika?da başarılı bloglar 2000-2005 arasında ortaya çıkarken bizde ise 2005?ten sonra blog yazılmaya başlandı zaten. Daha önceden web sitesi sahibi olup da kendilerine blog demeyenleri ise ayırıyorum. Biliyorsunuz bir dönem de bir Php-nuke portal olayı vardı...Herkes bir portal açıp derleme siteler yaparlardı. Bu durum bir açıdan bloglara da yansıdı ancak okuyucular bu elemeyi son derece başarılı şekilde yaptılar...


Türk Blogosferi 2007-2008 ile beraber ciddi bazı yapılanmalara da gitti. İşte blog ödülleri projesi, Türk Blog Yazarları oluşumu ve yazarların gerçekleştirdiği toplantılar blogosferin oluşumu ve gelişimi açısından ciddi atılımlardır diye düşünüyorum... Bunların çeşitlendirilerek arttırılması gerekiyor. Bir de blogların güncel bazı konular hakkında tavırlarını daha bağımsız şekilde ortaya koymaları hem blogosferin duruşunu belirleyecek hem de gücünü ortaya çıkaracaktır. Milliyet Gazetesi bile ?blogların? gücünü farketmiş ve kendi tekelinde bir blogosfer yaratmayı başarmıştır. Oysa bloglar ?Alternatif Medya Ortamı? olarak ortaya çıkmalıdır diye düşünüyorum. Bir süre önce Milliyet?in o blog ortamında da yazdım ve sistemi kullandım. Ancak editör incelemesinin olduğu yerde bağımsız yazmaktan söz etmek zordur. Tamam editörler genelde blog yazılarına fazla karışmıyor olabilir ancak blogun doğası gereği, yayıncı ilk elden okuyucu ile buluşmalıdır diye iddia ediyor ve böyle olmalı diye de diretiyorum...




--?Alternatif Köşe Yazarınız? sloganıyla uzunca bir süre yayın yaptınız. Bu noktada haber-yorum bloglarını nasıl buluyorsunuz? 21. yüzyıl medya sektörü içerisinde haber-yorum bloglarını görebilecek miyiz?



Şimdi ?Alternatif Köşe Yazarı? konseptinin ortaya çıkışındaki temel düşünce Alternatif Medya?dır. Ben Türk Blogosferinin alternatif bir medya çıkaracak güce sahip olduğuna inanıyorum ve bu blogosfere mensup insanların da yani blogcuların da alternatif birer köşe yazarı olduklarını düşünüyorum. Editör ya da Genel Yayın Yönetmenlerinin olmadığı bağımsız bir medya ortamı yani blogcuların oluşturduğu bir medya...


O yüzden bir çok blogcunun bir araya geldiği bir komünite blog ortamının bu altertanif medya ortamına atılacak ilk adım olacağını düşünüyorum. Sponsor bağlantılar ve farklı yapılarla oluşturulacak bir gelir modeli içerisinde başarılı ve bağımsız yapılar ortaya çıkarılabilir...



--Yaşanan Irak savaşında pek çok uluslar arası ajans haberlerini blogları referans göstererek üyelerine geçti. Bu noktada blogların dünyada ciddi bir konuma geldiğini gözlemliyoruz. Türkiye?de ise yeni yeni gelişmeler gözlemleniyor. Türkçe blogların bu kadar yavaş bir ilerleme seyri göstermesini nelere bağlıyorsunuz?



Şimdi Irak?taki durumu analiz etmek için farklı bakış açılarından bakmak gerekiyor. İlk olarak Saddam Hüseyin?in olduğu bir Irak?ta bloglar neden bu kadar etkin değildi diye sormak gerekli. Savaş patladıktan sonra bölgedeki blogcular oluşan boşluğu iyi değerlendirdiler... Özellikle Avrupa Medyası da bu bilinmeyen bölgedeki haberlere ulaşmak için aç bir şekilde haber kaynağı olarak Iraklı Bloglara resmen saldırdılar...Irak?ın işgalini savunan bloglardan tutun da bağımsızlık mücadelesi isteyen bloglara kadar geniş bir yelpaze oluştu. CNN ve ?Embedded Media? (İliştirilmiş Gazeteciler)?den alacağınız haberler yerine bağımsız ve kişisel bloglardan alacağınız haberler tabii ki daha güvenilir olacaktır. En azından olaylara farklı bakış açılarından bakma şansına sahip olursunuz...


Türkiye?deki duruma gelince bu tarz bir yapının oluşması için öncelikle görülebilir olmamız gerekiyor. Yani birileri sizi referans alıp Türkiye ile ilgili haber yaparsa aynı durum bizim blogcular için de geçerli olacaktır. Ancak Türkiye?de siyasi ve sosyal konular hakkında yorum yapan ve yazan blogcular bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu azınlıktaki yazarların çoğunluğunda da yapılan yorumlar gazetelerin okuyucu mektupları köşesindeki gibi oluyor. Çünkü genelde popüler konular işlendiği için hamasi nutuklar atılıyor ve bu blog yazıları kaynayıp gidiyor. Oysa farkedilmek için ortaya projeler sunmak zorundasınız. ?Yapılan Özelleştirmeler? ile ilgili bir yazı yazarken ?Evet? veya ?Hayır? demeden önce Dünya?da bu yöntemi uygulayan devletleri incelemeli ve ona göre bilimsel verilerle bir yazı yazmalısınız ya da Türkiye neden yeterli oranda yabancı sermaye alamıyor sorusunu bir blog yazısı ile cevaplandırmak istiyorsanız en azından İzlanda?nın hangi yolları izleyerek bu işi başardığını ve İzlanda?nın öyküsünü bilmek zorundasınız... ?Yabancı Sermayeye İhtiyaç Yok? diyorsanız da dünyadaki örnek ülkeler üzerinden giderek bilimsel ve planlı bir blog yazısı yazarsanız bir gün Avrupa ya da Amerikan medyası da sizden referans alıp neden haberler yapmasın?


Ama her gün sitelerin mahkeme kararı ile kapatıldığı bir ülkede her şeyi yazmak da kolay olmuyor. Çoğu blogcunun bu nedenle siyasi ve sosyal konulardan uzak durduğu kesin. Sonuç olarak bu yavaş ilerlemenin Türkiye?de hızlanacağını düşünmüyorum ama blogosfer güçlendikçe kendi içerisinden de sağlıklı yazarlar çıkaracaktır...



--Türkiye?de pek az yapılan bir işe imza atıyor ve iki farklı dilde daha blog yazıyorsunuz. Yabancı dilde yayınladığınız bloglara dünyadan nasıl tepkiler geliyor? Türk blogculuğuna dünyanın bakışı sizce nedir?



Ben ilk günden beri Türk Blogosferinin artık dünyada adını bir şekilde duyurması gerektiğine inanıyorum. O nedenle www.turkeyblog.org gibi bir çalışma başlattım. Daha doğrusu başlattık. www.engilizce.com adresinde yazan arkadaşımız Fikret ile Türk Blogosferinin böyle bir açığı olduğunu düşünüyoruz. Dünya Blogosferinde yer almak istiyorsanız ve onlardan feedback alma isteği içerisindeyseniz ?ingilizce? yazmak şart. Biz de öyle yaptık ve çok sıcak tepkiler aldık. Yalnız reklam ve tanıtım önemli. Biz şu anlık beta aşamasındayız projenin bir yerlere gelebilmesi için destek almak zorundayız. Sonuçta herşey bir yerde maliyete odaklanıyor. Ama şunu söyleyebilirim biz Türk Blogcular olarak sesimizi dışarda da duyurmaya hazırız yeter ki çaba gösterelim...



--Bugüne kadar ulusal yayın yapan birçok yayın organına röportajlar verdiniz. Türk basınının bloglara ilgisini ne düzeyde, bu düzeyi yeterli buluyor musunuz?



Şimdi Türk Medyasının en büyük özelliklerinden birisi eline geçirdiği her şeyi kullanma isteğidir. Bir dönem bloglar çok konuşuldu ve bu durum Medyayı rahatsız etti. Bloglardan kurtulmanın en kolay yolu da medya olarak önce onlardan bahsediğ trend yaratmak ve sonra da unutmaktı. Bir dönem bu blog trendi hakkında onlar da konuştular ancak çabuk bir şekilde bu durumu es geçtiler...


Sadece Milliyet oluşturduğu blogosfer ile bir ölçüde bloglara gazete içerisinde yer açmaya devam ediyor. Ancak Milliyet Gazetesinin yeni site tasarımında ?blog? sekmesini bulmak için büyütece ihtiyacınız var. Kaldı ki zaten basılı gazetede tek bir blog yazısı bile çıkmıyor. Ama Milliyet Blog sayfasına takılan üyeler kendi aralarında yazıp kendi aralarında konuşuyor durumuna düştüler. Milliyet Gazetesinin bu potansiyeli kullanmak konusunda hiç bir isteği gözükmüyor. Bu da medyanın bloglara olan ilgisini gösteriyor sanırım.



--Blogunuzun hayatınıza kattıkları ve kaybettirdikleri nelerdir? Blog yazarken harcadığınız mesai sizi tatmin etmeye yetecek sonuçlar doğuruyor mu? Maddi ve manevi kazançlarınız ne düzeyde oluyor?



Bana kazandırdıkları çok. En azından düşündüklerimi kompoze etme yetim çok gelişti. Bir konu hakkında yazmadan önce onu nasıl 3 paragrafta yazabileceğimi planlıyorum. Malum internet okuyucularının bir sayfada ortalama kalma süresi 1.8 saniye... Böyle bir durumda uzun yazmanın bir anlamı yok. Bir çok kişi okumuyor. Ben de bu durumdan ilham alarak yazılarımı belli standartlar içerisinde yazıyorum. Tabi bunlar sadece biçimsel standartlar... İçeriğin özgürleşmesine engel olamam...


Blog yazmaktan herhangi bir maddi kazancım yok. Oysa Dünya?da bu durum böyle değil. Ayda binlerce dolar kazanan blogcular var Amerika?da...Hatta deneyimlerini yazarak devam ediyorlar blogculuğa... Öyle bir duruma nasıl geliriz? Sanırım blog okuyanları ve akabinde internet kullananların sayısının artması ile böyle bir durum yakalanabilir... Şimdilik zor görünüyor ancak ilerde marka olan bloglar iyi gelir elde edeceklerdir diye düşünüyorum...



--Son olarak blog yazmaya karar veren insanlara veya bu işe yeni başlamış olan blog yazarlarına ne gibi öneriler verirsiniz?


Blog yazmaya başlayanlara maddeler halinde şunları tavsiye edebilirim:


-Biçimsel Bazı Standartlar olmalı. Örneğin yazıları uzun olmamalı... Her yazıyı mutlaka görsel bir simge ile desteklemeliler...


-Bloglarında kullandıkları temalara son derece dikkat etmeleri ve sade tutmaları gerektiğini düşünüyorum. Ayrıntı ve görsel kirlilik arttıkça okuyucu blogdan kaçacaktır...


-Güncel konular hakkında yazarken medyanın göremediği yerden görmek gerektiğinin önemli olduğu kanısındayım. Başlıkları atarken buna dikkat etmeli ve yazı içerisinde kötü cümle kursanız da kendi cümlelerinizi kullanmanızı öneriyorum. İçtenlik birinci kuraldır.


-Mümkün olduğunca uzman olduğunuz ya da ilgi alanlarınıza giren konularda yazmaya çalışın. Hit trafiği artsın kaygısına girmeyin çünkü bu sizi standartlaştırır.


-Başka bloglardan ne farkım olabilir diye düşünün ve bu farkı yaratmak için bir proje hazırlayın. Mesela ben ?Msn Röportajları? yapmıştım. Yeni orjinal fikirler ortaya çıkarılabilir...


-İstikrarlı olun...Her gün yazın...

3 yorum:

  1. nefiz bir söyleşi.
    tebrikler.

    YanıtlaSil
  2. Söyleşi gayet dolu olmuş dostum, elinize, dilinize kaleminize sağlık...

    5 Eylül 2008 itibariyla yeminimi ettim, artık "usta askerim" :)

    Pazar gecesi 5'e kadar da evci izni aldım, 2 gün rahat bir soluk alacağım, "cam bardaktan" çay içebileceğim, "çıplak ayakla halı üzerinde gezinebileceğim" :)

    Tüm detayları birazdan (fotoyla birlikte) web siteme bir yazıyla ekleyeceğim ama belirtmek istiyorum ki, insan sivil yaşamda birçok şeyin kıymetini bilmiyor. Hayatın en basit anları bile orada öyle bir lüks sayılıyor ki... Çok klasik olacak belki ama "anlatılmaz yaşanır"...

    Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
  3. Gerçeknte çok samimi içten bir röportaj olmuş. Yani ilk tanıdığım ve gerçek bir blog yazarı olarak bir nevi örnek aldıüım kişi olan hussoloji'yi tebrik ediyorum. Neden tebrik ? Çünkü gerçekten hakkını vererek yazıyor, çizgisini hiç kaybetmiyor ...

    YanıtlaSil