Türkiye'de gündem çok hızlı değişiyor, bu durum genel olarak yıllardır hep aynı seyri izliyor. Spor gündemimiz de aynı durumdan nasibini...

Bir Derbi Dört Kırmızı!

Türkiye'de gündem çok hızlı değişiyor, bu durum genel olarak yıllardır hep aynı seyri izliyor. Spor gündemimiz de aynı durumdan nasibini alıyor. Dört kırmızı kartın çıktığı derbi de bir süre sonra unutulacak ve bir sonraki derbi yine medyanın şiddetli çığlıkları arasından zuhur edecek.

O yüzden itidal çağrıları yapan cevval medyamızın bu hallerini bir kenara not etmekte yarar var. Federasyondan, yönetimlere, oyunculardan taraftarlara herkesin katkıda bulunduğu taraftar olma ve şiddet kavramlarını ciddi ciddi tartışmak zorundayız...

Tribünde bir insan neden küfrettiğini açıklayabilir mi merak ediyorum? Yani nedir bu öfke! Hadi taraftarın deşarj olduğu geyiği döner yıllardır. Anladık ülkemizde yaşam zor hayat pahalı... O zaman stada gider küfredersin olur biter! Bu kadar basit demek ki pahalı ve stresi bol bir hayatın çözümü...

İnanın buna inanmak zor. Sahaya çıkan oyuncular birbirleri ile Milli Takımdan arkadaş ve saha içerisinde birbirlerine demediklerini bırakmıyorlar.

Acaba o kavgaları yaparlarken  ilerde basın toplantısı düzenleyip özür dileyecekleri akıllarından geçti mi? Geçtiğini sanmıyorum ancak  kısa bir süre içinde bu tarz bir aksiyona başvurabilirler. Taraftar farklı mı düşünüyor peki? Eminim o kavga başladığı sırada bir çok taraftar ekran karşısında "vur kır, dağıt şunun ağzını" tarzında heyecanlanmıştır.

Bir eleştiri yapıldığı zaman da hemen "ama tahrik edildik" söylemi kullanılır ya en çok da ona şaşırıyorum. Hayır bazı durumlar vardır tahrik olursunuz (ki bu derbi maçında da hakkaten çok tahrik edici hareketler oldu) ama rakip oyuncu biraz sert oynar, tribünler tahrik olur başlar topluca küfretmeye...Mantıklı mı şimdi bu?

Rakip takımın bir oyuncusu eski takımına karşı oynamaktadır aman ne hata! Tribünler çoktan tahrik olmuştur ve maç başından sonuna kadar bu oyuncuya soy-sop küfretmek hakkına sahip midir artık?

Taraftarlığın tanımı konusunda bazı sıkıntılarımız var. Ben futbolu çok seven ama taraftarlıktan pek hazzetmeyen bir yapıya sahibim. Zaten bu sene de tamamen Sivassporun yakaladığı başarıyı konuşmamız gerektiğini düşünmüyorum. Bir çok takıma puan kaybedip, yenilip sonra da "tezgah" var demek büyük takımlara yakışmıyor. Bu hem Fenerbahçe hem de Galatasaray için geçerli.

Sonuç olarak derbi hakkında söylenecekler bu kadar. Yüzyıllık rekabete yakışmayan görüntüler ve söylemler eşliğinde hiç de zevk almadığımız bir 90+3 dakika izledik.

Umarız bir daha yaşanmaz demek isterdim ama demeyeceğim.

Çünkü bir anlamı olduğunu düşünmüyorum...

0 yorum: