Obama'nın ülkemize gelmesi medyanın bütün ilgisini o yöne çevirse de Nato'da yaşanan kriz önemli bir tartışma konusu olarak önümüzde...

Nato ve Rasmussen Krizi

rasmussen


Obama'nın ülkemize gelmesi medyanın bütün ilgisini o yöne çevirse de Nato'da yaşanan kriz önemli bir tartışma konusu olarak önümüzde duruyor. Nato Genel Sekreterliği için aday olan Rasmussen'i önce veto etmemiz ve ardından kabul etmemiz uluslararası diplomatik arenada tartışıladursun krizi doğru yönetip yönetemediğimiz konusunda bazı şüpheler var.



Nato Genel Sekreteri olan Danimarkalı Rasmussen müslüman dünyasının pek hoşlanmadığı isimlerden biri. Peygamberimiz hakkında Danimarka basınında çıkan çirkin karikatürleri basın ve ifade özgürlüğü çerçevesinde savunan Rasmussen Nato Genel Sekreterliği adaylığı konusunda ülkemizden doğal olarak veto yedi. Yerimizde başka bir müslüman ülke olsaydı o da aynı şeyi yapardı. Bunun yanında Roj Tv'nin bu ülkeden yayın yapması da ülkemizin sabrımızı taşıran konulardan birisiydi.

Bu durum Avrupa'yı şaşırtsa da (çünkü 60 yıldır vetosuz kararlar almışlar hep) genel siyasi atmosfer açısından doğruydu. Ayrıca diplomatik açıdan düşünürsek  Türkiye doğru bir hamle yaptı.


Fakat daha sonra devreye Obama ve Berlusconi'nin girmesiyle geri adım attık ve belirli şartlar karşılığında bu durumu kabullendik. Neydi bu şartlar. Rasmussen müslüman dünyadan özür dileyecekti. Roj TV kapanacaktı ve Nato'nun önemli bazı birimlerinde Türkler görev alacaktı.


Sonuncusu hemen kabul edildi zaten daha önce de Hikmet Çetin bu görevlerden birini yerine getirmişti. Ama ilk iki durum gerçekleşecek gibi gözükmüyor.


Rasmussen müslüman dünyasına saygı duyduğunu söyledi o kadar. Net bir özür ifadesi duyamadık. Gerçi bulunduğu konum açısından bunu yapamazdı gibime geliyor ama hala anlayabilmiş değilim.


Kendini Avrupalı olarak tanımlayan ve demokrasiyi sözde en iyi uygulayan bu devletler henüz ifade özgürlüğünün ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Bir başka ülkedeki basın ve ifade özgürlüğü bizim kutsalımıza hakaret edecek serbestiyi nerden alıyor? Böyle bir ifade özgürlüğü tanımlaması olur mu? Rasmussen çıkmış hala ifade özgürlüğü, ben basına karışamam gibi laflar söylüyor.


Bu sadece Danimarka'ya özel bir ifade özgürlüğü tanımı olsa gerek. Başka bir ülkede neden aynı şeyler olmuyor?


Roj TV olayına gelince, "delil olursa bakarız" manasında bir şeyler söyledi. Zaten daha önceki söylemleri de bu yöndeydi. Sonuç itibariyle Nato Genel Sekreterliği konusunda diplomatik açıdan bir kazanç sağladık denemez. Bunun yanında AB konusunda da bir takım kayıplar yaşanabilir. Çünkü bu konu Fransa ve Almanya ile karşı karşıya gelmemize neden oldu.


Bir de Fransa'nın Nato'nun askeri kanadına dönmesi olayı var. AB için elimizdeki tek kozu da bu arada yitirmiş olduk. Fransa hiçbir direnç görmeden Nato'nun askeri kanadına döndü. Oysa Türkiye'nin bu durumu diplomatik açıdan zorlaması bekleniyordu. Olmadı.


Tabi tüm bu kayıp gibi görünen noktaların yanında sıcak bir Obama rüzgarı var. Obama'nın AB konusunda verdiği  destekleyici sıcak mesajlar ne kadar işimize yarar. Önümüzdeki süreç bunu daha iyi görmemizi sağlayacak...

0 yorum: