Büyük bir heyecan ve merak ile başlayan 61. bölümde merak edilen konuların başında Akarsu Cevat'ın , Alemdar'ın kurşunlarından nasıl...

Kurtlar Vadisi Pusu 61.Bölüm Analiz

iskender-buyuk-61.bolum


Büyük bir heyecan ve merak ile başlayan 61. bölümde merak edilen konuların başında Akarsu Cevat'ın , Alemdar'ın kurşunlarından nasıl kurtulacağı konusu vardı.


Çok geçmeden beklediğimiz sorulara yanıtlar gelmeye başladı. Bu sefer televizyondan canlı izleme fırsatı buldum. Genelde youtube'dan notlar alarak izlerdim.


Yeni bölüm kaldığı yerden başladı. Polat bastığı mekandan Kumandan ve Hoca'yı sorgulamak için alırken, Cevat'ı sadece vurmakla yetindi. Ve en büyük hatasını da böylece yapmış oldu. Çatışma öncesi haber verilen sadık kul Yılmaz ağasının yardımına tez zamanda yetişerek kurşun geçirmez yeleğe saplanan kurşun çekirdeklerini çıkartmaya başladı.


Cevat bu sırada "Yılmaz bu kurşunları al sahibine tek tek iade edeceğiz" diye bir cümle kurarak Polat'a resmen savaş ilan etmiş oldu.


Kumandan ve Hoca'nın Polat tarafından esir alınmasının ardından sorgu başladı. Ötmesi beklenmeyen özellikle Hoca kritik bilgiler vermeye başladı. Kendisinin Gladyo için çalıştığını itiraf etti.


Burada bir parantez açarak Gladyo nedir sorusuna değinelim. Kelime anlamı Roma Kılıcı anlamına gelmekte. II. Dünya Savaşı sonrasında Batı Avrupa'da gelecekte olması beklenen bir Varşova Paktı işgaline cephe gerisinde bir direniş başlatmak amacıyla İtalya'da NATO tarafından gizli olarak örgütlenen Kontr-gerilla (stay-behind) operasyonunun kod adı. Gladyo, özel olarak NATO cephe gerisi direniş organizasyonun İtalyan kolunu belirtse de bazen "Gladyo operasyonu" NATO'nun bütün cephe gerisi (stay-behind) operasyonlarının gayri resmi adı olarak kullanılır ve bazen "Süper NATO" adıyla da anılır. (Kaynak-Wiki)


Hoca'nın bu kritik açıklamaları yaptığı sırada ortam dinleyen İskender ise büyük bir şoka uğradı. Bilmeden Gladyo için çalıştığını öğrenen İskender binayı havaya uçurmaktan vazgeçti. Çünkü Hoca İstanbul'daki gizli bir irtibat bürosundan bahsetmişti.


Bu arada Bulut, Memati tarafından başka bir hastaneye sevkedilmiş ve müşahade altına alınmıştı bile. Kurtulduğu takdirde yapacakları konusunda büyük bir merak oluşmuş durumda.


Sorgu sırasında "Devletin gerçek sahipleriyiz" diye açıklamalar yapan Hoca irtibat bürosu olarak kullanılan bir yayınevinden bahsetti. Burasının adresini de Polat'a verdi ve beraber ilgili yere doğru hareket ettiler.


Bu arada İskender ve kızı iletişim konusunda problemler yaşamaya devam ediyor. Biraz kafasını dinlemek isteyen İskender, kızının keman soloları ile çılgına döndü. Kızına sanata ve sanatçıya karşı duyarlı olması gerektiğini hatırlattı. İlerde ilginç bir ikili olacağa benziyor.


Bu arada dikkatimi çeken bir başka nokta Polat'ın Mercury Jeep yerine BMW kullanmaya başlaması oldu. Sanırım bazı problemler var. Sponsorluk konusunda sorunlar çıkmış olabilir. Yalnız Memati hala Mercury otomobil kullanmaya devam ediyor.


Hoca, Polat ve adamları Northern Knight Yayınevi adlı bir yere geldiler. Bu yayınevi olayı kime göndermedir onu da irdelemek lazım. Bu arada hoca yayınevi ile ilgili bilgiler vermeye devam etti. Türkiye'den ve dünyadan bir çok ajanın burada çalıştığını ve önemli bir büro olduğundan dem vurdu. Bu sırada izlediğimiz görüntü parçacıklarında Polat ve İskender dahil bir çok konuda raporlar olduğunu gördük. İlgili yayınevinin yöneticisi konumundaki adam ise Time dergisini inceliyordu. Kapaktaki yazı ilgi çekiciydi: "How not to lose Afghanistan"-(Afganistan'ı nasıl kaybetmeyiz?)


Yayınevine gelen Polat buranın daha önce ziyaret edildiğini anladı. Herkes öldürülmüş ve bütün dosyalar götürülmüştü. Anlaşılan geç kalmışlardı ve dinleniyorlardı. Burayı tarümar eden ise Akarsu Cevat'tan başkası değildi. Akarsu bununla da kalmadı ve Kumandan'ı da bildik bir yöntem olan "yakma" eylemiyle imha etti. Burada Yılmaz'a "bu ne" diye sordu ve "Yaş odun ağam senden başkası yakamaz" cevabını aldı. Metaforik açıdan derin anlamlara sahip bu sahne böyle bitti.


Böylece Gladyo'nun önemli temsilcileri yok edilmiş oldu. Hoca da olay yerinde vurularak temizlik yapıldı. Polat bu duruma bozulsa da olay yerinden hemen uzaklaşmaktan başka çaresi kalmadı.


İskender'in de olay yerinde kurşunlara hedef olması Cevat'ın tek adam olma yolundaki istek ve arzusunu da ortaya çıkarmış oldu.


Burdan kaçan İskender restorana girmeden önce Güllü'nün kurşunlarına hedef oldu. Gladyo'nun başını öldürdüğünü sanan Güllü kaç bölümdür ikinci plana atılmanın getirdiği öfkeyi bu sayede boşalttı. Şimdi herkes İskender'in bu kurşunlar ile ölüp ölmeyeceği konusunu tartışmaya başlayacak. Kişisel kanaatim ölmeyeceği yönünde fakat bu dizinin yapımcılarını çözmek zor. Akarsu bu boşluğu doldurabilir. Fakat buna İskender fanatikleri ne der bilemiyorum. Bu arada Polat ve Cevat'ın limanda bir nevi düelloya soyunmaları ise 62. bölümün ana olay örgüsünü oluşturacak. Son derece çatışmalı geçecek bu sekans şimdiden heyecan yarattı.


Bu düelloyu ayarlamak için kullanılan Mehmet Fikret Bey ne yaman bir diplomasi uzmanı olduğunu bir kez daha gösterdi. Ayrıca Yılmaz'ın Mehmet Fikret Bey hakkındaki "Kıldır ağam yanar ama kötü kokar" tanımlaması tam yerinde oldu...


Güllü'nün İskender'i kurşunlamadan önceki son sözlerini hatırlayarak yazıyı burada bitirelim...


"Büyük, İskender Büyük...Senden büyük Allah var!"

2 yorum:

  1. Çok güzel analiz ediyorsun yaa, diziyi izliyorum ardından bu yazıyı okuyorum iyice pekişiyor. Anlamadığım bazı yerlere anlam verebiliyorum. Teşekkürler, yazılarının daim olması dileğiyle...

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler...
    Zamanım oldukça KVP bölümleri ile ilgili görüşlerimi yazmaya devam edeceğim...

    YanıtlaSil