Geçen gün film arşivinde gezinirken ?Osmanlı Cumhuriyeti? filmine rastladım. Sinemada daha önce izlemiştim fakat ikinci defa izleme imkanı ...

Osmanlı Cumhuriyeti

osmanli_cumhuriyeti_ata_demirer


Geçen gün film arşivinde gezinirken ?Osmanlı Cumhuriyeti? filmine rastladım. Sinemada daha önce izlemiştim fakat ikinci defa izleme imkanı bulduğum filmin neden başarısız olduğu üzerine bir kaç şey karalamak istiyorum.





Sinema sanatı çok ilginç, bu ilginçliği bir konunun işlenmesinin bazan çok kolay bazan da çok zor olmasından ileri geliyor. Bu filmde de konu aslında söylenince kulağa hoş gelse de bu tarz filmleri beyazperdeye aktarırken bir takım ince ayrıntıları da iyi hesaplamak gerekiyor.


Filmde Ata Demirer?in oynaması büyük bir mizah beklentisi yaratsa da, film bittikten sonra aslında bir mizah filmi değil daha çok dram ayarı kaçmış bir anlatı izlediğiniz zannına kapılıyorsunuz.


Filmlerle ilgili genelde ?iyi? ya da ?kötü? gibi etiketlemeler yapmak tarzım değildir. Ancak Osmanlı Cumhuriyeti konu anlatımı açısından çok parçalı olmuş. Bir çok yan konu ana konu etrafında anlatılmaya çalışılmış ve ortaya anlatımı sorunlu bir film çıkmış.


Film, 1888 yılında başak tarlasında koşan ve sonra Atatürk olduğu anlaşılan çocuğun bir ağaca tırmanıp , kafesteki bülbülü alırken kafasının üzerine düşmesiyle başlıyor. Filmde Atatürk?ün hiç lider olmaması, Kurtuluş Savaşı?nın yapılmamasıyla cumhuriyet değil Osmanlı Cumhuriyeti?nin günümüze uyarlanmış devamı anlatılıyor. Türkiye Cumhuriyeti yerine Osmanlı Cumhuriyeti?nin devam etmesi, ülkede yabancıların toprakları paylaşması, Ankara?nın başkent olmaması, padişahın olması, hükümetin AB yanlısı olması, tabelaların, plakaların hem Türkçe, hem Arapça olması, padişahın sürgüne gönderilmesi, padişahın kaftanının altında takım elbise olması gibi trajikomik hikayeler ve ayrıntılar yer alıyor.


Filmin anlatımında önemli yer tutan bir motivasyon örneği göremedim. Direnişçiler daha iyi işlenebilirdi. Ya da Asude ile Osman?ın aşkı daha farklı anlatılabilirdi. Osman direnişçilere daha baştan destek verip filmin farklı bir anlatımla ilerlemesini sağlayabilirdi.


Gani Müjde bunların hiçbirini denemediği gibi filmin içerisine bolca ?Kaygısızlar? tarzında yapmacık duran espriler yerleştirmiş. Bu espriler filmi bazı noktalarda itici yaparken bazı noktalarda da izleyiciyi arada bir yerde konumlandırmış. Çünkü izleyici ?tamam bu mizah değil? dediği yerde ilginç bir espri ile karşılaşarak ?acaba mizah filmi mi?? duygusu içine yuvarlanmış gibi duruyor.


Sonuç olarak bu film konular daha derinlikli ve daha yoğun bir atmosfer yaratmak şartı ile yeniden çekilebilir. Yoksa bu haliyle o dönem çok iş yapmamasını normal karşılamak gerekiyor.

0 yorum: