Güne gazeteleri okuyarak başlayan birisi olarak uzun zamandır matbuatın aynılaşması ve hemen hemen her gün aynı haberleri okumak bende kendi...

Gündemin Ağırlığı


Güne gazeteleri okuyarak başlayan birisi olarak uzun zamandır matbuatın aynılaşması ve hemen hemen her gün aynı haberleri okumak bende kendi gündemimi yaratmam gerektiği gibi bir kanı oluşturdu.



Serdar Turgut?un 19 Şubat 2010 tarihli yazısı da bu kanımı pekiştirdi. Türkiye?de insanlar ?flaş flaş flaş? diyerek patlayan haberlerin esiri olmuş durumdalar.


Saatler geçmesin bir haber ekranlarda flaşlar eşliğinde veriliyor ve hemen ardından birbirine benzemeye başlayan yorumcular negatif enerji dolu yorumlarını bizimle paylaşıyorlar. Hatta şimdi bir çok televizyon kanalı farklı görüşlerden insanları (ki kutuplaşan ülkemizde iki görüş var gibi bir algı yaratılmış durumda) aynı programda bir araya getirerek kısır bir tartışma ortamı yaratmayı başarmış durumdalar.


Yaklaşık 1.5 saat birbirlerine bağıran çağıran bu insanlar ekran başındakileri de negatif enerjileri ile huzursuz etmeyi başarabiliyorlar.


Blogumun ilk dönemlerinde siyaset ve gündem yazmayı çok seven biri olarak artık siyasi gündem yazılarını iyica azalttım. Çünkü eski yazılarıma baktığım zaman müthiş bir aynılığın içinde kaldığımı görme fırsatı buldum.


Hep aynı konular ve yaşananlar hiç değişmiyor. Bu ülke yıllardır hep ağır bir gündeme sahip oldu. Flaş haberi olmayan, kriz kriz diye bağırmayan bir televizyon ya da gazeteyi görmeyeli ne kadar uzun zaman olmuş.


Oysa bazan yurtdışından gazeteleri okuyunca şaşırabiliyorsunuz. Orada gündem bu kadar hızlı değişmiyor. Burada olsa ?kriz? başlığıyla verilebilecek haberler orda bir kaç satırla geçiştiriliyor. Tabi matbuatın da kendini konumlandırması meselesi var.


Bence Türkiye?de de gündem dışı bir medya yaratılabilir. Hatta bunu medyanın içindeki bazı gazete ve dergiler denemiyor da değil. Ancak günlük-siyasi gazete olduğunuz zaman gündemin dışına çıkabilme özgürlüğünüz de hemen hemen elinizden çıkıyor. Oysa günlük siyasi bir gazete ana sayfasından yine bu ağır gündemi yansıtabilir ama en azından iç sayfalarında farklı kültürel  zihin açan haber ve röportajlara yer verebilmelidir.


Yurtdışından çevrilen bir kaç ilginç makale dışında herhangi bir arayış da şu anlık ufukta belirmiyor. Bloglar işte bu noktada uzun zamandır dile getirdiğim alternatif bir medya modeli yaratabilir. Ben Türkiye?deki bloglarda böyle bir potansiyel olduğunu düşünüyorum.



Blog yazarken bazan sıkıntıya düştüğünüz anlar olabilir. ?Ben neden yazıyorum?? ?Ya da yazıp yazmamamın bir anlamı var mı?? gibi sorular sorabilirsiniz kendinize. Oysa işte gündemin ağırlığı altında kendi gündeminizi yaratıp bunu paylaşabilme özgürlüğünüz muhteşem bir şey.


Bloglar da bu alternatif gündem yaratma aracı olarak tasvir edilebilir ve pekala kullanılabilir. Hem gündemin ağırlığından sıyrılır hem de zihin açmış olursunuz...

0 yorum: