Gün geçmiyor ki gazetelerde bir emlak projesi reklamı ya da ilanına rastlamayalım. Bu durum artık gazetelerin en önemli reklam gelirlerinden...

İstanbul Emlak Çılgınlığı


Gün geçmiyor ki gazetelerde bir emlak projesi reklamı ya da ilanına rastlamayalım. Bu durum artık gazetelerin en önemli reklam gelirlerinden birisi oldu.



Bütün inşaat firmaları projelerini açıklamak için birbirleriyle yarışır vaziyette. Öyle bir duruma geldik ki henüz proje aşamasında bütün daireler satılıyor.

İnsanlar ?yatırımlık? emlaklar alıp geleceklerini kontrol altına alma telaşına giriyorlar.

Bu yatırımlık emlak mantığını henüz çözebilmiş değilim. Herkes ?faizler düştü o zaman gayrimenkul alalım? diyerek evlere saldırmaya başladılar adeta.

İstanbul şu anda büyük bir şantiye alanına dönüşmüş durumda. Her firma bir yerde farklı bir projeyle çıkıyor karşınıza. Yeni projeler apartman mantığından ziyade farklı yaşam alanları yaratmaya yönelik.

Ama her zaman olduğu gibi taklitler çoğalmaya başladı. Bir tane de mimar ya da inşaat firması sahibi değişik bir fikir ya da proje ile ortaya çıkamıyor.

Her sitede ortada bir havuz altında fitness salonu ve yürüyüş alanları...

Yaratıcılık maalesef bu seviyede kalıyor. Mimari kültürümüz olmadığı için yarattığımız mimari yapılar da maalesef güdük bir girişimciliğin cılız ürünleri olarak her yerde yükselmeye devam ediyor.

Bir de çarpık kentleşme sorunu var. İstanbul?da öyle yerler var ki, beklenen deprem sonucunda buralarda neler olur insan düşünmek bile istemiyor. Sözde yeni yapılan binalar bile basit ve estetikten uzak biçimde inşa ediliyor.

Üç beş parası olan hemen ev yapıp satma telaşında. Bu yoldan para kazanayım derken Türkiye?nin olmayan mimari kültürünü de yok etmeyi becerdiler. Beş para etmeyen daireler 200-300 milyar gibi rakamlara bile alıcı bulurken fazla da yorum yapmaya gerek yok sanırım.

Bazan insan düşünüyor da bazı şeyleri maalesef hak ediyoruz.

0 yorum: