Televizyonculuk, dünyanın bir çok yerinde ciddiyet ve sorumluluk gerektiren bir uğraş iken bu durum bizde her zaman ki gibi biraz daha esnek...

Türk Televizyonculuğu ve Kanalizasyon


Televizyonculuk, dünyanın bir çok yerinde ciddiyet ve sorumluluk gerektiren bir uğraş iken bu durum bizde her zaman ki gibi biraz daha esnek bir değerlendirmeye maruz kalmış. Okan Bayülgen?in başrolünde oynadığı ?Kanalizasyon? filmini izlerken bir yandan içine her şeyin atıldığı TV kültürümüzü diğer yandan da bu programları neden izlemek zorunda kaldığımızı düşündüm...


Kanal-i-zasyon filmi Okan Bayülgen?in Tv Makinesi gibi iyi bir TV eleştirisi olmuş. İmdat Bayram karakteri üzerinden TV kültürümüzün basitliği vurgulanarak TV?nin bir aptal kutusu haline getirilmeye çalışıldığı da yeniden hatırlatılmış.


Film aslında günümüzde popüler olan bütün programların modifiye olmuş hallerinin birer karması gibi. Evlendirme programlarından tutun da yemek programlarına kadar hepsiyle ince şekilde dalga geçilmiş.


Benim anlamadığım söz konusu programları yapan ünlüler! Neden bu filmde oynamaya razı olmuşlar?


Sanırım reklamın iyisi ya da kötüsü olmaz diye düşünmüşler.


Belki de haklılar! Ne de olsa TV içine aldığı her şeyi yeniden dizayn edip halkın önüne sunuyor. Halk önüne sunulan paketleri değerlendirecek bir ölçü tutturmuş değil. O nedenle yapılan her program sansasyon yaratıp yaratmadığı ölçüsünde değerlendirmeye tabi tutuluyor.


Misal Kanal-i-zasyon filmindeki şu program isimlerine bakalım:


1) kim 500 tokat ister? (ahmet çakar)


2) hayvanım olur musun? (vatan şaşmaz, haydar dümen, zerrin özer, erol büyükburç)


3) yüzüne tükürülecek adam! (yasemin bozkurt)


4) uzun eşşek (ziya kürküt)


5) tuvaletteyiz! (gülhan şen)


6) sarı bıyık ile ana haber


7) boş musun dolu musun (esra erol)


8) medyum memiş ile hava durumu


9) telemahalle (melih gümüşbıçak)


10) asabiyet meydanı (sarı bıyık)



Buna benzer programlar TV dünyamızı işgal etmiş durumda. Peki TV yöneticileri bu duruma ne diyor? Onlar için maalesef her şey reytinge göre belirleniyor. Eğer reyting iyiyse sorun yok. Aynı durum basılı medya için de geçerli değil mi?


Eğer haber şiddet ve sansasyon içeriyorsa manşetten verilir değilse arka sayfalara at gitsin. Bu mantıkla nasıl bir medyamız olabilir ki?


O nedenle alternatif medya modelleri yaratılması gerektiğini düşünüyorum. Mainstream medya denen heyulanın merkezinde kalmaya devam edersek standartlaşmaktan başka çaremiz kalmayacak.


Aynılaşan kitleler ve birbirine benzeyen programlar. Ben şahsen uzun zamandır haber kanalları dışında TV izlemiyorum.


Karar verin! sizce izlenebilir mi?

0 yorum: