"Günlük Kişisel Gazete"

Hussoloji Blog

Türkiye'nin en uzun soluklu blog yazarı. (2005-2017)

5.03.2010

Susuz Yaz


Youtube?da Metin Erksan filmlerini izlemeye çalışırken, Susuz Yaz filminin restore edilmiş çok kaliteli bir örneğini bulunca, bilgisayarın başından kalkamadım. Metin Erksan sineması bugün bile kendi aurasını yaratmış ve diğerlerinden farklı olmayı başarmış çok güçlü bir sinematik dili olan özgün bir sanatsal yapı.



Şahsen Susuz Yaz ve Sevmek Zamanı uzun zamandan beri favorilerim arasındaydı. Susuz Yazı tekrar izleyince filme olan saygım bir kat daha arttı. Ve fakat filmin Metin Erksan için acı bazı hatıraları da var.


Önce filmin konusu hakkında kısa bir bilgi geçelim, film Necati Cumali?nin 1962?de yazdığı aynı adlı hikayesinden uyarlanmış. Çekimleri Necati Cumalı'nın hikayesinin geçtiği yerde, yani İzmir'in Bademler köyünde 9 ayda gerçekleştirilen film susuzluk ve kadınsızlık temasını işliyor. Necati Cumali?nin avukatlık yaptığı yıllardaki gözlemlerine dayanan bu psikolojik - toplumsal filmde çiftçi Osman (Erol Taş) arazisinde çıkan suyu kendi başına sahiplenmek ister, ancak suya ihtiyaçları olan diğer köylüleri karşısına alır. Bu çatışmada hapse düşen kardeşi Hasan'ın (Ulvi Doğan) karısı Bahar'a da (Hülya Koçyiğit) göz koyar.


Bu film aynı zamanda Hülya Koçyiğit?in de ilk oyunculuk denemesidir. Bu filmle zirveye tırmandığını söylemek abartı olmaz sanırım. Erol Taş?a diyecek yok zaten, müthiş bir oyunculuk ve kötü adam karakterinin içinde kaybolan bir başrol. Ayrıca kadınsızlık ve susuzluğun paralel anlatımı tek kelimeyle müthiş bir gönderme.




Gelelim acı hatıra kısmına. Filmin yapımcısı aynı zamanda başrol oynayan o dönemin tekstilcilerinden Ulvi Doğan?dır. Ulvi Doğan?ın da tek başrolü ve filmi olarak kayıtlara geçmiş Susuz Yaz. Film o dönem Türkiye?de yasaklanır ve Ulvi Doğan arabasının bagajına negatifleri atarak filmi yurtdışına kaçırır.


Susuz Yaz ile Berlin?de Altın Ayı ödülünü alan Ulvi Doğan, filmin künyesine Yönetmen olarak Metin Erksan?ı değil gerçekte olmayan ?İsmail Metin? adını yazdırır. İşte bu olay Metin Erksan?ı tam anlamıyla yıkar. Zaten bu olaydan sonra sinemaya ve insanlara küser Erksan.


Hatta film Ulvi Doğan tarafından bazı sahneler eklenerek ?porno film?e dönüştürülmeye bile çalışılır. Amerika ve Almanya?da bu şekliyle festivallerde bile gösterilir. Bu durum ?Susuz Yaz? için ironik bir durum ortaya çıkarır. Bir tarafta ilk defa ?Altın Ayı? alan ?Susuz Yaz? diğer yanda ise onun modifiye edilmiş erotik-porno soslu hali... Sinemasına sahip çıkmayan, çıkamayan dönemin yurdumun trajikomik tablosu.


Biraz da filme gelirsek, bu hikayenin gerçekten yaşandığını ek olarak yazayım. Necati Cumali, avukatlık yıllarında yaptığı gözlemlerde bu olayın birebir yaşandığını tesbit etmiş.


Filmin simgesel anlatımı ve kamera hareketleri tam bir usta işi. Metin Erksan?ın estetik anlayışı ve filmde kullandığı müzik (Filmin özgün müziğini Yunanistan'ın Akademi Ödüllü bestecisi Manos Hatzidakis bestelemiş) filmin psikolojik gerilimini son derece ustaca yansıtmış beyazperdeye...


Sözün özü Susuz Yaz bana göre Metin Erksan?ın en iyi işi. Kuşkusuz bir de ?Kuyu? var. İkisi arasında gidip gelsem de ?Susuz Yaz? biraz daha öne çıkıyor. Gelin görün ki ülkemizde bir çok insan Metin Erksan?ı yerli exorcist olan ?Şeytan? filmi ile hatırlıyor ve biliyor.


Bu da başka bir ironi...

Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Popüler Yazılar

Tweet