"Günlük Kişisel Gazete"

Hussoloji Blog

Türkiye'nin en uzun soluklu blog yazarı. (2005-2017)

1.01.2011

Almanya'da Nazi İktidarı


Versailles Antlaşmasının ağır şartları ve ödenen rekor tazminatlar Almanya?nın ekonomisini mahvetmiş ve bunun sonucunda ülkede kaotik bir ortam oluşmuştur. Böyle bir kaosun ortasında gelişen siyasal akımlar aşırı uçlara doğru kaymış ve ortaya ırkçı bir lider profili çıkmıştır: Hitler.


Hitler, yoğun bir ideolojik propaganda ile beraber iktidarının meşruiyetini aşırı ırkçı bir düzleme oturtmuştur. Epik söylevleri ve askeri zekası ile politik propagandanın zirvesine çıkan Hitler, sömürgeci ve yayılmacı anlayışını yeni dünya statüsüne entegre etmeyi başaramayınca tarih sahnesinden büyük bir savaşla çekilmek zorunda kalmıştır.


Hitler, iktidara geldikten hemen sonra 3 Şubat 1933'te, Alman Silahlı Kuvvetleri Komutanlarıyla yaptığı ilk görüşmede, iç ve dış politikanın hedeflerini şöyle belirtmiştir:


"Genel politikanın tek amacı, politik gücün tekrar ele geçirilmesidir. Tüm devlet yönetiminin bu amacın gerçekleştirilmesine yöneltilmesi zorunludur.


1. İçte: Almanya'daki halihazır iç politik durumun tam tersine döndürülmesi. Amaca aykırı düşen herhangi bir düşünce tarzının faaliyetine göz yumulmaması... Gençlikte ve millette, bizi yalnız ve ancak savaşın kurtarabileceği fikrinin yerleştirilmesi... En sert şekilde otoriter devlet yönetimi...


2. Dışa Yönelik: Versailles Andlaşması'na karşı savaş, Cenevre'de eşit haklar... Müttefikler sağlama.


3. Ekonomi: Köylü kurtarılmalıdır! Yerleştirme (iskân) politikası...


4. Alman Silahlı Kuvvetlerinin kurulması politik gücün yeniden elde edilmesi amacına ulaşılması için en önemli koşuldur. Genel askerlik yükümlülüğü yeniden konulmalıdır.


... Doğuda yeni yaşam alanının ele geçirilmesi ve buranın acımasızca Germenleştirilmesi..."[1]


Hitler, Versailles Andlaşması'nın koyduğu sınırlayıcı durumu ortadan kaldırdı. 1 Ekim 1934'te Alman ordusunun toplam kuvvetini 100.000'den 240.000'e yükseltti. Arkasından, 7 Mart 1936'da Locarno Andlaşması'ndan ayrıldı ve askersiz alan olan Ren bölgesini işgal etti. Böylece 2. Dünya Savaşı?nın işaret fişekleri de atılmış oldu. Almanya?nın geldiği noktayı daha iyi anlamak için o döneme ait savunma giderlerine bakmak fikir verebilir.





















Harcama TürüYılTutar/Dolar $
Savunma Harcaması1930162 Milyon $
Savunma Harcaması19387.4 Milyar $

[2]

Yukarıdaki tablo da göstermektedir ki Almanya 8 yıllık bir süre içerisinde savunma ve askeri harcamalarını rekor bir düzeye getirmiş ve böylece yayılmacı anlayışını açık bir şekilde sergilemiştir. Avrupa?daki güçler dengesi Almanya?nın bu atağından sonra alt üst olmuş ve 2. Dünya Savaşı kaçınılmaz hale gelmiştir.




[1] Rıfat Uçarol, a.g.e, s.640

[2] Paul Kennedy, Büyük Güçlerin Yükselişi ve Çöküşleri, s.359

Not: Siyasi Tarih dersi için yapmış olduğum kısa bir "nazi iktidarı" analizi. Yorumlarınıza sunulmuştur.
Paylaş:

3 yorum:

  1. Sizce; I. Dünya Savaşında müttefikimiz olan Almanya' nın Versay Antlaşmasının ağır şartlarını neden kabullendi? Yeniden yeni bir savaş demesi için neden 1939 yılına kadar bekledi? Osmanlı Devletinin imzaladığı Mondros Ateşkes Ant. ve akabinde gelen Sevr ile mevcut durumu kabullenmeyen Türk Halkının Kurtuluş Savaşına başlaması ve yeni Türkiye Devletinin kurulması. Bir Endüstri ve sanayi ülkesi olan Almanya Versay şartlarını 1939 yılına kadar da olsa neden kabullendi?

    YanıtlaSil
  2. Bu arada yazın çok güzel, ama çok kısa. Güzel yazın için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  3. Aslında Almanya Versailles Andlaşmasını hiçbir zaman kabullenemedi. Fakat Türkiye gibi bir kurtuluş savaşı yürütme şansı yoktu. Çünkü Avrupa'nın merkezinde olan Almanya coğrafi açıdan son derece kontrol edilebilir bir alan. Ordu 100 bin ve zorunlu askerlik kaldırılmış. Müttefikler bütün gücüyle bölgede güvenliği sağlamış durumda. Bu şartlarda yasal yollardan mücadele eden Almanya Weimar Anayasasını kabul etse de o da yetersiz kaldı. Ardından Dawes planı ve Locarno Konferansı gibi uluslararası eylemler ortaya çıksa da Almanya Çekoslovakya'nın işgaline kadar sesini çıkaramadı. Burada Hitler'in rejimi faşist bir diktaya çevirmesinin de etkisi son derece önemlidir diye düşünüyorum. Almanya beklediği bu sürede inanılmaz bir askeri güce kavuştu. Ordusu dünya tarihinin manevra kabiliyeti en yüksek ordusu durumuna geldi. Bunu da hesaba katmak gerekir diye düşünüyorum. Türkiye büyük bir kurtuluş hareketini organize etti ancak Lozan ile beraber Musul ve On İki ada konusunda elinden askeri anlamda bir şey gelmedi. Her şey güç dengesi ile ilgilidir diye düşünüyorum. Yorum için teşekkürler İbrahim bey.

    YanıtlaSil

Popüler Yazılar

Tweet