"Günlük Kişisel Gazete"

3 Ocak 2011 Pazartesi

İtalya'da Faşizm ve Mussolini


Birinci Dünya Savaşı'na büyük ümitlerle giren İtalya, yenen devletlerden olmasına rağmen, savaştan yorgun çıkmış ve savaş sonunda yapılan antlaşmalardan da istediklerinin çoğuna kavuşamamıştı.[1] Savaş, İtalyan ekonomisini çökertmiş ve işsizliği had safhaya çıkarmıştı. İşte böyle bir ortamda filizlenen sol ve sağ politik hareketler arasından sıyrılan Mussolini?nin ?Faşist Partisi? başarı üstüne başarı kazanmıştır.


Birinci Dünya Savaşı sonunda değişen Avrupa'daki siyasi harita bir çok yeni anlaşmazlık ve çatışmayı da beraberinde getirmiştir. Bu savaş sonunda kazanan devletlerden birisi olmasına rağmen İngiltere'nin elde ettiği rantı kendisine sorun eden İtalya'da iç politik hareketler radikalleşmeye başladı.


1922 yılında Napoli?den Roma?ya yürüyen «Kara Gömlekliler» faşist diktanın adeta habercisiydi.


Mussolini, Akdeniz?e ?Bizim Deniz (Mare Nostrum)? diyordu ve Roma İmparatorluğu?nu yeniden meydana getirmek istiyordu.


Mussolini ile beraber başlayan yayılmacı faşist politikalar güç dengelerini tekrardan değişime soktu. Anadolu, Balkanlar ve Kuzey Afrika?yı kendine yayılma alanı olarak gören Faşist İtalya tedirginliğe yol açtı. Balkan Paktının kurulmasında Mussolini?nin bu yayılmacı politikası etkili oldu.


Mussolini, Uluslararası arenada güçlendiğini ispat etmek için 1935'te Habeşistan'a asker çıkardı. Uzun ve nedensiz bir savaş sonunda Habeşistan'ı işgal eden İtalya, 1936 yılında Nazi Almanyası ile Roma-Berlin Mihverini kurdu. II. Dünya Savaşı sırasında İtalyan Ordusu Kuzey Afrika ve Balkanlar'da Müttefikler'e karşı mağlup oldu. Nazi Almanyası'ndan aldığı destek ile işgal ettiği bölgelerde direndi ancak İtalya'da gücünü kaybetmeye başladı.


Komünistler önderliğindeki direnişçilerin ülkede etkili olması ve müttefiklerin 1943'de Sicilya'ya çıkartma yapmasının ardından Kral Victor Emmanuel III, Mussolini'yi görevden aldı. Almanya; Kuzey İtalya'yı işgal etti ve Alman paraşütçüleri Mussolini'yi 12 Eylül 1943'te Gran Sasso'da tutuklu bulunduğu otelden kurtararak uçakla Viyana'ya kaçırdı. İtalyan Sosyal Cumhuriyeti'ni kurdu ve kendine bağlı birliklerle mücadeleyi sürdürdü.


Mussolini, Nisan 1945'de yani savaşın son günlerinde tanınmamak için Alman üniforması giyerek metresiyle beraber kaçmaya çalışırken İtalyan direnişine mensup partizanlar tarafından yakalandı ve göğsünden vurularak öldürüldü.


Ertesi gün Mussolini'nin, sevgilisinin ve birkaç yandaşının cesedi Milano'da Loreto Meydanı'nda başaşağı sallandırıldı.[2]


Not: Siyasi Tarih konusunda hazırladığım ve İtalya'daki faşist hareketi konu alan kısa bir analiz denemesi...Yorumlarınız ile katkıda bulunursanız sevinirim.




[1] Rıfat Uçarol, a.g.e, s.637

[2] http://tr.wikipedia.org/wiki/Mussolini
Paylaş:

2 yorum:

  1. Güzel bir çalışma. Emeğine sağlık.

    Hitler'den önce o vardı. Hitlerin hayranlık duyduğu oydu. Hitler'in gölgesinde kalması ne kadar ilginç?

    Dikkatimi çeken bir husus; Avrupa da birliğini geç tamamlamış bu iki ülke(İtalya ve Almanya) hızla gelişirken totaliter rejimlerle beslendiler. Katılırmısın düşünceme?

    YanıtlaSil
  2. Totaliter sistemlerle beslenmelerine katılıyorum. Zaten parçalı ve gevşek bir yapıya sahiplerdi. Gerek Prusya'nın olduğu bölge ve gerek Piyemonte'nin bulunduğu bölgede bir çok devletçikten oluşan bir yapı söz konusu idi. Bunları bir araya getirmek ve Napolyon'un etkisi, Fransız Devrimi gibi parametreleri de işin içine kattığımız zaman tarihin bu sonucu biraz zorladığını söyleyebiliriz.

    YanıtlaSil

Popüler Yazılar