"Günlük Kişisel Gazete"

22 Temmuz 2011 Cuma

Liberalizm Nedir?

Genel anlamda liberalizm, bireylerin ifade özgürlüğüne sahip olduğu; din, devlet ve kimi zaman kurumların gücünün sınırlandırıldığı, düşüncenin serbest bir şekilde dolaştığı, özel teşebbüse olanak sağlayan bir serbest piyasa ekonomisinin olduğu, hukuğun üstünlüğünü geçerli kılan şeffaf bir devlet modeli ve toplumsal hayat düzenini hedefler.



Kabaca Liberalizmi iki düzlemde haklılaştırabiliriz. Birincisi siyaset felsefesi bağlamında ele alabileceğimiz özgürlük sorunsalı ve ikincisi ekonomik bağlamda tartışılması gereken serbest piyasa ekonomisi fenomenidir. Bu iki düzlem üzerinde yükselen Liberalizm faydacı bir zeminde tartışılacağına daha çok etik anlamda tartışılsa çok daha yaratıcı çözümler üretilebilir.


Maalesef liberalizm ve serbest piyasa kavramları vahşi kapitalist sistemin sıklıkla kullanageldiği argümanlar içerisinde yer almakta olup yine aynı vahşi kapitalist sistem tarafından sürekli şekilde deforme edilmesi de işin ironik tarafını göstermektedir. Bugün uluslararası firmalar bir çok ulusal devletin bütçelerini kat be kat aşarken ve yoğun bir tekelleşme söz konusuyken bunun yanında güç dengesinde hakim olan devletlerin kendi uluslararası firmaları adına dünyanın çeşitli bölgelerinde operasyonlar yapması ve onların hamiliğini üstlenmesi aslında "serbest piyasa" ve "özgürlük" kavramlarının ne kadar göreceli olduğunu bir kez daha göstermiştir.


Liberalizm üç temel üzerine kurulur; Özgürlük, Kendiliğinden doğan düzen (serbest piyasa ekonomisi) ve hukuksal yapı. Liberal yazarlar aslında hiçbir zaman "devlet"i tam manası ile bir köşeye itmemişlerdir. Tam aksine onun hantal yapısından kurtulup kendisini sınırlayıp daha aktif olmasını beklemektedirler. Eğitim, güvenlik ve hukuk alanlarında hizmet veren sınırlı bir devlet anlayışı liberal yazarların temel düsturu olarak resmedilebilir. Burada özgürlüğün ontolojik tartışmasına elbette girilebilir fakat sorun bu değil daha çok rasyonalist aklın ortaya koyduğu düzenin sorgulanmasıdır.


Bugün her ne kadar düzeni sorguladığını iddia edenler genelde sol ve sosyalist dünyadan çıkıyor gibi görünseler de "planlama" ruhuna sahip olan sol aynı zamanda son derece rasyonalist ve reeldir. Oysa insan aklının ortaya koyduğu düzen ve düzenlerin de özgürlük bağlamında eksik tarafları olabilir ve liberalizm işte bu noktada anti-rasyonalist ve doğanın kendiliğinden bir düzen oluşturacağı fikrine sahiptir.


Yani; sermaye, değişim ve ticaret. Bir toplumda değişim yolu ile sağlanan tasarruf inanılmaz bir boyuttadır. Burada sorgulanması gereken sermayenin hareketi ve ortaya konulan malın sahibinin kim olduğudur. Temel mesele; Özgürlük, doğal düzen ve mülkiyet etrafında dönmektedir. Bir başka yazıda da "mülkiyet" konusunda bir kaç kelam edeyim istiyorum. Şimdilik bu kadar...


Paylaş:

3 yorum:

  1. Başı doğru sonu yanlış bir yazı, üzgünüm :) Sosyalistler realistmiş falan... Nerden öğrendiniz bunları bilmiyorum da liberalizmi ikinci el eserlerden okumak yerine doğrudan kendi kaynaklarından öğrenmenizi öneririm. Liberaller piyasanın kendiliğindenliğini doğanınkinden farklı tarif eder. Hayek okursanız bunu görürsünüz. Çünkü piyasanın kendiliğindenliği, sınırlı bilgili bireylerin en iyi duruma doğru alım satım yapmak ve tasarruf etmekle ilgili davranışlarının uyumunun, onların bilgisizliğinden dolayı görünen şeklidir. Bu kendiliğindenlik akıl ve iradenin olmadığı bir "doğa" hareketi veya olayı değil. İnsanların i iradelerinin ve sınırlı bilgilerinin oluşturduğu piyasayı başka insanların realizmi dizayn edemez. :) Bir insan sosyalist olunca piyasanın karmaşassını çözecek gücü elde edip de bütün çıkarları "daha adil" olacak şekilde uyumlaştırma bilgisine ve gücüne ulaşmaz, kaldı ki zaten bu çıkarların "adil" olup olmadıklarıyla ilgili bir yargı sosyalist veya marksist o "üstün insancıkların" da havsalasını aşar. malın sahibinin değişmesi her şeyi değiştirir :) Değer denen şeyin oluşumu sübjektiviteden kaynaklanır, tanrısal zekalı realist sosyalistlerin kerametinden değil. Dolayısıyla mülkiyeti kollektifleştirirseniz değerin ölçülebilirliğini yani değerin ta kendisini ortadan kaldırırsınız çünkü karşılıklı çıkarlara göre yapılacak mukayeseyi ortadan kaldırırsınız. Çıkara konu olan mülkiyet var olamzsa hiç bir şey var olamaz. Yazı iddialı ama daha özenle yazılmalıydı. Yeni başlayanlar veya hırçın lise öğrencileri için fena değil... Ama iddiasını taşıyabilecek derinlikten maalesef yoksun.. İyi bloglar

    YanıtlaSil
  2. Afşar dostum siz yazıyı anlamamışsınız diyeceğim ama kullandığınız dile bakılırsa anlamanız gerekiyor :-) Ben sosyalistlere realist derken onların tanrısal zekalı olduklarını kastetmedim. Tam aksine "İnsanların iradelerinin ve sınırlı bilgilerinin oluşturduğu piyasayı başka insanların realizmi dizayn edemez." cümlenizdeki gibi düşünüyorum. Sadece planlamacı bir ideolojinin kendine has realitesinden bahsettim. Ayrıca mülkiyet kollektifleşirse değeri ortadan kalkar görüşüne de katılmıyorum. Ama katkınız için teşekkürler. Liberalizm konusunda bir "nedir" yazısı gönderirseniz yayınlamaya da hazırım :-) Saygılar...

    YanıtlaSil
  3. Bu arada "malın sahibinin değişmesi her şeyi değiştirir" demişsin. Bu kadar mülkiyetperver bir yaklaşımın sebebi nedir bilemiyorum ama liberal anlayışta mülkiyetin dağılımı takdir edersin ki düzensiz ve eşitsizdir. Tabi sen buna kendiliğindenlik deyip işin içinden çıkmak isteyebilirsin ama ben de buna orman kanunu diyebilirim. O zaman orman kanunlarının olduğu yerde nasıl bir insan iradesinden bahsedebiliriz.

    "Bu kendiliğindenlik akıl ve iradenin olmadığı bir ?doğa? hareketi veya olayı değil." demişsin. Peki hangi irade söz konusudur burada? Onu da açarsan sevinirim. Olaylara farklı açılardan baktığımız doğru ama düzey konusunda senle anlaşamayacağız. Hırçın liseli ha :-) Bazı şeyleri farklı açılardan eleştirmek başka yaptığın eleştirinin düzeyi başka bir şey. Kusura bakma ama senin yazdıkların ve ifade biçimin de hırçın liselileri aşmaz hadi bilemedin hasbelkader "Hayek" okumuş bir liseliye uygun:-) Ya da Hayek okumuş bir bankacı da olabilir :-)

    YanıtlaSil

Popüler Yazılar