"Günlük Kişisel Gazete"

Hussoloji Blog

Türkiye'nin en uzun soluklu blog yazarı. (2005-2017)

27.03.2012

Küreselleşme Sorgulanmalı

Küreselleşme, tanımlanması konusunda en çok sıkıntı yaratılan kavramlardan biridir. Kavramın tanımlanmasında bir çeşitlilik olmasına rağmen küreselleşme anlayışının merkezinde yeni bir ekonomik küreselleşme fikri yatmaktadır. 


Aslında sorgulanması gereken asıl nokta, küreselleşmenin neoliberal çok uluslu şirketler için yeni bir reçete mi yoksa demokratik değerlerin ve refahın dünyanın her yerine nüfuz etmesini savunan bir proje mi olduğu konusudur.


Göstergeler birinci şıkkın daha doğru olduğunu gösteriyor. AB bile sınırları kaldırmaktan söz ederken, emeğin sınırlar arasındaki dolaşımına engeller koymanın peşinde. Türkiye'nin ısrarla birliğin dışında tutulmasının birinci sebebi dinsel olsa da asıl sebep ve belki de tek sebep, Avrupayı işgal edecek bir emek yoğunluğudur.


Bu veriler ışığında küreselleşme kavramının bir mite dönüştürüldüğü ve uluslararası ekonomi tarihinin göz ardı edildiğini görmekteyiz. Buradan küresel ya da küreselleşmiş bir dünya fikrine karşı ulus devletlerin öncü aktör oldukları ?daha çok uluslar arasılaşan? bir dünya fikri argümanı ortaya çıkmaktadır.


Bugünkü ticari hareketliliğin aynısı 1815-1919 arasında da vardı. Baktığımız zaman veriler hacimsel olarak çok farklı değil ama nitelik açısından post-fordist üretim tarzının getirdiği ve teknolojik ilerlemenin de bunu desteklediği yeni bir durumun varlığından söz edebiliriz.


Küresel ekonomi sadece büyük şirketleri daha da büyütecek ve oligopol bir yapıyı üretecektir.


Küreselleşmenin politik retoriğine göre Ulus-devlet mümkün olan en az masrafı yaparak uluslararası sermayenin gerekli bulduğu sosyal ve kamusal hizmetleri sağlayabilir ancak. Oysa bugün ulus-devletlerin hala önemlerini koruduğunu ve kendilerini farklı şekillerde ürettiklerini görmekteyiz.


Sonuç olarak küreselleşen bir şey yok, sadece her şey biraz daha enternasyonel o kadar!

Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Popüler Yazılar

Tweet