"Günlük Kişisel Gazete"

29 Mart 2012 Perşembe

Sahte BAL Meselesi

Son dönemde bir çok kanalda "bal reklamlarını" hepiniz izlemişsinizdir. "4 kavanoz bal 100 lira" olarak yapılan reklamların altında bir çapanoğlu yattığı gün gibi ortadaydı. Ve analizler yapıldı ki satılan bal değil "mısır şurubuymuş"...



Tarım Bakanlığı da bu ballardan sipariş etmiş ve analize yollamış. Sonuç aynı. Reklamı yapılan balların büyük bir bölümü sahte. Bir de işin ilginç yanı bu balların sahte olup olmadığını vatandaş tadarak anlayamıyor. Çok küçük nüans farklılıkları var bu nedenle laboratuar analizi şart.


Bal satanlar bu noktadan hareketle "TV" bile kurmuşlar. 24 Saat "bal reklamı" olan bir TV'yi düşünmek bile istemiyorum. Şaka bir yana burada aslında "güvenlik" meselesini konuşmak gerekiyor.


1990'lı yıllarla beraber Soğuk Savaş tamamen ortadan kalkınca "güvenlik" sorunları çeşitlenmeye ve kavramın anlamı derinleşmeye başlamış. Enerji güvenliği, çevre güvenliği ve hatta "gıda güvenliği" de bu anlam aramaları sonucunda ortaya çıkmış. Şimdi GDO'lu ürünler meselesi bir tarafta dururken biz daha "sahte" üretilen gıda ürünlerini bile kontrol etmekte zorlanıyoruz.


Eskiden kırmızı biber diye "tuğla tozu" satarlardı hani. Bu da o hesap! Bu gidişle bahçeli bir ev alıp bostan ekeceğim. Bu sefer de çevresel koşullar zarar vermeye başlar diye korkuyorum. Kendi elimizle dünyayı yaşanmaz bir hale doğru yuvarlıyoruz. Allah sonumuzu hayır etsin...

Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Popüler Yazılar