"Günlük Kişisel Gazete"

Hussoloji Blog

Türkiye'nin en uzun soluklu blog yazarı. (2005-2017)

20.09.2012

Burjuvanın Demokrasi Sınavı: Tüsiad Örneği

Devlet odaklı anayasalar devletin ve sistemin güvenlikleştirilmesini sağlayan metinlerdir. Bu metinler sistemin meşruiyetini sağlar ve bunu sağlamlaştırır. Buna karşılık çoğulcu bir anayasa, sivil toplumun güçlenmesi ve bireyin korunmasına yönelik olmalıdır. Türkiye?de asker-sivil bürokrasi bir köylü toplumu üzerine devleti inşa etmiştir. Kendi burjuvasını kendi eliyle yaratan bu bürokratik yapı güvenlik algısını toplumun tamamına nüfuz ettirmiştir. Dolayısıyla ortaya konacak araçlar da kendi var oluşunu garanti altına alacaktır. TÜSİAD, Türkiye?nin ?burjuvası?nı resmeden kendine özgü ve kesin ön yargıları olan bir kurumdur.



TÜSİAD gerek 1996?da gerek 2011?de Yeni Anayasa konusunda ciddi taslaklar hazırlamış ancak her ikisinde de ülke içinden gelen tepkiler nedeniyle geri adım atmıştır. TÜSİAD, ?Bu taslak bizim değil akademisyen ve kanaat önderlerinin tespitleridir? diyerek işin içinden çıkma yolunu seçmiştir. Anayasanın ilk üç maddesi bile değişebilir noktasından, biz böyle bir şey demedik noktasına gelip statükonun devamını kendi çıkarları için bir gereklilik olarak gören Türkiye burjuvazisi, demokrasi sınavını kaybetmiştir. Bu durum ayrıca ilgili kurumun kredibilitesini de sıfıra indirmiştir.



?Toplumun tüm kesimlerince benimsenecek daha katılımcı, şeffaf ve demokratik bir anayasa? klişesi yıllardır herkesin dilinde olan bir ütopyadır. Burada önemli olan nokta ?Türkiye?nin en önemli sorunu nedir?? sorusunun tanımlanmasını doğru yapmaktır. TÜSİAD?ın anayasa çalışmalarının mimarlarından Prof. Dr. Ergun Özbudun: ?Hiçbir kuşak, hiçbir neslin gelecek kuşakları ebediyen bağlama konusunda ne ahlaki bir hakkı vardır, ne hukuki ne siyasi hakkı vardır? diyor. Toplum zaman içerisinde değişen sorunlarını tanımlamak için yeni toplumsal kontratlara ihtiyaç duyabilir. Bu noktada Türkiye?nin günümüzdeki en önemli sorunlarından birisi demokratik, şeffaf bir anayasa hazırlamanın gerekliliğidir. Bunun yanında Kürt kimliğinin tanınması ve Kürtlerin eşit yurttaşlık haklarından yararlanması meselesi de yeni anayasayı ilgilendiren temel konular arasında yer almaktadır.



TÜSİAD?ın geri adım atması hala eski bir gerçekliğin içinde yaşadığını göstermekte ve kendisi için önemli olanın ?kendisi? olduğunu göstermektedir. Toplumun geldiği nokta, Türkiye?de orta sınıfın geçirdiği değişim ve yeni bir burjuvanın doğum sancıları TÜSİAD?ın ilgi alanı dışındadır. Demokratik bir anayasadan ziyade kendi karlarının garanti altına alındığı statükocu bir rejim ilk tercihleri olacaktır. TÜSİAD?ın batı stili bir burjuva gibi davranmasını beklemek bizi Türkiye?deki politik hayatı ve dinamikleri yanlış analiz etmeye götürebilir. Kurucu ideolojinin kendisini güvenlik temelinde inşa etmesi ve araçlarını da bu bağlamda üretmesi normaldir. Normal olmayan tarih boyunca değişimin motoru olan Burjuva?nın Türkiye versiyonunun bu statükoya karşı koyamaması ve hatta onla beraber hareket etmesidir.


Sonuç olarak Türkiye?de burjuva-siyaset ilişkisi sorunlu bir düzlem üzerinde inşa edilmiştir ve sorunlu bir şekilde devam etmektedir. Yeni anayasa, güçlenen orta sınıf ve çok kültürlü yapının birlikte hareket etmesi ve ortaya çıkacak yeni bir burjuvanın siyasete nüfuz etmesiyle anlam kazanacaktır. Türkiye toplumunun ve siyasetinin güvenlikleştirilmesi yeni demokratik, şeffaf ve çoğulcu bir anayasa ile mümkün olacaktır.

Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Popüler Yazılar

Tweet