"Günlük Kişisel Gazete"

Hussoloji Blog

Türkiye'nin en uzun soluklu blog yazarı. (2005-2017)

1.10.2012

El Arabiya Haberinin Düşündürdükleri

Hafta içinde Suudi Arabistan tarafından finanse edilen El-Arabiya televizyonu Suriye'de düşen Türk uçağı ile ilgili şok edici belgeler yayınladı. Belgelerin içeriği şok edici olarak gözükse de içeriğin ne derece "gerçek" olduğu bir anda tartışma konusu haline geldi.



"Suriyeli muhaliflerin sızdırdığı belgelere göre, 22 Haziran?da Akdeniz?e düşen Türk jetindeki iki pilotu Suriye ordusu sağ buldu. "Savaş esiri" muamelesi yapılan pilotlar, Moskova?dan geldiği öne sürülen emirle ?doğal yollardan? öldürülüp cesetleri deniz dibine yerleştirildi!"

İddia bu şekilde olsa da haberin ayrıntıları kafa karıştırmaya yetti. Öncelikle uçağın Grad roketi ile düşürüldüğü söylendi ancak bu roket sadece sabit hedefleri vurabiliyor. Bunun yanında şehitlerimizin naaşlarının 1300 metre derinliğe nasıl yerleştirildiği konusunda El Arabiya herhangi bir bilgi vermedi.


Doğal olarak El-Arabiya bu soruların yanıtlarını veremedi. İddialara tepkiler ise gecikmedi ve gerek Türkiye gerek Rusya'dan jet yanıtlar geldi. 



"Rusya, El Arabiya televizyon kanalının iki gün önce ortaya attığı Türk F-4 uçağının iki pilotunun Rusya?nın emriyle öldürüldüğü iddiasını resmen yalanladı; haberdeki tüm unsurların hayal ürünü ve yalan olduğunu belirtti."

Burada, Suudi kökenli ama Dubai merkezli El-Arabiya'nın yaptığı haberin bir operasyon aracı olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. Suudi Arabistan, Suriye'ye yapılacak bir müdahalenin Türkiye'siz yapılamayacağını düşünüyor. Bu nedenle özellikle Türkiye'yi savaşa sürükleyecek bir  enformasyon kirliliği yaratılması sanırım öncelikli hedef olarak konulmuş. Bunun yanında Davutoğlu'nun Suriye ile savaşı riske değer bulması ve Rusya ile Çin'e ambargodan söz etmesi aslında resmi tamamlamaya yetiyor. Kamuoyunun anketlerde Suriye ısrarına şiddetle karşı çıkması neticesinde karar vericiler medyayı kullanarak tatmin edici bir ikna süreci yaratmaya çalışıyorlar.


İlginç olan bir başka nokta ise Suriye meselesinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar dışında dişe dokunur bir çaba gösteren ülkenin hemen hemen olmaması. ABD, minimum askeri harcama ön şartı ile Suriye meselesinin kesin bir hallini ve Esad'ın uzaklaşmasını istiyor buna karşılık Rusya ve Çin faktörü her zaman olduğu gibi önemli iki direnç noktası olarak karşı durmaya devam ederken, AB'den ses çıkmıyor.Türkiye ise başlardaki ısrarı kadar olmasa da Suriye konusunda son derece atak ve hırslı davranmaya devam ediyor. Özgür Suriye Ordusu'nun merkezinin Hatay'dan Suriye'ye taşınması ve Davutoğlu'nun "sert" çıkışları, dış politikada Türkiye'nin düşük yoğunluklu bir  kriz yaşadığının belirtisi olarak okunabilir.


Bu süreç içerisinde uluslararası medyanın ve bölgesel haber kartellerinin bu tarz enformatik ataklarına şahit olmaya devam edeceğiz. Bölgemiz ısınıyor,  hareketlilik hiç olmadığı kadar artmış durumda. Önemli olan bu yakıcı süreci en az hasarla ülkemizin çıkarları doğrultusunda atlatmaktır.

Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Popüler Yazılar

Tweet