"Günlük Kişisel Gazete"

17 Nisan 2014 Perşembe

İran Blogosferinin Çöküşü

2000'li yılların başlarında blogculuk ya da favori adıyla blogger'lık dünyanın bir çok ülkesinde insanların fikirlerini ifade edebilmelerinde önemli bir alan olarak öne çıkmaya başladı.



Bir çok ülkede politik arenada ciddi etkiler bırakan blogcular inanılmaz derecede okundu ve eleştirildi. Medya otoritelerinin sürekli şekilde evrimleştirmeye çalıştığı blogculuk maalesef Türkiye'de istenen seviyelere gelemedi. Bırakın politik arenada etkin olmayı bir kaç blog dışında geri kalanı ya güncellenmedi ve internet çöplüğündeki yerini aldı ya da reklamlarla dolmaya başladı.


Her alanda olduğu gibi ticari zeka bu alanda da ciddi bir deformasyona sebep oldu. Türkiye'deki blog ve blogcu meselesi ayrı bir yazı konusu olabilir. Bu yazıda İran blogosferinin son zamanlarda yaşadıkları üzerine bir kaç kelam etmek istiyorum.


İran'da blog yazmak son derece olağan bir durum. Öyle ki İran için blogcuların ulusu terimi bile kullanılıyor. Blogosfer terimi yerine de "blogestan" kullanılıyor. Özellikle Ahmedi Nejad'ın seçildiği 2009 seçimlerinin ardından İran'da "Yeşil Hareket"in (Green Movement) ortaya çıkması ve genişlemesinde blogcuların önemli bir payı var. İran'da blog okuma oranı son derece yüksek. Yapılan bir ankete katılanların yüzde 60 kadarı her gün blog okuduğunu belirtmiş. Ancak 2008-2009'da son derece aktif olan blogların sadece yüzde 20'si bugün de aktif. Geri kalanı ayda bir yazı ya ekliyor ya da eklemiyor...


Bu durumu açıklamak gerekirse karşımıza İran devleti çıkıyor.


İnanılmaz bir sansür ağı kuran devlet her yolu deneyerek blogcuların yayın yapmasını engellemeye çabalıyor. Anahtar kelime listelerinden tutun da vpn filtrelerine kadar her yerde İran devletinin izlerini görmek mümkün...


İran'da blogculuğun çökmesinin nedenlerinden birisi de dünyanın her yerinde olduğu gibi mikro-blogging dediğimiz facebook ve twitter gibi platformların yoğunlukla kullanılmaya başlanması olarak gösterilebilir. Bu da ayrıca analiz edilmesi gereken bir durum olara göze çarpıyor. İnsanların kısa ve hızlı platformları kullanmak istemesi son derece doğal ancak bu platformların fikirleri ifade etmekten çok hareket geçmek için kullanılan birer eylemsel araca dönüştükleri de gözlerden kaçmıyor.


Bu arada sansüre başvuran İran'ın wordpress ve blogspot gibi popüler blogger platformlarını yasakladığını da söylemeye gerek yok sanırım. Google Reader'ın ortadan kalkması da blogcuları etkileyen bir başka önemli etken...


Görünen o ki İran'da gerek devletin ortaya koyduğu yasaklar ve gerekse mikro-blogging platformlarının kullanılması, klasik blogculuğu ciddi anlamda zayıflatmış durumda. Bu da insanların fikirlerini ifade ederken artık özetleme yolunu seçtikleri ve görselliğe kaçarak yeni ifade biçimleri oluşturduklarını ortaya koyuyor.


Kısacası biçim içeriğe hakim oluyor...


Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Popüler Yazılar