"Günlük Kişisel Gazete"

Blog Yazarı

Hussoloji, 2005 yılından beri blog yazmaktadır.

22.12.2014

Ortadoğu'nun Ontolojik Yalnızlığı

Kadim bir coğrafyanın sürekli savaş, kan ve çığlıklar arasında ilerleyen tarihi bizlere insanoğlunun doğası üzerine yeni ipuçları vermeye devam ediyor. Ortadoğu, radikal hareketler ve Sisi gibi diktatörler arasında sıkışmış ve siyaseten çözümsüzlüğün tek çıkar yol olduğu bir anafora doğru sürüklenmektedir.

Başlıkta "ontolojik yalnızlık"tan bahsetmemin nedeni biraz da yukarıdaki varoluş probleminden kaynaklanıyor. Kendini tanımlayamayan ve kimliğini (ya da kimliklerini) arayan bir coğrafyanın bu problemi, kimliklerin ölümcül olmasına atfen içinden çıkılamaz büyük bir kaosa dönüşüyor.

Ortadoğu bu kaostan çıkışı Arap Baharı (ya da uyanışı mı demeliyiz?) ile yakalamış gibi göründü. Hatta daha da ileri gidip Mısır'da Tahrir ile başlayan hareketlerin Ortadoğulular için tarihsel bir an olduğunu söyleyebiliriz. Fakat bu an, geçmişin birikmiş problemleri ile beraber büyük bir "özet" olmaktan kurtulamadı.

Tahrir ile başlayan olaylar ve küresel batının bu hareketler karşısında aldığı tavır aslında küresel yapının bu durumlarda kendi egemenliğini yeniden tahkim etmekten başkaca bir şey düşünmediğini de göstermiş oldu.

Batı için tek bir doğru vardı; o da çıkarlarının devamını sağlamak! Bunu seküler Sisi'ler sağlayabileceği gibi tam karşıtında yer alan dini motifli hareketler de karşılayabilirdi. Bu açıdan bakıldığında bir başka önemli nokta da bölgedeki enerji kaynaklarının kullanımı, dağıtımı ve kontrolünün re-organizasyonudur. Batı için ölümcül gereklerden birisi de enerji planlarının sekteye uğramadan belirlenen amaca hizmet etmesidir. Bu parantezi açmamın nedeni Ortadoğu'yu seküler bir bakış açısı ile anlamaya çabalayan indirgemeci yaklaşımın genişletilmesini gerekli görmemdir.

Ortadoğulu toplumlar korkuları ile yüzleşmek ve  cesur cevapları olan yeni sorular sormaya başlamak zorundadır. Toplumsal yapının ve siyasi anlayışın temelinde yatan kökler yeni bir siyasal toplum yaratma aşamasında ciddi bir dönüşüme ihtiyaç duymaktadır. Şu anda Ortadoğu'yu saran şiddet hareketleri bölgenin daha çok karışmasına  ve ontolojik problemini karmaşıklaştırmasından başka bir işe yaramıyor.

Sonuç olarak Ortadoğu'lu toplumların demokratik ve çoğulcu bir siyasal zemin yaratabilme olasılığı aynı zamanda Ortadoğu'nun geleceğini de tayin edecektir.
Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Hussoloji | Powered by Blogger Design by ronangelo