"Günlük Kişisel Gazete"

Hussoloji Blog

Türkiye'nin en uzun soluklu blog yazarı. (2005-2017)

21.11.2017

Kovboy Millet



Robert KAGAN'ın 2006 yılında yazdığı "Kovboy Millet" (Cowboy Nation) adlı makale Amerikan toplumunu iyi etüt etmiş tutarlı bir siyasal deneme...


Kagan'ın "Kovboy Millet"inde geçen bir ifadeye göre "Amerika'nın genişlemeci tavrı, zoru sürekli kullanması, politik, ekonomik ve stratejik hakim olma eğilimi gerçek doğasındaki bazı sapmalar değildir. Bu ABD'nin gerçekliği, onun doğasıdır."

Kagan, "muhtemelen liberalizm, herhangi bir diğer faktörden daha fazla, Amerika'yı tarih boyunca bir şekilde enerjik, geniş ve müdahaleci kılmıştır." diyerek ilginç bir saptama yapıyor.

ABD'nin aydınlanmacı, liberal ve anayasal olmasından ziyade bu özelliklerini bir anda pratiğe dökmesinin kendine has bir dış politika yaratmasına zemin hazırladığını iddia etmektedir.

"ABD'nin liberalizm tahayyülünde ilerleme kavramı, liberalizmin merkezi bir öğretisidir. Amerikalılar, ilerlemenin devamında nerede durduklarına göre diğer ulusları değerlendiren ilerici bir tarih görüşünü benimsemişlerdir." der Robert Kagan.


Kagan'ın bu siyasal denemesi tafsilatlı bir etütü hak ediyor ancak eleştirdiği şey tam da Amerikan istisnacılığı denen ve bugün tarihin sonunu ilan eden Fukuyama'ları yaratan imgelem dünyasından başka bir şey değil. Kendi çıkarlarının evrensel olduğuna inanma problemi...

Uluslararası sistemi sadece güç üzerinden tanımladığımız zaman Amerikan hegemonyasının genişleme isteğine yanıt bulmak kolay ama yeterli değil. Bu genişleme isteğinin temelinde seçilmiş ulus, evrensel değerlere sahip oldukları iddiası gibi son derece tartışmalı kavramlar var.

Bu kavramları derinlemesine analiz ettiğimiz zaman başta diğer uluslar için herhangi bir sorun gözükmemesine rağmen ABD'nin tüm dünya üzerindeki müdahaleci tavrını bu kavramlara yaslaması sorunun kaynağını ortaya çıkarıyor. Kendisini seçilmiş ulus ilan etmekten Ortadoğu'ya demokrasi ihraç eden bir ülke konumuna gelen ABD'nin bu iki ağırlık noktası arasında yaşadığı gerilim uluslararası politikayı da ciddi biçimde etkilemektedir.

Bugün uluslararası sistemin ne şekilde domine edileceği konusunda ABD'nin sarsılmaz ve tartışmaya açık olmayan görüşleri dünyanın diğer ülkeleri ya da kutupları tarafından nasıl değerlendiriliyor diye bakmak artık elzem. Rusya ve Çin'in stratejik bir kapitalizme yöneldiği ve devletçi politikaların giderek ağırlık kazandığı bir dünyada ABD'nin bundan sonra nasıl bir strateji izleyeceği işte tam da ABD'de yaygın olan hakim görüşün eleştirilmesinde ve restore edilmesinde yatıyor.
Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Popüler Yazılar

Tweet