"Günlük Kişisel Gazete"

Blog Yazarı

Hussoloji, 2005 yılından beri blog yazmaktadır.

15.11.2017

Lübnan ve "Pozitif Şok"


Suudi Arabistan'da Veliaht Prens Salman'ın son dönemde giderek keskinleşen politikaları Ortadoğu'da DEAŞ sonrası vekalet savaşlarının yeni zemininin Lübnan olacağı sinyallerini iyice ortaya çıkarmış durumda.

Saad Hariri'nin Suudi Arabistan'da istifa etmesi ve bir süredir orada tutulduğuna dair iddiaların sıklıkla dile getirilmesi sonucunda Suudi ve İran gerilimini derinleştirecek belirsizliklerin artacağı öngörülebilir.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson geçenlerde yaptığı açıklamada Lübnan'ı vekalet savaşında bir unsur olarak kullananlara karşı bölgeyi uyarmıştı. Bunun arkasından hamleler hızlanmaya başlamıştı.

Suudiler muhtemelen Lübnan'dan Hizbullah ile ilgili bir takım hamleler bekleyecekler. Hizbullah göstermelik bazı değişiklikler yapabilir ancak ne İran'ın ne de Hizbullah'ın Lübnan'dan vazgeçmesi rasyonel görünmüyor. Suudiler muhtemelen ekonomik baskıya yönelecekler.

Uzmanlara göre Suudi Arabistan tarafından Lübnan'a yönelik olası siyasi yaptırımların listesinde uçuşlar, vizeler, ihracatlar ve havale transferleri bulunabilir.

Lübnan'ın körfez bölgesinde çalışan 400 bin civarında çalışanı bulunuyor. Bunların yılda 7-8 milyar dolarlık Lübnan ekonomisine bir katkısı söz konusu. Bu para transferinin kesilmesi zaten zor durumda olan Lübnan ekonomisini çökertebilir.

Lübnanlı politikacılar ve bankacılar, Suudi Arabistan'ın Katar'a taleplerini yerine getirmediği için uyguladığı ekonomik ablukaya benzer bir ablukayı Lübnan'a yapmayı planladığına inanıyorlar.

Bu arada Hariri geçen akşam Riyad'da Paula Yacoubian isimli gazeteciye canlı yayında verdiği  röportajda "pozitif şok" terimini kullandı. Bu terim istikrarsızlık yaşayan güvensiz bölgeler için literatüre farklı bir perspektif getirecek gibi görünüyor. Hariri ayrıca Lübnan'a döneceğini ve istifası ile ilgili şu anda açıklayamayacağı ayrıntıları Başkan Aoun ile görüşeceğini de eklemiş.

Diğer taraftan Nasrallah, Suudilerin Lübnan'a saldırması için milyonlarca dolar teklif ettiğini iddia etmişti.

Hizbullah ile ilgili Suudi Arabistan ve Lübnan arasındaki keskin anlaşmazlık; Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni kapsayacak şekilde genişlemiş ve her üç ülke de, vatandaşlarını Saad el-Hariri'nin istifasından sonra Lübnan'dan ayrılmaya çağırarak krallığa katılmışlardı.

Son on yıldır Ortadoğu'da yaşanan her olay İran'ın gücünü konsolide etmesine yaradı. Suudiler bölgesel rekabeti kaldıramayacak noktaya geldiler. İçerdeki iktidar savaşı da eklenince durum tamamen kaotik bir noktaya savruldu.

Şimdi Suudiler bu kaotik noktadan güçlenerek çıkmanın hesaplarını yapıyor. Ancak mezhepsel kırılmayı da hızlandıracak olan bu süreç Ortadoğu'nun DEAŞ sonrası dönemde daha fazla şiddete sahne olacağı bir anafora dönüşebilir.

Suudi Arabistan, İsrail ve ABD'nin giderek safları sıklaştırdığı ve İran'a karşı yakın zamanda seri hamleler gelebileceğini öngörmek mümkün. Muhtemeldir ki Suudiler, ABD'yi bölgeye çağıracak bir güvenlik bunalımı yaratacak hamleler peşinde olacak gibi görünüyor.
x
Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Hussoloji | Powered by Blogger Design by ronangelo