"Günlük Kişisel Gazete"

Blog Yazarı

Hussoloji, 2005 yılından beri blog yazmaktadır.

21.11.2017

Trump ve Diplomasi


ABD'nin diplomasi elitleri Trump'a karşı son derece sinirliler. Dışişlerinde kariyer elçilerinin yüzde 60'ını da içeren üst düzey diplomatların bir kısmı, Trump göreve başladığından beri görevinden ayrılmış. ABD'de henüz adayı bile olmayan 74 üst düzey makam boş.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise "Daha önce de defalarca söylendiği gibi, işe alma süreçlerindeki donma sadece geçicidir ve organizasyonumuzu nasıl rafine ederiz üzerinde çalışıyoruz" açıklaması yapmış.

Bu arada 2 Kasım tarihli bir röportajda Trump, Dışişleri Bakanlığındaki boş pozisyonlarla ilgili bir soruyu "Önemli olan tek kişi benim." şeklinde yanıtlamış. Bu da Dışişleri Bakanlığı ile ABD Başkanlığı arasındaki sorunun ciddi bir uyumsuzluk grafiği çizdiğini gösteriyor.

Barack Obama'nın eski siyasi müsteşarı Wendy Sherman, 6 Kasım'da yaptığı açıklamada "Açıkçası, bu yönetim kategorik olarak Dışişleri Bakanlığını yok ediyor" şeklinde bir açıklama yapmış. (Bu arada Sherman, bu yılın Ulusal Güvenlik Diplomatı seçilmiş).

Trump'a kızan eski diplomatların temel endişesi uluslararası diplomatik arenanın düşmanlarına bırakıldığı ve diplomatik çabanın ve personelin umursanmadığı noktasında birleşiyor. ABD diplomasisini bir de bu açıdan okumak gerekiyor.

Trump'un, ABD içerisinde her konuda inisiyatif hakkını ilgili kuruma verdiği ve bu nedenle ortak bir akıl çerçevesinde problemlerin değerlendirilmediği iddia ediliyor. Ortadoğu'da özellikle İsrail cenahının da bu durumdan pek hoşnut olmadığı dillendiriliyor. ABD'nin zayıf bir diplomatik düzeyde olduğu ve tam da İran ile Rusya'nın Ortadoğu'da yayıldığı bir dönemde bunun ciddi bir boşluk yarattığı belirtiliyor.

Trump'un Putinvari bir güçlü liderliğe yöneldiği ve özellikle Thomas Jefferson'dan beri ABD'de ulusal güvenliğin merkezi ağırlığını oluşturan ABD dışişleri kadrosunu yok saydığı görülüyor. Bu yaklaşımın ABD dış politikasında bariz dalgalanmalara neden olduğu ve yekpare davranışın ortadan kalkması ile birçok bölgede bir kafa karışıklığı yaşandığı söylenebilir.

Trump'un özellikle bütçe kesintileri ile dışişleri bakanlığının çalışmalarını sekteye uğrattığı görülüyor. Dışişlerinin bütçesi yüzde 31'lik bir kesinti ile 37.6 milyar dolara düşürülmüş. Buna karşılık Pentagon'un bütçesi ise yukarı doğru tırmanmaya devam ediyor. Kongrenin de onayladığı tasarıya göre Pentagon 20 bin civarında bir asker arttırımına gidiyor.

Dışişlerinde başlayan bu rahatsızlık Çin ve Kuzey Kore'ye karşı tutarsız bir politika ve başka yerlerde başarısız bir dış politika anlamına geliyor. Güney Kore'de hala bir Amerikan büyükelçisi yok, dolayısıyla Kuzey Kore nükleer krizine diplomatik bir çözüm geliştirme yeteneği zayıflıyor. Trump yönetiminin Suriye ile ilgili bir planı olduğuna dair hiçbir işaret yok, çünkü bölge tamamen Rusya ve İran'ın etkisine girmiş durumda. Özellikle Ortadoğu'da Trump yönetiminin belirsiz ve spontane gelişen bir dış politika izlediği ve bu dış politikanın da tamamen Pentagon menşeli bir çerçeve üzerinden yürüdüğü görülmektedir.

Sonuç olarak Çin'in yükselişi, Rusya'nın Ortadoğu'da giderek artan etkisi ve Kuzey Kore gibi konularda ABD diplomasisinin uzun tarihi boyunca en kötü sınavını verdiğini söylemek mümkün. Trump yönetimi bu kafa karışıklığını düzeltir mi yoksa aynen devam mı der bunu zaman gösterecek.

Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Hussoloji | Powered by Blogger Design by ronangelo