"Günlük Kişisel Gazete"

Blog Yazarı

Hussoloji, 2005 yılından beri blog yazmaktadır.

2.06.2018

Hint-Pasifik Stratejisi ve Shangri-La Dialogue Zirvesi



Asya’nın en önemli “güvenlik zirvelerinden” biri olarak gösterilen IISS Shangri-La Dialogue toplantıları Cuma günü başladı. Toplantılara genel olarak Kuzey Kore ile yapılan nükleer görüşmeler, Hint-Pasifik stratejisi ve Güney Çin Denizindeki askeri hareketlilikler damgasını vurmuş durumda.

Savunma bakanları, askeri şefler ve 40'tan fazla ülkeden üst düzey yetkililer bölgedeki güvenlik sorunlarını ve eğilimleri tartışmak üzere toplanacaklar.

Söz konusu toplantıda konuşulacak başlıklar özetle; Güney Çin Denizinde yaşan gerginlik, Kuzey Kore krizi, Hint-Pasifik Stratejisi, Rohingya krizi, Çin’in eleştirilere verdiği cevapların değerlendirilmesi gibi konular.

En önemli tartışma konusu da Hint-Pasifik kavramı. ABD’nin 70 yıldır bölgede görev yapan Pasifik Komutanlığı’nın (PACOM) adını Hint-Pasifik Komutanlığı olarak değiştirmesi ciddi bir hamle olarak değerlendiriliyor. Daha geniş bir kavram olan Asya-Pasifik yerine Hint-Pasifik kavramının tedavüle girmesi bundan sonra Hindistan’ın da bölgede oynayacağı roller konusunda bir fikir verebilir. Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Shangri-La Dialogue'da açılış konuşmasını yapan ilk Hint lideri olacak.

Hint-Pasifik hamlesi 2007 yılında temelleri atılan ancak daha sonra unutulan Hindistan, ABD, Japonya ve Avustralya’nın katıldığı “Quadrilateral Security Dialogue” (QUAD) isimli yapıyı akla getirdi. Bu yeni terminoloji “okyanusların” artık stratejik güvenlik konusunda ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Zaten, Çin 2015 Askeri Stratejisinde “açık denizlerin savunması” ve “açık denizlerin korunması” kombinasyonuna geçiş ihtiyacının altını çizmişti. Çin, iki yıl sonra Cibuti'deki ilk yabancı askeri üssünü Afrika Boynuzu'nda açarak bu gerekliliğin teyidini yapmış oldu.

Diğer yandan “hint-pasifik” kavramının kullanılması stratejik anlamda Çin’in “Asya-Pasifik”teki güç algısını azaltıyor. Diğer yandan Hindistan ve Avustralya gibi aktörlerin bu stratejik tiyatroya baş rolde katılımını sağlayarak Çin’e karşı kurulan yapının etkisini arttırmaya yarıyor.

Bölgedeki diğer ülkelerin Çin konusunda çekinceleri uzun süreden beri devam ediyor. Örneğin yakın zamanda Vietnam ve Filipinler’in denizlerde gaz ve petrol arama isteğine Çin askeri müdahale ile mukabele edeceğini duyurmuş ve bölge bir anda gerginliğin içine girmişti. Toplantılara katılan isimlerden en dikkat çekeni ABD Savunma Bakanı Jim Mattis.

Mattis yaptığı açıklamada, ABD'nin “sonuç odaklı” bir ilişki üzerinde Çin'le çalışmaya istekli olduğunu, ancak Pekin’in Güney Çin Denizi’ndeki eylemlerinin zorlayıcı olduğunu ve Pentagon’un gerektiğinde “şiddetle yarışacağını” söyledi.

Ayrıca “ABD, Çin ile yapıcı, sonuç odaklı bir ilişki sürdürmeye devam edecek,  neye ihtiyacımız olduğu konusunda şiddetle mücadele edecek" diyen Mattis, “Çin’in silah sistemlerinin yerleştirilmesinin doğrudan sindirme ve zorlama amacıyla olduğunu” söyledi.

Mattis “Hem Kore hem de Japonya ile ittifakımızı modernize etmeye odaklanıyoruz ve bu kritik ittifakları 21. yüzyılın zorluklarını karşılamak için dönüştürüyoruz. Amerika kalmak için Hint-Pasifik'te, bu bizim önceliğimiz. Çıkarlarımız ve bölgemiz kopmaz bir şekilde iç içe.”

ABD Savunma Bakanı Mattis'in Singapur'da gerçekleştirilen IISS Shangri-la Dialogue konferansında net mesajlar verdiği görülüyor. Güney Çin denizi sorunu "sıcak çatışma olasılığının" yüksek olduğu bir alana doğru dönüşüyor.

Japonya Savunma Bakanı Itsunori Onodera ise yaptığı açıklamada, "Kuzey Kore'yi yalnızca diyaloğu kabul etmekle ödüllendirmek doğru değil, Kuzey Kore'nin tüm nükleer ve balistik füze programlarını ortadan kaldırmak için somut adımlar atması gerekiyor."

Onodera, Kuzey Kore'nin geçmişte nükleer programını sona erdirmek için anlaşmalara girmesinin sadece silah geliştirmelerini ilerletmek için daha fazla zaman kazanmak olduğunu söyledi.

Güney Kore Savunma Bakanı Song Young-moo, nükleer silahsızlanma konusunda Kim'in kabul edilmesi konusunda tartışmalar olduğunu kabul ettiğini, ancak anlaşmazlık yaşandığında diyaloğun asla ilerlemeyeceğini söyledi.

Güney Kore Savunma Bakanı Song Young-moo “Kim Jong Un'dan şüphe etmeye devam ederseniz, bu sadece diyaloğa ve ilerlemeye engel olur” dedi. Görünen o ki Japonya nükleer görüşmelerde ihtiyatlı olunması gerektiğini, Güney Kore ise "Kim Jong"a güvenilmesi gerektiğini düşünüyor.

Çin’in konferansa gönderdiği heyet, nispeten düşük seviyeli olmasına rağmen, emekli bir albay ve askeri analist olan Yue Gang’a göre, heyet konferansı bir politika tartışması yerine “akademik bilgi alışveri” olarak şekillendirmek için dikkatli bir şekilde seçildi. Heyet, Halk Kurtuluş Ordusu'nun Askeri Bilimler Akademisi'nin genel müdürü ve başkan yardımcısı He Lei tarafından yönetiliyor.

Yue, “Mesele daha çok [askeri] teorilerdeki değişimler hakkında, dolayısıyla akademik temsilciler göndererek, yanlış görüş açılarını çürütebiliriz. Aynı zamanda, bilgi alışverişinin çok çatışmalı görünmesini istemiyoruz.” demiş.

Çin söz konusu konferansın kendi güvenliğine meydan okunan bir platform olacağı hissiyatına kapılmış olacak ki gönderilen heyet askeri akademisyenlerden oluşuyor. Ancak diğer yandan çatışma yerine düşük profilli, bilimsel bir yaklaşımdan vazgeçmeden polemiklerden kaçınmak da istiyor.

Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Hussoloji | Powered by Blogger Design by ronangelo