"Günlük Kişisel Gazete"

Blog Yazarı

Hussoloji, 2005 yılından beri blog yazmaktadır.

19.07.2018

Stratejik Rekabetin Küresel Etkileri Üzerine: ABD ve ÇİN




Çin'in karşılaştığı problemleri aşmak için stratejik bir düzeyde "küreselleşmeyi" yeniden düşünmesi gerekiyor. Entegre olmaya çabaladığı sistemi değiştirmek için karşısındaki tarihsel blokun yenilmesi elzem. Bu ise kolay değil. O zaman çözüm manevra mı yoksa meydan okuma mı?

Bundan önceki bir çok örnekte genelde manevrayı bir yöntem olarak kabul eden Çin, sistemik bir değişimin önümüzdeki 20-30 yıl içinde yapay zeka gibi paradigma değiştirici kavramlarla oluşabileceğini değerlendiriyor. Ama bu da güçlü bir argüman değil.

Yapay zekanın bugün geldiği düzeyde nasıl bir katkı sağlayacağı belirsiz. Nasıl bir yöne gideceğini de araştırmaların yoğunluğu ve hedefleri belirleyecek. Çin'in ABD ile olan "küresel mücadelesi"nde unutmaması gereken nokta bu mücadelenin sadece "ticaret" ekseninde olmayacağıdır.

Küresel çapta hegemonik mücadele her zaman politik ve kültürel bir veçheyi de barındırır. Bunlardan yalıtarak "ticaret"alanında savaşırım deme lüksünüz, en azından geçmiş örneklere bakıldığında yok. Yapay zeka gibi devrimsel momentumlar da eninde sonunda üstyapıya bağımlı.

Hasıl-ı kelam böyle bir mücadeleye girişiyorsanız ya da girişecekseniz "politik" bir stratejiniz olmak zorunda. Çin'in politik stratejisinin de "zamanını bekle ve gücünü sakla" temelinde olduğunu düşünüyorum. Sadece ticaret, barışçıl yükseliş ve kazan-kazan modeli çok iyimser.

Yine de Çin’in uzun süre daha “ticaret” alanında bu mücadelesini sürdüreceği görülüyor. Dünya Ticaret Örgütü gibi aslında kendi tarihsel tecrübesine ve ideolojisine uzak olan uluslararası yapıların desteğiyle bu mücadeleyi kazanacağını hesap ediyor. ABD ise bugüne kadar neo-liberal bir iklimde kendisinin işine yarayan bu uluslararası örgütlerin artık ayağında dolandığına ve kendi çıkarlarına hizmet etmediğine inanıyor. Tam da böyle bir kırılma noktasında ilişkilerin nereye gideceği konusunda mebzul miktarda öngörüde bulunulabilir.

Bu iki küresel gücün ilişkilerinin geleceği konusunda bir kaç senaryo ön plana çıkıyor. Bunlardan birincisi Çin'in,  tarifeleri düşürerek ABD mal ve hizmet ithalatını artırması olacaktır. Yani içerideki pazarı daha fazla açacaktır.

İkincisi, Dünya Ticaret Örgütü çerçevesinde ABD ve Çin  müzakere ve politika koordinasyonu geliştirecek ve genişletilecektir. Gelişmiş ülkelerdeki endişelerin giderilmesi için  teknoloji transferi, e-ticaret ve KİT'ler konusunda yeni kurallar getirilecektir.

Üçüncüsü DTÖ küresel ticaretin temel düzenleyicisi olarak hareket etmesine rağmen, belirli ekonomilerin aşırılığı hakkında hiçbir şey yapamayacak. Böylece bugün gördüğümüz ticaret anlaşmazlıkları normalleşecek. Bölgesel ticaret sistemleri popüler hale gelerek artacak.

Dördüncüsü ABD, AB ve Japonya Trans-Pasifik Ortaklığını yeniden canlandırarak yeni anlaşmalar imzalayacaklar. Çin ve ABD kendi yollarına gidecekler ya da gelişmiş ekonomiler Çin'i ticaret ve finansal sistemlerden dışlayacaktır.


Sonuç olarak çok taraflı ticaret sistemi marjinalize olup yok olabilir. Ya da küresel güçler makul çözüm senaryoları üzerinde çalışarak küresel ticareti koruyan çözümlere ulaşabilirler. Rusya ve Çin'i "stratejik rakipler" olarak tanımlayan ABD buna ne der zaman gösterecek. Çin’i rakip gösteren ABD’nin Çin küresel ticaret kurallarını harfiyen uyguladığında kafası karışıyor.

Xiaoping’in “kedinin siyah, beyaz ya da kırmızı olması önemli değildir; önemli olan kedinin fareyi yakalamasıdır.” sözü ABD ve Çin arasındaki ideolojik çelişkilerin üstünü örterken bu alanda oluşabilecek soğuk savaş benzeri bir mücadele alanının silikleşmesine neden oluyor. Belki de ABD’nin en çok hayıflandığı nokta bu olsa gerek.

Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Hussoloji | Powered by Blogger Design by ronangelo