"Günlük Kişisel Gazete"

Blog Yazarı

Hussoloji, 2005 yılından beri blog yazmaktadır.

28.09.2018

Chinawood Hollywood’a Karşı: Operasyon Kızıldeniz


Uluslararası ilişkiler ve sinema arasındaki ilişki hep ilgimi çekmiştir. Sinema okuyan ve bir dönem bu sektörle haşır neşir olmuş birisi olarak bu ilişki biçimini incelemek aynı zamanda politika ve sinema arasındaki etkileşimden doğan “semptomatik” ürünlerin etkilerini gözlemlemek açısından önemli bir katkı sağlıyor.

Hollywood film sanayisinin yıllar yılı bu konuda ABD politikalarının bir öncüsü ya da “habercisi” olması herkese tanıdık gelen bir konu olmuştur. Öyle ki ABD dış politikasını Hollywood filmleri üzerinden izlemek ve incelemek her ne kadar eksik olsa da mümkündür. Hatta bu konuda yazılan bazı yüksek lisans ve doktora tezleri de mevcut.

Çin son zamanlarda ciddi bir küresel güç adayı olarak öne çıkınca sinema alanına da el atmış görünüyor. Bu nedenle Çin ve ABD; sinema endüstrisinde de ciddi bir rekabet içine girmeye yakın. Uluslararası İlişkiler ve sinema arasındaki ilişkiden hareketle Çin'in ilk defa ciddi mesajlar verdiği filmi "Operation Red Sea" (Operasyon Kızıldeniz) 2018 yılı içinde 570 milyon dolar hasılat elde etmiş durumda. İşin hem ekonomik hem de sine-politik bir yönü var. Bir yandan "chinawood"inşasına yönelen Çin diğer yandan sinema aracılığıyla "politik mesajlar" veriyor. Filmin yönetmeni daha önce de Mekong Operasyonu filmi ile izlediğimiz Dante Lam.


“Conquer Fear, Conquer All”

2015 Yemen İç Savaşı sırasında 225 yabancı uyruklu ve 600 Çinli vatandaşın tahliyesini konu alan film Yang Rui (Zhang Yi) liderliğindeki 8 kişilik özel kuvvetler ekibinin bölgedeki limitsiz şiddetli muharebe tarzını ve zor bir kurtarma operasyonunu resmediyor. Çin Deniz Kuvvetlerine bağlı bir özel kuvvet ekibinin (Jialong Saldırı Takımı) Yemen'de (filmdeki adı Yewaire) yaptığı operasyonlar ve Zaka isimli terör örgütüne yapılan operasyonlar nefes kesiyor. 140 dakika süren filmin "aksiyon olmayan" sahnesi en fazla 5 dakika. Onun dışında şiddet dozu çok yüksek olan ve özellikle Çin özel kuvvetlerinin bir kasabada terör unsurlarına verdiği mücadele sonucunda tank savaşına dönen "all in one" bir film. Öyle ki filmdeki aksiyon sahneleri tabiri caizse görme ve işitme duyularına saldırıyor. Özel Kuvvetler ekibi filmin hemen başında Somalili korsanlar tarafından rehin alınan bir Çin kargo gemisine kurtarma operasyonu düzenliyor. Buradaki mesaj da önemli. Çin ticari yolunu ve vatandaşlarını koruyacağının işaretini yine uluslararası sular ve ulusal sular ayrımına çok dikkat ederek veriyor. Kargo gemisine yapılan operasyonda özellikle Somali ulusal sularına girmemeye çok özen gösteriyorlar.


Filmin verdiği temel mesajı "vatandaşlarımızı her yerde koruruz ve gerekirse savaşırız." şeklinde özetlemek mümkün. Ancak filmde bu özel operasyonlar için bile izin almaya çalışan bir Çin diplomasisi var. İlgili devlet izin vermeden bölgeye operasyon yapmayan bir "özel kuvvet" yaklaşımı diğer küresel güçler dikkate alındığında kulağa ilginç gelebilir. Burada da tüm "uluslara ve devletlere" saygılıyız mesajını vermiş film.

Filmin bir diğer ilginç mesajı ise "Conquer fear, conquer all" şeklinde. Bunu zaman zaman filmin içinde oyuncular arasındaki diyaloglarda da görmeniz mümkün. Yani "eğer korkuyu yenersek herkesi yenebiliriz" yaklaşımı ihtiyatlı ve tedbirci geleneksel Çin yöntemine çok yakın durmuyor. Burada stratejik bir dönüşümün emarelerini görmek mümkün.

“Die Hard Aksiyonu ile Black Hawk Down Tarzı Muharebe”

Filmin "milliyetçilik" tonu son derece yüksek. Çin'de yapılan savaş filmleri genelde Mao dönemini ya da daha eski dönemleri konu alıyor. Operasyon Kızıldeniz; İkinci Dünya Savaşı ya da komünist devrime odaklanan geleneksel Çin aksiyon filmlerinden bu yönüyle ayrılıyor. Buna düşük yoğunluklu ve yeni dönemin ruhuna (zeitgeist) uygun bir meydan okuma da diyebiliriz.
Film “Die Hard” gibi aksiyon filmleriyle daha fazla ortaklığa sahipken  "Kara Şahin Düştü" filmi ile de büyük benzerlikler gösteriyor. Özellikle kasabada kısılıp kaldıkları sahneler cidden bu filmi hatırlatıyor. Kısacası Chinawood ilk işini çıkarmış gibi görünüyor. Hem Çin Ordusunu yücelten hem de politik mesaj veren bir film. Gururlu bir milliyetçiliğe yönelik ciddi teşebbüsler olsa da film bu konudaki temposunu sürekli düşürerek aksiyon sahneler ile maskelemeye devam ediyor. Kısacası Çin milliyetçiliğini yüksek oktanlı bol şiddetli sahneler ile birleştiriyor.

Film her ne kadar Çin Deniz Kuvvetlerini öne çıkartsa ve milliyetçi karakterini ortaya koysa da klasik Hollywood kahramanlık (heroic) filmlerinden farklı bir omurgaya sahip. Öncelikle filmde öne çıkan bir karakter yok ve bu nedenle başrolde şu oyuncu var diyebileceğiniz biri de yok. Daha çok ekip öne çıkarılmış ve bu da Çin denilince aslında normal karşılanacak bir durum. Operasyon Kızıl Deniz filminin önemi, geleneksel Çin savaş filmlerinde görmeye alışkın olduğumuz propaganda yüklü tarihselciliği yok ediyor.

“Kara Şahin Düştü Filminin Çin Versiyonu”

Yönetmen Dante Lam’ın "Başkan Xi'nin filmi izlediğini ve çok beğendiğini duydum." şeklindeki açıklamasını da not olarak eklemek gerekiyor. Lam ayrıca "Yükselen bir ritim, etkileyicilik, bu film Black Hawk Down'ın Çin versiyonu. Bence aynı seviyeye çok daha küçük bir bütçeyle ulaştık." (Black Hawk Down, 92 milyon dolara mal oldu, Operasyon Kızıl Deniz ise 70 milyon dolara mal olmuş.) diyerek aslında Hollywood yolunda oldukları konusunu onaylamış görünüyor. Ancak yine de Hollywood’un belirgin etkilerine rağmen özellikle aksiyon sahneleri inanılmaz şiddetli. Burada da Dante Lam’ın danışmanları arasında Hong Konglu ünlü yönetmen John Woo’nun olduğunu hatırlatmak gerekiyor. John Woo’nun filmlerinde de hesapsız bir şiddet arzı endam ediyor.


Filmde kadın karakterlerin de son derece baskın olması bir diğer dikkat çekici durum. Ekipteki tek kadın üye Tong Li karakteri en zor koşullarda mücadele veriyor ve cinsiyetçi bir ayrımcılık ya da vurgulama göze çarpmıyor. Hollywood açısından ince bir ders olabilir.

Sonuç olarak Operasyon Kızıl Deniz filmini klasik bir “semptom filmi”olarak nitelemek mümkün. Yayınlandıkları dönemin ruhunu arayan bu filmlerin seyirci üzerindeki etkisi mevcut toplumsal durumu tahkim etmesi yönünde oluyor. Çin’in ulusal gururunu ortaya koyması ve askere olan güvenini arttırması ise Operasyon Kızıldeniz’in en önemli etkisi gibi görünüyor.

“Operasyon Kızıldeniz” ayrıca büyük anlatılardan uzaklaşan ve bugünün bölgesel çatışmalarına odaklanan bir film. Savaşın doğasının nasıl değiştiğinin ve konvansiyonel yöntemlerin rastgele muharebe stilleri ile nasıl yer değiştirdiğini gösteriyor.

Bir "Çinli Google" (Baidu), bir "Çinli Twitter" (Weibo), bir "Çinli Facebook" (Renren) ve bir "Çinli Uber" (Didi Chuxing)dan sonra Amerikan hegemonyasına direnmeye çalışan bir diğer sektör "Çin Hollywood" u (Chinawood) olabilir mi? Çin, dünyanın en büyük film stüdyosunu - yaklaşık 200 futbol sahası genişliğinde- Çin'in doğu kıyısındaki bir sahil kasabası olan Qingdao'da kurdu. Qingdao Film Metropolis kendini dünyaya açmayı ve film çekmek için küresel bir yapı olmayı hedefliyor. Dalian Wanda Group Yönetim Kurulu Başkanı Wang Jianlin, bunu küresel film ve televizyon sektörünün gördüğü en büyük yatırım olarak niteliyor. Projenin toplam maliyeti: 50 milyar yuan (6,6 milyar Euro). Bunu da bir son not olarak eklemekte yarar var diye düşünüyorum.


“Çin Sularına Girdiniz Derhal Geri Dönün!”

Filmin en vurucu ve mesaj dolu sahnesi ise kesinlikle final sahnesi. Çin Deniz Kuvvetleri Güney Çin Denizine girmeye çalışan yabancı unsurlara "Çin donanması konuşuyor. Çin sularına girdiniz. Derhal geri dönün." şeklinde anons yapıyor ve film bitiyor.
Yoksa bir sonraki film “Operation South China Sea” (Operasyon Güney Çin Denizi) mi olacak?

Ne dersiniz?




Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Hussoloji | Powered by Blogger Design by ronangelo