"Günlük Kişisel Gazete"

Blog Yazarı

Hussoloji, 2005 yılından beri blog yazmaktadır.

12.10.2018

Çin-Pakistan İlişkilerinin Esbab-ı Mucibesi: Demir Kardeşlik mi Jeopolitik Ortaklık mı?


Çin-Pakistan ilişkilerinin en önemli özelliklerinden birisi “kararlı ve dayanıklı” olmasıdır. Öyle ki bu ilişki tarzı iki ülke tarafından “demir kardeşlik” olarak tanımlanıyor ve bölgede Pakistan’ın son derece stratejik bir konumda olması bu kardeşliğin dozunu ve gerekçesini giderek daha da önemli hale getiriyor.

Tarihsel olarak bakıldığında Çin’in Pakistan ile bölgede birlikte hareket etmesinin altındaki en önemli sebepler Hindistan ile olan sorunlar, ABD ve Rusya’nın genişlemesine karşı bir dengeleme aracı olması açısından taşıdığı önemdir. Çin-Pakistan ilişkisi bir Hint düşmanlığı etrafında kristalize olsa da onun çok daha ötesinde bir ittifak sistemi olarak görünüyor. Savunmadan ticarete, ticaretten nükleere kadar birçok kritik alanda iki ülke son derece yakın ilişkilere sahip durumda.
Özellikle 11 Eylül’den sonra daha da farklı boyutlarla gelişen bir Çin-Pakistan ilişkilerinden söz edilebilir. Çin; Pakistan'a ekonomik, askeri ve diplomatik destek sağlarken Pakistan Çin'in Müslüman ülkelerle ilişkilerinin geliştirilmesine yardımcı oldu. 

Bir diğer önemli ilişki ise Çin’in 2013 yılında açıkladığı ve tarihin en büyük altyapı projesi olarak adlandırılan “Belt and Road Initiative” (Kuşak ve Yol Girişimi) kapsamında Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) projesidir. 60 milyar doları bulması beklenen proje kapsamında şu ana kadar 20 milyar dolar civarında yatırım yapılmış durumda. Fakat bu yatırımların Pakistan ekonomisinde ortaya çıkardığı problemler Pakistan’ın ciddi bir ekonomik sıkıntıya girmesine neden oldu. Çin-Pakistan Ekonomik Koridorunun inşası için yapılan makine ithalatı, Pakistan'ın cari açığını CPEC inşasının ilk iki yılında yüzde 50'nin üzerine çıkardı. Bu durum da Pakistan’ı ve batı karşıtı görüşleri ile bilinen Imran KHAN’ı IMF ile masaya oturmak zorunda bıraktı. Burada anti parantez bu CPEC yatırımlarının çok abartıldığını düşünenler de var. Toplam yatırım seneye vurulduğunda yıllık 2-3 milyar doları buluyor.

“IMF’nin Pakistan’ı Kurtarması Mantıklı Değil”

IMF, Pakistan ile resmi kurtarma görüşmelerini başlattı ve IMF Başkanı Christine Lagarde bu görüşmelerin Çin'e olan borçlar da dahil olmak üzere Pakistan'ın borçlarının “mutlak şeffaflığını” gerektireceğini söyledi. Çin’in Pakistan’a verdiği altyapı kredilerini uzun süredir eleştiren ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ise Pakistan'ın IMF tarafından kurtarılmasını Çin kredisi ödemesi gerekçesiyle “mantıklı” bulmadığını açıkladı. Görüşmeler olumlu sonuçlanırsa bu kurtarma 1988’den bu yana Pakistan'ın 13. IMF kurtarma planı olacak. IMF en son 2013 yılında İslamabad'a 6 milyar dolar borç vermişti.

Pakistan ekonomisinin son derece yüksek açıkları var. Borcu yeniden yapılandırmazsa, yükün daha da artacağı aşikar. Pekin; 2017-18 yıllarında Pakistan’a 5 milyar dolar borç verdi. Hatta geçen aylarda 1 milyar dolarlık acil bir kredi daha açıldı ancak Pakistan’ın döviz rezervlerinin 8 milyar dolara kadar düşmesi ve en kısa süre içerisinde 10 milyar dolara ihtiyacı olması işleri iyice karıştırdı.

Özellikle 2016 yılının başından bu yana Pakistan’ın cari işlemler açığında önemli bir artış oldu. Pakistan’ın enerji santrallerinin çoğu ithal kömürde çalışıyor ve para bulamazlarsa elektrik kesintilerinin artması da gündemde. Kısacası Imran KHAN eko-politik anlamda çok sıkışmış durumda.


Aslında Khan uzun süre IMF ile masaya oturmamak için alternatif opsiyonlar üzerinde çalıştı. Fakat bu arayış sonuç vermedi. Hatta Pakistan yurtdışında yaşayan bütün Pakistanlılardan hükümete 1.000 dolarlık bir bağışta bulunmalarını istedi ve bu parayla büyük bir baraj yapılacağını taahhüt etti. Devlet fonlarının artık boşa harcanmayacağını göstermek için kamusal anlamda kemerler sıkılmaya başlansa da ekonomiyi dışardan yardım almadan kurtarmaya yeterli değil.

Dışardan yardım meselesinde bir başka önemli ülke de Suudi Arabistan olmuştu. Pakistan heyetinin Suudi Arabistan’da “kredi talebinde” bulunduğu iddia edilse de Suudiler CPEC’de bir rafineri kompleksi ile yer almayı tercih ederek kredi konusunu gündeme getirmediği haberleri yapıldı.

“Pakistan Borç Tuzağına mı Düştü?”

Imran KHAN göreve geldiği ilk anda CPEC'i destekledi ve Çin ile yakın çalışma konusundaki ilgisini dile getirdi. Çin'de yolsuzluğa karşı nasıl mücadele edildiğini öğrenme arzusunu dile getirdi. Hatta bir Çin İşbirliği birimi kurdu ve bu birimi yönetmesi için güvenilir arkadaşı Dr Shahzad Wassem'i atadı. Çin’in Kaşgar’ı, ile 3,000 kilometre uzaklıktaki Gwadar limanını bağlayacak olan proje Çin için son derece önemli olsa da Pakistan’ın bu duruma düşmesi yeniden “borç tuzağı” yorumlarını gündeme getirdi. Çin’in bu şekilde ülkeleri borca sokup daha sonra limanları ve havayollarını uzun süreliğine kiralaması ile beraber artan yorumlar özellikle batı basınında geniş yer buluyor.


Pakistan’ın ABD ile olan ilişkileri de inişli çıkışlı bir seyir izliyor. 11 Eylülün hemen ardından ABD ile Afganistan konusunda askeri bir partner olma yolunda ilerleyen Pakistan bu ilişkide genelde sorunlar çıkardı. ABD, Pakistan'dan olması gerekenden çok daha fazlasını beklerken, Pakistan ise ABD için makul olandan daha az şey yaptı. 2011 yılında ABD ve Çin’in, Pakistan ordusuna askeri yardımı yaklaşık olarak eşit orandaydı. (yüzde 39 ve yüzde 38). 2016 yılına gelindiğinde ise bu rakam Çin'den gelen askeri teçhizatın yüzde 63'ü  geçtiğini gösteriyor. Dolayısıyla Pakistan silah tedarikinde Çin’e bağımlı bir ülke haline gelmiş durumda. Son dönemlerde ABD’nin Pakistan’la yaşadığı anlaşmazlıklar sonucunda 300 milyon dolarlık askeri yardım askıya alınmıştı. ABD; Pakistan’ın bölgedeki radikal hareketlerle yeterince mücadele etmediğini düşünüyor.

“Gwadar Limanının Akibeti Ne Olur?”

Sonuç olarak Çin-Pakistan ilişkilerini Pakistan açısından “zorunluluk”, Çin için ise “jeopolitik” olarak açıklamak mümkün. Pakistan bu ilişkiye zorunlu çünkü gerek Hindistan ile olan problemlerini dengelemek ve gerek ABD’nin baskısına cevap verebilmek için Çin ile yoğun diplomatik ilişkiler içerisine girmiş durumda. Diğer yandan CPEC ile bölgede alternatifi olmayan bir kalkınma ve sanayileşme hamlesini başarmaya çalışıyor. Ancak politik istikrarsızlık, yolsuzluk ve enerji problemleri ülkeyi bir cendereye sokmuş durumda. Çin ise Pakistan’a son iki yılda verdiği 6 milyar dolar ile beraber toplamda 13 milyar dolarlık bir kredi açarken Pakistan’ın içine düştüğü bu durum Pekin’i proje hakkında daha fazla düşünmeye yöneltecektir.

Sri Lanka ve Malezya’nın ardından Pakistan’ın istemeyerek de olsa Kuşak ve Yol Girişimini yeniden düşünmek zorunda olacağı artık netleşti. Pakistan Çin ile birlikte projeyi yeniden revize etmeli ve mali yardımlar konusunda detaylı görüşmeler yapmalı aksi takdirde Sri Lanka’da “Hambantota” limanının başına gelenler “Gwadar” limanının da başına gelebilir.

Bununla birlikte CPEC’in akamete uğramasıyla Kuşak ve Yol Girişimi ciddi bir darbe alacaktır.




Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Hussoloji | Powered by Blogger Design by ronangelo