"Günlük Kişisel Gazete"

Blog Yazarı

Hussoloji, 2005 yılından beri blog yazmaktadır.

31.01.2019

Ticaret Savaşlarında İkinci Perde: "Mutabakat Şimdi! Rekabete Devam"


ABD ve Çin arasında devam eden ticaret savaşlarına 90 günlük bir ara (ateşkes) verilmişti. Söz konusu sürenin sonuna doğru yaklaşırken iki ülke heyetleri bu sefer ABD’de bir araya geldiler. Robert Lighthizer başkanlığındaki ABD ekibi ve Liu He başkanlığındaki Çin delegasyonu ticaret savaşlarına bir nokta koyma niyetiyle toplandı.

Lighthizer ve Liu arasındaki görüşmeler, Donald Trump ve Xi Jinping'in Aralık ayında yapılan G20 zirvesinde geçici bir ateşkes kararı almasından bu yana iki ülke arasında planlanan ikinci büyük toplantı. İki ülkenin orta düzey yetkilileri bu ayın başlarında Çin'de bir araya gelmişti.

Toplantıdan hemen önce Çin tarafından “yabancı yatırımlar” ile ilgili bir yasal düzenleme yapılacağı bilgisi medyada yansıyınca bu hareket Çin tarafının “ticaret savaşlarına” bir son verme konusunda iyi niyet beyanı olarak değerlendirildi. Trump’un Çin ile bir anlaşma yapılması için son tarih olarak verdiği 1 Mart’tan önce Çin tarafı özellikle ekonomik büyümede yaşanan durgunluk nedeniyle endişeli görünüyor.

Bu nedenle son görüşmelerde olumlu bir mutabakata varma eğilimi ağırlıklı gibi görünse de gerilimin tırmanması ihtimalini kolayca ötelemek mümkün değil. ABD-Çin arasında devam eden bu gerilimi sadece ticaret savaşları bağlamında okumak son derece indirgemeci bir yaklaşım olacaktır. Bunun da ötesinde ideolojik bir karşılaşma ve stratejik rekabetin olduğunu söylemek de mümkün.

İki ülke arasında hali hazırda devam eden bir Huawei krizi var. Öte yandan ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğünün “Dünya Çapında Tehdit Değerlendirmesinde” Rusya ve Çin’in uluslararası sistemi ve bölgesel güvenlik dinamiklerini şekillendirmeye çalıştığı tespiti ABD cenahında Çin ile ilgili algının giderek “soğuk savaş” konsepti içerisine doğru akmaya başladığının bir göstergesi olarak okunabilir.
Geçenlerde Davos toplantısında George Soros’un Çin ile ilgili tespiti ise neo-liberal kanadın Çin algısı ile ilgili önemli ipuçları barındırıyor. Soros; "Çin dünyadaki tek otoriter rejim değil, ama şüphesiz en zengin, en güçlü ve yapay zeka konusunda en gelişmiş olanı" derken bu bakış açısının ABD elitleri açısından bir “önleyici önlem” çağrısı olduğunu anlamak zor değil.

ABD'nin Çin’in devlet destekli şirketleri için sübvansiyonları ortadan kaldırmak ve fikri mülkiyet hırsızlığını önlemek gibi Çin'in iş yapma biçiminde önemli değişiklikler yapması konusunda ısrar etmesi muhtemel görünüyor.

Çin hükümetinin ABD'nin talep ettiği bazı hususlar konusunda adım attığına dair işaretler de söz konusu. Pekin; fikri mülkiyet korumaları konusunu güçlendirecek ve Çinli olmayan şirketlerin pazar erişimini artıracak yeni bir yasa için zaman çizelgesini hazırlamış görünüyor.

Ancak yine de bu görüşmelerden verimli bir mutabakat çıkacağı noktasında şüpheler var. Çin tarafının söz konusu toplantı gündemi ile ilgili kilit unsurlar konusunda nasıl bir yaklaşımı olacak “net” belli değil. Ayrıca ABD tarafında yer alan delegasyonun da uyum sorunu var. Lighthizer daha sert bir tutum takınırken, Mnuchin daha iyimser ve kısa vadeli anlaşmalar yapılması konusunda da müsamaha gösteriyor.

Bu arada Çin'in daha fazla çiftlik ürünü almayı teklif ettiğini de not olarak ekleyelim. Hatta bir hafta önce Çin; 7 milyon ton ABD buğdayı almayı düşündüğünü açıklamış bulunuyor.

Huawei krizine gelince Meng Wanzhou’nun son durumu ile ilgili özellikle ABD tarafı, konunun ticaret savaşların kapsamında değil ayrı değerlendirilmesini istiyor. Fakat Çin delegasyonunun ülkeye henüz geldiği anlarda ABD tarafından Wanzhou’ya banka sahtekarlığı ve fikri mülkiyet hırsızlığı konusunda yapılan ithamlar durumu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmiş durumda.

Meksika sınırına örülmesi planlanan duvar ve ABD hükümetinin kapanması gibi konular nedeniyle iyice sıkışan Trump’un ise Çin ile yapılacak bir mutabakata ciddi bir ihtiyacı var gibi görünüyor.

Toplantı ile ilgili henüz net bir açıklama yapılmış değil ancak mutabakat sağlansa bile ABD-Çin ilişkilerinde var olan stratejik rekabetin hangi yöne savrulacağı sorusu önemini korumaya devam edecek.

Çin söz konusu görüşmelerde sağlanacak bir anlaşmaya daha sıcak bakarken, ABD tarafının ise “stratejik bir kafa karışıklığı” yaşadığını söylemek mümkün.


Anlaşma kısa vadede ABD için bir “galibiyet” olabilir ancak uzun vadede küresel hegemonya mücadelesinin yeni bir aşamaya geçeceğini söyleyebiliriz.
Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Hussoloji | Powered by Blogger Design by ronangelo