"Günlük Kişisel Gazete"

Blog Yazarı

Hussoloji, 2005 yılından beri blog yazmaktadır.

15.03.2019

Jeo-Stratejik Bir Dönüşümün Şafağında: Kuzey Kutbunda Hegemonik Aciliyet



Küresel ısınma ile beraber erimeye başlayan kutuplar bir yandan ciddi bir ekolojik tehdit oluştururken öte yandan küresel hegemonya mücadelesi açısından jeopolitik olanı dönüştürecek bir fayı da tetiklemiş bulunuyor. Özellikle Rusya’nın artan kuzey kutbu faaliyetleri ABD’yi endişelendirirken aynı endişeye sahip olan Çin ise Rusya ile işbirliği yapmanın yollarını arıyor. Petrol, gaz, altın, elmas, çinko ve demir rezervlerine sahip olduğu değerlendirilen Kuzey Kutbu üzerinden kopacak fırtına kolay dinmeyecek gibi görünüyor.

Kuzey Kutbunda denizcilik, madencilik, enerji arama, balıkçılık ve turizm gibi faaliyetler son on yılda neredeyse % 400 artmış durumda. Jeopolitik, ekonomik, askeri ve çevresel birtakım faktörler kuzey kutbu üzerine mücadele eden ülkelerin hegemonik dürtülerini belirleyici bir düzeyde seyrediyor.

Tarihi boyunca kutuplar konusunda isteksiz olan ABD; dünyanın jandarmalığına soyunduğu soğuk savaş sonrasında da aynı isteksizliği sürdürdü. Rusya ve Çin'in bölgede artan faaliyetleri ve enerji potansiyeli ile ilgili yaşanan gelişmeler ABD'yi bölgede hakimiyet sağlamaya yöneltmiş görünüyor.

Rusya’nın Kuzey Kutbu Faaliyetlerine ABD Nasıl Cevap Vermeli?

Özellikle Rusya’nın bölgede artan faaliyetleri ABD’yi harekete geçirmiş görünüyor. Konu ile ilgili International Security Advisory Board (Uluslararası Güvenlik Danışma Kurulu) 2016 yılında bir rapor yayınladı.[1] Arktik Politika 2016 isimli rapor; Rusya’nın Kuzey Kutbunda gerçekleştirdiği faaliyetler ve Rusya’nın bu faaliyetlerine ABD’nin nasıl cevap vermesi gerektiğini anlamaya çalışıyor. Raporun geneline bakıldığında ana odak noktasının “kaygıların arttığı” ve bu noktada bir şeyler yapılması gerektiği fikrinin ön plana çıktığı görülüyor.



Şubat ayı ile beraber ABD hükümeti buz kırıcılar üretmek için 675 milyon dolarlık bir bütçe ayırdı.[2] Böylece ABD kutuplarda yaşanan egemenlik mücadelesinde var olacağının güçlü bir sinyalini de vermiş oldu. ABD'nin şu anda yalnızca iki adet işlevsel buz kırıcısı var. Bölgenin ABD için enerji açısından da önemli bir anlamı bulunuyor. Alaska'daki dış kıta sahanlığının bazı kısımlarının yaklaşık 23 milyar varil petrol ve 131 trilyon küp doğal gaz içerdiği tahmin ediliyor.[3] Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'ne göre kuzey kutbu 90 milyar varil petrol ve 47 trilyon metreküp doğal gaz içeriyor olabilir.[4] Bunun yanında Kuzey Kutbu bölgesinin dünyadaki keşfedilmemiş doğal gazın yüzde 30'unu ve petrolünün yüzde 13'ünü elinde tuttuğu tahmin ediliyor.

Bunlara ek olarak yakın zamanda İzlanda'ya bir ziyarette bulunan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun burada Rusya ve Çin'in kutuplara olan ilgisi üzerine eleştirel bir üslup takınması[5] da ABD'nin yeni yaklaşımını güçlendiren bir başka önemli haber olarak okunabilir. Hatta Pompeo bu ziyarette ABD’nin Kuzey Kutbundaki ve oradaki jeo-stratejik zorlukların ortaya koyduğu riskleri anladığını da söyledi. Bu arada İzlanda ziyareti neden önemli. İzlanda, Kutup Konseyinin (Arctic Council) iki yıllık dönem başkanlığını devraldı. Kuzey Kutbu Konseyi Kanada, Finlandiya, İzlanda, Norveç, Rusya, İsveç, ABD ve Danimarka'dan oluşuyor.

Kuzey Kutbunda NATO Çekincesi

Kutuplar konusunda işin bir de Rusya boyutu var. Bu boyut önemli çünkü Kuzey Kutbu kıyı şeridinin % 50'sinden fazlasını kontrol ettiği için Rusya'nın güçlü ve benzersiz bir durumu olduğunu söylemeye gerek yok. Rusya; SSCB döneminden kalan ve kapatılmış bazı askeri üsleri yeniden aktive ederken öte yandan bir dizi liman açarak bölgedeki niyeti konusunda önemli bazı adımlar atmış durumda. Ayrıca Moskova'nın kutuplar için beş yıllık bir planı da mevcut. Rusya’nın 2014 yılında yayınladığı askeri doktrin Rus ordusunun Rusya’nın Kuzey Kutbundaki ulusal çıkarlarını koruması gerektiğini beyan ediyor. Rusya’nın dört filosunun en güçlüsü Kuzey Filosu. Mart 2015'te, Barents Denizindeki bir tatbikatta 15 denizaltı, 38.000 kara askeri ve 110 uçak olmak üzere 41 savaş gemisi yer aldı. Rusya’nın NATO’nun Kuzey Kutbuna yayılmasından çekindiğini ve bölgede güçlü askeri bir duruş sergilemeye çalıştığını söylemek mümkün.



Rusya’nın sıvı hidrokarbon kaynaklarının % 5 ile % 9’u ve gaz kaynaklarının yaklaşık % 12.5’i bu bölgede bulunuyor. Rusya ayrıca Northeast Passage olarak da bilinen Kuzey Kutup ve Pasifik Okyanuslarını birbirine bağlayan Kuzey Kutbu denizyolu şeridini “ulusal” ulaşım rotası olarak kullanacağını belirtmiş durumda. Ayrıca Rusya hem kıyılarını hem de Kuzey Kutbu adalarını altı yeni askeri üs ile donattı. Rusya’nın 40 adet buz kırıcıya[6] (nükleer olanlar da var) sahip olduğunu da not olarak ekleyelim.

Çin’in Düşük Yoğunluklu Kuzey Kutbu Stratejisi

Çin'in de benzer ancak daha çok ticari düzeyde kalan hedefleri bulunuyor. “Polar Silk Road” (Kutup İpek Yolu)  oluşturma amacında olan Çin böylece ihraç ettiği malların seyahat süresini kısaltmanın peşinde. Hatta geçen sene içerisinde bazı ticari sefer denemeleri de yapmış olan Çin bölgedeki varlığı konusunda hukuki bir zemin inşa etme çabalarını da sürdürüyor. Bunun yanında Çin; kutuplarda aktif bir araştırma programı yürütmeye devam ediyor.


Uluslararası Güvenlik Danışma Kurulunun yayınladığı raporda Yamal Yarımadası'ndaki doğal gaz yataklarının geliştirilmesinde Çin'in Rusya ile işbirliğini belirten bölümü ilginç. Raporda, Çin-Rusya işbirliğinin Kuzey Kutbu bölgesel güvenliği üzerindeki etkisinin ABD hükümeti tarafından yeterince ilgi görmediği öne sürülüyor. Ancak Kuzey Kutbundaki Rus ve Çin faaliyetlerinin son yıllarda hızla artması artık ABD hükümeti tarafından “kaygılı” bir şekilde not ediliyor. Rusya ve Çin her ne kadar birlikte hareket ediyorsa da ABD ve Rusya arasında da benzer girişimler mevcut. Örneğin, petrol şirketleri ExxonMobil ve Rusya'nın sahibi olduğu Rosneft, 2011 yılında stratejik bir işbirliği anlaşması imzaladı ve o zamandan beri Rusya Kuzey Kutbu, Karadeniz ve Batı Sibirya'da petrol arama ve üretimi için ortak girişimler kurdu.

Öte yandan Rusya ve Çin ortak bir amaç güdüyor gibi görünseler de rekabet ve işbirliğini dengeleyen karmaşık bir ilişkiye sahip olduklarını söylemek mümkün. Her iki taraf birbirlerine “güvensizlik” duysalar da jeopolitik ve küresel gereksinmelerin getirdiği bir yeni normal üzerinden işbirliğini zorunlu kılan bir politik iklim ile karşı karşıyalar. İki ülkenin bu kapsamda 2017 yılında Baltık denizinde yaptıkları askeri tatbikatı hatırlatmak gerekiyor.[7]

Kuzey Kutbundaki bu ilişkiler stratejik ortaklıktan ziyade karşılıklı ekonomik faydalara odaklanan pragmatik bir dürtü tarafından şekillenmeye devam ediyor. Rusya, Çin’in ticari düzeyde kalan arzuları konusunda temkinli davranırken Çin de Kuzey Kutbu dışındaki herhangi bir devletin kuzey kutbuna erişimine aynı oranda temkinli yaklaşıyor. Çin'in resmi bir Kuzey Kutbu stratejisi bulunuyor[8] ve  kendisini “Kuzey Kutbu'na yakın” bir devlet olarak adlandırıyor. Ülkenin Kuzey Kutbundaki ekonomik gelişme ve büyümeyi takip etmenin uzun vadeli ve stratejik bir hedefi var. 



Kuzey Kutbundaki ekonomik fırsatlar kısa vadede Çin için önemli çünkü deniz yolları Avrupa ve Kuzey Amerika'daki pazarlara mal sevkiyatının süresi konusunda önemli avantajlar sağlayacak gibi görünüyor. Uzun vadede ise enerji konusunda Çin’in faydalanabileceği yeni bir stratejik konjonktür oluşabilir.

Kuzey Kutbu Yol Haritası 2014-2030

Tam da bu noktada ABD Deniz Kuvvetleri Komutanlığının yayınladığı “ABD Deniz Kuvvetleri Kuzey Kutbu Yol Haritası 2014-2030”[9] isimli rapora bakmak gerekiyor.

Söz konusu rapor bölgeyi “denizaltı ve hava operasyonları” için bir alan olarak belirlemiş durumda. Hatta Rusya'nın ABD denizaltılarını Barents Denizi'nde tespit ettiğini iddia eden haberler zamanında medyada çok da yer aldı.[10] Bu iddialar ABD tarafından yalanlansa da[11] az önce değindiğim Deniz Kuvvetleri raporunda özellikle 2030 yılı planları arasında şu ifade dikkatimi çekti.

Deniz Kuvvetleri Arktik Okyanusu sularında seyrüsefer özgürlüğünü sağlamak için çağrılabilir. Deniz kuvvetlerinin bölge güvenliği ve navigasyon(seyrüsefer) özgürlüğü üzerinde daha fazla odaklanması gerekebilir.” 

Bu yaklaşım bana biraz Güney Çin Denizinde navigasyon özgürlüğü için gezen ABD destroyerlerini hatırlatıyor ki bu konu ABD-Çin arasında ciddi bir sorun ve geçen sene ekim ayında az kalsın bir çatışmaya neden oluyordu.

Söz konusu olayda[12] Güney Çin denizinde dolaşan ABD destroyerini uyaran Çin tarafı “sonuçlarına katlanırsınız” şeklinde uyarıda bulunmuş ve olası bir çarpışmanın kıyısından dönülmüştü. Şimdi ABD Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 2014 yılında yayınladığı bu raporda 2030 yılı için planlanan bu stratejiyi doğru analiz etmek gerekiyor. Bu da kuzey kutbu üzerinden yapılacak hegemonik mücadelenin bir habercisi olarak okunabilir.

ABD Deniz Kuvvetlerinde amiral olan James Foggo kuzey buz denizi için "Kimsenin gölü değil”[13] yorumu not edilmeli ayrıca "Kesinlikle üyesi olduğumuz tüm Kuzey Kutbu Konseyi ülkelerinin bölgeye adil bir şekilde erişebilmesi gerekiyor." dediğini de ekleyelim. Yine Amerikan donanmasından bir başka amiral Jonathan White, Şubat 2014'te Reuters'e verdiği demeçte: “Kuzey Kutbunda savaşmak zorunda kalacağımızı düşünmüyoruz, ancak hazır olmak zorundayız.”[14] şeklindeki açıklaması ABD’nin hegemonik anlamda özellikle askeri bürokraside alarmist bir yaklaşım içerisinde olduğunu gösteriyor. Bu arada bir son not olarak da şunu ekleyelim ABD’nin Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmelerini imzalamamış olması aynı zamanda bu bölgedeki çatışma riskini arttırıyor.[15] Rusya kuzey kutbunda daha önce Norveç ile yaşanan bazı sorunları bu sözleşmelere dayanarak yaptığı sınır anlaşmaları ile çözmüştü.

Sonuç olarak kuzey kutbu üzerinden kopacak fırtına yakın ve bu fırtınanın sistemik bir etkisi de olacaktır. Özellikle son dönemde ABD-Çin arasında gerilen ilişkiler ve Rusya’nın Çin’in yanında boy gösteren duruşu, ABD’nin zorlayıcı bir hegemonik mücadele vermesine neden olmuştur. Bununla beraber açılan yeni cepheler konusunda geri durmayan ABD’nin bu stratejik tavrı hegemonik bir aciliyet içerisine girdiğini göstermektedir.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun İzlanda ziyareti sırasında söylediği şu sözler ile yazıyı noktalayalım:

Amerika geri çekildiğinde Çin ve Rusya gibi ülkelerin boşluğu dolduracağını biliyoruz. Biz yokken bu kaçınılmaz.”

Kaynakça:


[1]https://www.state.gov/t/avc/isab/262342.htm
[2]https://www.scmp.com/comment/insight-opinion/united-states/article/2189206/arctic-ambitions-china-russia-and-now-us-need
[3]https://www.forbes.com/sites/ucenergy/2018/01/08/why-trumps-offshore-drilling-expansion-wont-be-so-yuge/
[4]https://www.news.com.au/technology/innovation/military/new-ocean-opening-up-around-the-north-pole-is-sparking-a-global-scramble/news-story/fd687de7986380988ffefb5e76861888
[5]https://www.reuters.com/article/us-usa-iceland-pompeo/u-s-and-iceland-boost-trade-ties-discuss-arctic-security-idUSKCN1Q41RT
[6]https://www.washingtonpost.com/graphics/2018/world/arctic-climate-change-military-russia-china/?utm_term=.bc96551c86b2
[7]https://thediplomat.com/2017/07/china-russia-launch-first-military-drills-in-baltic-sea/
[8]http://english.gov.cn/archive/white_paper/2018/01/26/content_281476026660336.htm
[9]https://www.navy.mil/docs/USN_arctic_roadmap.pdf
[10]https://www.foxnews.com/world/russia-reportedly-says-it-chased-apparent-us-sub-from-barents-sea
[11]https://news.usni.org/2014/08/11/u-s-denies-attack-submarine-expelled-barents-sea
[12]https://edition.cnn.com/2018/10/02/politics/us-china-destroyers-confrontation-south-china-sea-intl/index.html
[13]https://www.businessinsider.com/russia-china-active-in-arctic-but-its-nobodys-lake-us-admiral-says-2019-2
[14]https://www.reuters.com/article/us-usa-arctic-navy/u-s-navy-eyes-greater-presence-in-arctic-from-2025-idUSBREA1Q2DU20140227
[15]https://www.fairobserver.com/more/international_security/arctic-shipping-passage-oil-exploitation-russia-china-us-global-warming-news-15241/

Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Hussoloji | Powered by Blogger Design by ronangelo