"Günlük Kişisel Gazete"

Blog Yazarı

Hussoloji, 2005 yılından beri blog yazmaktadır.

15.04.2019

Çin’in İçişlerine Karışmama Politikası ve Sudan


Sudan’da cereyan eden olaylar Arap Baharı ayaklanmalarının ardından bölgedeki ikinci nesil sokak gösterileri olarak değerlendirilirken, Çin yıllardır uyguladığı “içişlerine karışmama” (non-interference policy) politikasını sürdürmeye kararlı görünüyor. Enerji ve hammadde sağlama konusunda ciddi bir bağımlılığı bulunan Afrika kıtasındaki fay hatlarında başlayan bu kırılmalar Çin’i uzun süredir uyguladığı bu stratejisini gözden geçirmesine neden olabilir.

Geçen yıl Aralık ayından bu yana Sudan, kötüleşen ekonomik koşullar ve temel malların fiyat artışları konusunda protestolara tanık olmaya başladı. Yaklaşık dört aydır süren gösteriler sonucunda ülkeyi uzun süredir yöneten Ömer el Beşir devrilirken yerine kurulan geçici askeri konseyin başına önce savunma bakanı General İbn Auf daha sonra ise General Abdel Fattah al-Burhan’ın geçmesi küresel gündemin gözünü bir anda Sudan’a çevirmesine neden oldu.

Al-Burhan’ın göreve geldikten sonra ilk iş olarak Sudan istihbaratının başındaki isim olan Salah Abdallah Gosh’un istifasını kabul etmesi ve yerine General Abu Bakr Mustafa’yı ataması dikkat çekti. Ordu ve istihbarat kurumlarında gerekli düzenlemeleri yapacağını duyuran geçici askeri konsey iki yıl sürebilecek bir geçiş dönemini öngörürken göstericiler “devrimi koruyun” sloganları ile birlikte sokakları terk etmemeye kararlı gibi görünüyor. Gösterileri organize eden muhalefet gruplarını “Sudanese Congress Party”, “The Sudanese Professionals Association”, “The Freedom and Change Alliance” şeklinde sıralamak mümkün.

İkinci Arap Baharı mı?

Sudan'daki hareketlenmeyi Arap Baharının geciken bir sonucu olarak değerlendirenler var. Ancak dinamikler biraz farklı gibi görünüyor. Arap Baharının yaşandığı yıllarda politik talepler daha fazla ön plandaydı. Burada ise ekonomik kaygılar daha baskın görünüyor.

Abdel Fattah al-Burhan Sudan'da herhangi bir dini ya da siyasi gruba uzak, tarafsız birisi olarak gösteriliyor. En son yurtdışı görevlerinden birisi ise Çin'de askeri ataşelik.

Göstericiler askeri konseyin yalnızca koruyucu olarak görev yaptığı bağımsız bir hükümet istiyor.

“Bekle ve Gör”

Sudan’da gerçekleşen olaylar sonrasında Çin’in tepkisi ise her zaman olduğu gibi “bekle ve gör” politikasına uygun bir şekilde oldu. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Lu Kang “Sudan'daki durumun nasıl değiştiğine bakılmaksızın Çin'in Sudan'la dostane işbirliği ilişkilerini sürdürmeye ve geliştirmeye devam edeceğini” söyledi.

Lu; "Çin her zaman diğer ülkelerin içişlerine müdahale etmeme ilkesine bağlı kalıyor ve Sudan'ın iç işlerini idare etme ve ulusal barışı ve istikrarı koruma yeteneğine sahip olduğuna inanıyor." diyerek içişlerine karışmama prensibini bir kez daha vurguladı.

Çin, 1980'li yıllardan beri petrol endüstrisi, liman ve yol yapımı ve elektrik enerjisi projelerinde Sudan ile birlikte çalışıyor. Çin’in büyük petrol projelerinin çoğunun Güney Sudan'da olduğunu not olarak ekleyelim. Sudan’da hükümet, 2011’de ülkenin ikiye ayrılmasından sonra petrol alanlarının çoğunun kaybının üstesinden gelememiş, ekmek ve yakıt fiyatları da dahil olmak üzere yaşam maliyetinin artmasının önüne geçemediği için olayların gerçekleştiği değerlendiriliyor.

Çin’in Afrika’daki En Önemli Pazarı Sudan

Sudan, Çin’in Arap Afrika’daki en önemli pazarlarından birisi. Ayrıca Sudan bölgenin en büyük Çin silahı alıcıları arasında yer alıyor. Pekin; Sudan'ın bağımsızlığını kazandığı 1959 yılından bu yana Sudan ile diplomatik ve politik ilişkilere sahip. 2003 yılındaki Darfur krizinin ardından ve Beşir'e tutuklama kararı çıkarılmasına rağmen Çin uzun zaman Beşir'in arkasında durdu.

Pekin hala bir dış politika doktrini olarak “diğer devletlerin iç işlerine müdahale etmeme” konusundaki tutumunu sürdürüyor, ancak yorum ve uygulamanın daha esnek olması gerektiği konusunda geniş kapsamlı bir konsensüs var. Cibuti’de askeri üs kurulması, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında belirli yerlerin güvenliğinin sağlanması noktasında Çin daha proaktif bir politikaya yönelirken temel prensip olarak “non-interference” hala önemli bir ağırlığa sahip görünüyor.

Pekin her ne kadar Sudan ve protestolar hakkında yüksek oktanlı bir açıklama yapmasa da bölgeyi yakından izlemeye devam edeceğini söylemek mümkün. Bu noktada Arap Baharı sürecinde Çin’in verdiği tepkileri değerlendirebiliriz. Arap Baharı sırasına başlarda bekleyen Çin, Libya ve Suriye’nin düştüğü durumun ardından eleştirinin dozunu arttırmıştı.


Buradan hareketle Çin’in "içişlerine karışmama politikasını" esnetebileceği ve yeniden değerlendirmeye tabi tutabileceği öngörüsü yapılabilir.
Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Hussoloji | Powered by Blogger Design by ronangelo