"Günlük Kişisel Gazete"

Blog Yazarı

Hussoloji, 2005 yılından beri blog yazmaktadır.

2.04.2019

Tarihsel Blok Çatlarken: ABD-Çin Geriliminde Avrupa Cephesi


Çin’in hegemonya söyleminde çok önemli bir yere sahip olan Kuşak ve Yol Girişimi Çin’i Afrika, Avrupa ve ötesine bağlayan tarihin en iddialı altyapı projesi olarak ön plana çıkıyor. Hem karada hem denizde uzanan kolları ve varış noktaları ile dünyayı bir ağ gibi sarmayı hedefleyen projenin yeni hamlesi İtalya üzerinden Avrupa kıtasına uzandı.

Batı tarafından sürekli şekilde eleştirilen Kuşak ve Yol Girişimi, Çin’in ülkeleri bir borç tuzağına (debt trap) sürüklediği noktasında itham ediliyor. Çin ise karşılıklı kazanç ve ortak kader şeklinde formüle ettiği ve dış politikasında inşacı bir manevraya neden olan bu projeyi temel küresel yaklaşımının temeli haline getirmiş durumda.

ABD-Çin geriliminde özellikle Kuşak ve Yol Girişimini hedef alan bu eleştirilerin ortasında Çin’in İtalya ile bir mutabakat anlaşması imzalaması gerek ABD gerekse Brüksel cenahında ciddi bir endişeye neden oldu. İtalya ile imzalanan bu mutabakat Çin'e Avrupa'da ilişkilerini ilerletme konusunda büyük bir imkan sunarken aynı zamanda ABD ile var olan gerilimli ilişkisinde de manevraya dönük önemli bir avantaj sağlayacaktır.

Anlaşma önemli çünkü İtalya; Portekiz'in ardından (Geçen Aralık ayında Portekiz de girişime dahil oldu) Kuşak ve Yol Girişimini kabul eden ikinci ülke. Öte yandanG-7 üyesi olup da anlaşmayı imzalayan ilk ülke.

Avrupa-Atlantik Çatlağı Büyüyor

Jinping’in 21-23 Mart tarihlerinde Roma’ya yaptığı resmi ziyarette imzalanan anlaşmanın bilim, teknoloji, tarım, çelik, yiyecek içecek, medya, kültür gibi alanlarda mali boyutu 20 milyar Euro’ya varacak bir ekonomi yaratması bekleniyor.

Batılı güçler Çin’in İtalyan limanlarındaki faaliyetlerinin ve varlığının bir çok güvenlik sorununa yol açabileceği gibi AB ve NATO’nun da tehlike altında olduğu konusunda uyarıyor. Çin ve İtalya'nın anlaşması Avrupa-Atlantik arasındaki çatlakları büyütüyor.
Özellikle ABD tarafından gelen işaretler kaygı dolu. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü Garrett Marquis, İtalya’yı Amerika’nın ticari rakibi hakkında uyararak “Bu girişimi onaylamak, Çin’in yırtıcı yatırım yaklaşımına meşruiyet kazandırıyor ve İtalyan halkına bir fayda getirmiyor” dedi.

Benzer bir endişe Avrupa’da da var. Xi’nin ziyaretinden bir hafta önce, Avrupa Komisyonu Çin’i “ekonomik bir rakip” ve “alternatif yönetim modellerini destekleyen sistemik bir rakip” olarak tanımlayan ve Pekin’in küresel hedeflerine karşı birleşik bir cepheye çağrı yapan bir bildiri yayınladı.(https://ec.europa.eu/commission/sites/betapolitical/files/communication-eu-china-a-strategic-outlook.pdf) Yine geçen eylül ayında Avrupa Parlementosu tarafından yayınlanan bir karar Çin’in büyük programı altındaki altyapı projelerinin, katılan Avrupa ülkeleri için “büyük borçlar yaratabileceğini” vurguladı.

“ABD Kendi Borçları Hakkında Endişelenmeli!”

Bugüne kadar yaklaşık bir düzine AB ülkesi (Yunanistan, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Portekiz, Slovakya) Kemer ve Yol Girişimi ile ilgili resmi anlaşmalar imzaladı. Ancak hiçbiri İtalya’nın AB’deki ekonomik ağırlığı veya siyasi önemi ile rekabet edebilecek durumda değil. Bu nedenle İtalya’nın bu girişimde yer alması girişimin geleceği konusunda ve ABD-Çin geriliminde önemli bir noktada duruyor. İtalya AB'deki dördüncü en büyük ekonomi (Almanya, İngiltere ve Fransa'dan sonra) ve dünyada sekizinci.

İtalya Başbakanı her ne kadar anlaşmanın bağlayıcı olmadığını ve telekom teknolojisini içermediğini söylese de Çin’e özellikle Cenova ve Trieste limanları ile ilgili altyapı imtiyazları verilecek. Yapılan anlaşmanın mimarlarından biri olan İtalyan Ekonomik Kalkınma Bakanlığı devlet müsteşarı Michele Geraci, en az iki diğer Avrupa ülkesinin daha İtalya'yı takip etmesinin beklendiğini dile getirirken ABD’nin İtalya’yı borç tuzağına düşmesi konusunda uyarmak yerine Çin’e olan kendi borçları hakkında endişelenmesi gerektiğini söylüyor.

Geraci ayrıca; “Bu bir rekabet, bu yüzden kıskançlıklarını anlıyorum. Yunanistan değiliz, biz İtalyayız… 1,7 trilyon dolarlık bir ekonomiyiz. Borç tuzağına nasıl düşebiliriz? Malezya, belki Pakistan, Sri Lanka'da olur ... ama İtalya'da olamaz.” diyerek İtalya’ya olan güvenini de ortaya koyuyor.

Çin’in Israrlı Stratejisi ve Avrupa’nın Bölünme Korkusu

Çin’in proje kapsamında Avrupa’daki faaliyetleri aslında yeni değil. Çin zaten demiryollarına, limanlara ve çelik fabrikalarına yapılan yatırımlarla Doğu Avrupa’ya girmişti. Özellikle Yunanistan ve Pire limanı ile hızlanan bir ritimden bahsetmek mümkün. Buradaki faaliyetler aynı zamanda 28 üyeli Avrupa Birliği içinde ekonomik duruma dayalı bir bölünme korkusunu da ortaya çıkardı.

Çin’in Yunanistan, Polonya ve Portekiz’de giderek artan etkisi ve bunlara şimdi G7 üyesi olan İtalya’nın katılması ekonomik sonuçlarının yanında ciddi politik sonuçlar da üretecektir. Çin’in Avrupa ülkelerini tek tek ele aldığı bu strateji bir yandan Çin’e ekonomik avantaj sağlarken aynı zamanda Avrupa içinde zihni bir bölünmüşlük de ortaya çıkarmıştır.

Avrupalı liderlerin kafası bu noktada karışırken özellikle Macron ve Merkel’in İtalya’yı eleştiren bir noktadan projeye onay veren bir tutuma evrilmeleri de bir başka önemli gelişme oldu. Basın toplantısında konuşan Merkel, Kuşak ve Yol Girişimini Avrupalıların katılmak istediği önemli bir proje olarak nitelendirirken şerhini de koyarak ilişkilerin karşılıklı olması gerektiğini belirtti.

Avrupalı liderlerin Çin karşıtı çıkışlarını da bu bağlamda değerlendirmek isabet olabilir. Avrupa ülkeleri Kuşak ve Yol Girişimi konusunda esnek bir politik tutuma geçerken bu projeden nasıl bir kazanç sağlayacakları üzerine daha fazla yoğunlaşmış durumdalar.

Avrupa'da Çin ile ilgili son dönemde yaşanan bu "hızlı" gelişmeleri küresel hegemonya mücadelesi bağlamında değerlendirecek olursak; ABD'nin müttefikleri ile olan "sorunlu" ilişkileri ve yükselen bir güç olarak Çin'in pozisyonu bir tetiklemeye neden olmuş görünüyor.

Bu tetiklenme bir yandan "Batı" adı altında kategorize edebileceğimiz tarihsel blokta çatlakların derinleştiğini ortaya koyarken öte yandan Çin'in sistemik mücadelede "cephe" sayısını arttırma hedefine de işaret ediyor olabilir. Sonuç hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıdır.

İtalya'nın Çin'in Kuşak ve Yol Girişimine katılması ABD'ye küresel hegemonya açısından çok ciddi bir uyarıdır. Pekin'den Lizbon'a uzanan böyle bir Avrasya ticaret bloku, ABD'nin domine ettiği ekonomik sistem için bir tehdit olarak algılanacaktır.

Kaynaklar:

Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Hussoloji | Powered by Blogger Design by ronangelo