"Günlük Kişisel Gazete"

Blog Yazarı

Hussoloji, 2005 yılından beri blog yazmaktadır.

22.01.2020

Ticaret savaşlarında barışın ‘ilk aşaması’



ABD ve Çin arasında geçen hafta yapılan ‘ilk aşama’ ticaret anlaşması iki ülke arasında bir ateşkese işaret ederken Çin’in anlaşma kapsamında verdiği taahhütler konusunda soru işaretlerine neden oldu. Söz konusu anlaşmanın küresel ekonomiye güven vermesi bekleniyor ancak tarifelerin devam etmesi kafa karışıklığına neden olmuş durumda.

ABD, 120 milyar dolarlık Çin mallarına uyguladığı tarife oranını % 7,5'e indirirken 250 milyar dolar tutarında Çin malına uyguladığı %25'lik tarife ise değişmiyor.

Anlaşmada ticaret savaşlarına yol açan yapısal ekonomik sorunlar çözülmezken, elde edilmesi zor ithalat/ihracat hedeflerinin koyulduğu görülüyor. Özellikle Çin’in iki yıl içerisinde ABD’den yapacağı 200 milyar dolarlık ürün alımına yönelik taahhüt uzmanlar tarafından ‘zor’ olarak nitelendiriliyor.

Asimetrik ticaret anlaşması

Çin’in baş müzakerecisi Liu He’nin CCTV’ye verdiği demeçte Çinli şirketlerin ABD'nin tarımsal ürünlerini tüketicilerin ihtiyacına, piyasadaki talep ve arza göre ithal edeceğini belirttiğini not edelim. Bu durumun anlaşma kapsamında verilen taahhüde uymadığı takdirde ne olacak sorusunun cevabı henüz belli değil.

Öte yandan ABD’den yapılacak ithalatın artması durumunda diğer ülkelerden yapılacak ithalat oranlarının değişmesi gündeme gelirken özellikle AB, Çinli şirketlerin Avrupalı şirketlerden daha fazla mal ve hizmet almaya zorlanacağından endişe ediyor.

Bu noktada söz konusu ilk aşama ticaret anlaşmasını ABD'nin Çin'e bir şey vermediği ama çok şey aldığı bir anlaşma olarak tanımlamak mümkün. Buradan hareketle anlaşmayı ‘asimetrik bir ticaret anlaşması’ olarak tanımlayabiliriz.

Çin’in hedefi ABD’yi ‘yatıştırmak’ mı?

Bu arada Liu He'ye göre bu anlaşma 'ekonomik barıştan ziyade aynı zamanda dünya barışı ve refahı üzerinde etkili olan bir anlaşma'.

Liu He'nin açıklaması Çin tarafının bu anlaşmayı ABD'yi 'yatıştırmak' amacıyla imzaladığını gösteren bir bulgu olarak okunabilir. ABD tarafından her alanda çevrelenen Çin'in ilk aşama (phase one trade deal) adı verilen kısmi anlaşmayı bir 'çıkış yolu' olarak gördüğünü söylemek mümkün.

Öte yandan Trump'un da seçim ihtiyaçları bu tabloyu ortaya çıkarmış durumda.

Anlaşmaya genel olarak bakıldığında esas yükün Çin tarafında olduğu görülüyor. Hong Kong, Tayvan seçimleri, Rusya ile yakınlaşmanın ortaya çıkardığı sonuçlar ve Çin’in yıllık büyümesinde yaşadığı sorunlar Çin'i anlaşma masasına yaklaştırmış görünüyor. Çin'in ekonomik büyümesi 2017 yılında 6.8 iken 2018 yılında 6.6'ya, 2019 yılında ise 6.1'e indi.

2018 yılında başlayan ‘ticaret savaşlarının’ bu düşüşte etkili olduğu düşünülüyor. Biraz da ekonomik büyümede yaşanan bu düşüş Çin’i anlaşma konusunda daha esnek bir pozisyona itmiş olabilir.

ABD süreci provoke edebilir

Yapılan anlaşma kapsamında Trump tarafından uygulanan tarifelerin önemli bir kısmı hala yürürlükte ve bununla birlikte Çin tarafının iki yıl boyunca ABD'den 200 milyar dolar ürün ve hizmet alımı yapması gerekiyor.

Çin'in böyle asimetrik bir anlaşmayı kabul edilebilir bulması, büyük güç rekabetinde bir nefes alma ihtiyacından kaynaklanıyor.

Ancak Çin'in ABD'yi yatıştırmayı hedefleyen yaklaşımı tutarlı bir sonuç verir mi sorusuna olumlu bir cevap vermek zor. ABD özellikle askeri ve jeopolitik konularda Çin ile ilgili ihtilafları provoke etmeye devam edebilir.

Bu durumda ikinci aşama görüşmeler önem kazanacaktır.

Kaldı ki 'devlet destekli şirketler' gibi daha kritik konu başlıkları ikinci aşama kapsamında görüşülecek.

Çin'in ABD ile diğer alanlarda hissedilir bir rahatlama yaşamaması durumunda görüşmeler tıkanabilir. Bu bağlamda Trump'un ani manevraları nasıl sonuç verir izlemek lazım.

Küresel rekabet görüşmeleri ‘sarsabilir’

Trump "çok uzak olmayan bir gelecekte" Çin'i ziyaret edeceğini ve ikinci aşama için görüşmelere başlayacağını dile getirirken Çin devlet başkanı Xi Jinping tarafından konu ile ilgili güçlü bir mesaj gelmemesini de not etmek gerekiyor. Ayrıca Liu He’nin de ‘ikinci aşama’ için acele edilmeyeceğini söylediğini belirtelim.

İlk aşama ticaret anlaşması Çin açısından kısa vadede istikrarlı bir dış ortam yaratacağı tahayyülünden hareketle kabul görürken iki ülke arasındaki ticaret dengesizliği ve farklı kalkınma modelleri arasındaki rekabet önümüzdeki görüşmelere yansıyabilir.

İki ülke arasında devam eden küresel rekabet ticaret görüşmelerine yansıyabileceği gibi özellikle jeopolitik alanda yaşanacak gelişmeler belirleyici olacak gibi görünüyor.

Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © Hussoloji | Powered by Blogger Design by ronangelo