Hakkımda...

2005 yılından beri çeşitli platformlarda yazıyorum. Blog hayatın saldırılarına karşı bir savunmadır şiarından yola çıkarak bugüne kadar geldik. Alternatif köşe yazarı konseptini devam ettirmekle beraber bundan sonra yeni blog yazarı arkadaşlar da özgün blog yazılarıyla burada olacaklar...

Bana göre blog?...

Yüzlerce yıl önce doğrudan demokrasinin yaşandığı sitelerde insanların meydanlarda yaptığını bizler şimdi sanal alemde gerçekleştiriyoruz. Belki fikirlerimiz ve yazılarımız siyasi sürece büyük bir etkide bulunmuyor ancak süregelen konularda görüşlerimizi belirtmemiz demokrasinin olgunlaşmasına hizmet edecektir…

İran Sineması-2


İlk bölümde İran Sineması ile ilgili ufak bir giriş yapmıştık.Sinemanın kullandığı dil ve uluslar arası platformlarda kazandığı başarılardan bahsetmiş , ülke içinde sinemanın, modernizmin sorgulanma aracı olarak görüldüğünü yazmıştık… Bu bölümde ise İran Sineması ve Din ilişkisini incelemeye çalışacağım…Takdir edersiniz ki “blog yazısı” olarak ürettiğim bu yazı dizisinde bilimsel bir hava yaratmanın bir anlamı yok. Sonuçta tez hazırlamıyorum. Sadece bir ülke sineması hakkında bildiklerimi ve düşündüklerimi paylaşıyorum…

 

Şimdi İran sineması hakkında İran’daki dini ulema ikiye ayrılmış durumda…Bir kısmı tahmin edebileceğiniz gibi “kesinlikle günah” derken bir başka kesim ise “sinemanın bir enstrüman olarak kullanılabileceği” üzerinde durmakta… Humeyni’nin devrim sırasında “video kasetler” ile Fransa’dan nasıl konferanslar verdiği hala hatırlarda…Yani İran Devrimi inşa edilirken etkili olmuş bir enstrümanı, bir kısım ulema şiddetle savunuyor… Hatta Ayetullah Humeyni sinemayı Batının görsel sanatlarla yayılan şeytani kültürüne karşı kullanımı zorunlu bir tebliğ aracı olarak kabul etmiş… Ayetullah Beheşti gibi isimler de sinemanın zaman ve mekandaki değişimlere ayak uydurarak devam etmesi gerektiğini belirtmişler…

 

 

Yani sonuç olarak İran Sineması ve dini otorite birbirine her zaman mesafeli kalmış…Şeytani batı değerleri olarak addettikleri kültürel hücuma bir siper olarak sinemanın kullanılabileceği üzerinde durmuşlardır. Ancak sinema öyle bir sanat ki barındırdığı görsel kodlar açısından her zaman tersine dönebilecek bir silahtır. O nedenle İran Sineması ve otorite arasındaki gerilim her zaman devam etmiştir…Ama İran Sinemasını “dini bir sinema” olarak yaftalamak yanlıştır diye düşünüyorum. Çünkü Dini sinema dediğiniz zaman , her şey zıddı ile bilinir kaidesi gereği, dinsiz sinema da var demektir. Böyle bir şey pratikte imkansız olacağından İran Sinemasını dini bir sinema olarak değerlendirmemek gerekir… Bizler açısından öyle görülebilir ama İran’da yaşayanlar için kendi kültürlerini yansıtan ulusal bir sinemadır… ABD’ye karşı olan protest tavrını ise günümüzdeki gerilimle açıklayabiliriz…Uygulanan ambargolar ve dışlanmışlık hissi İran’ı sinema ile öfkesini boşaltmaya itmiş ve İran sineması protest bir tavır takınmıştır diyebiliriz…Bir daha ki bölümde İran Sineması ve yönetmenleri üzerinde duralım…

Son Bölüm…


Etiketler: , , , ,

Bunu Okuyan Bunları da Okudu

Leave a Reply

Sponsor

Ad Spot Ad Spot Ad Spot

MailEkle

    Mail Adresinizi Ekleyin:

    Yazılar mail adresine gelsin...

BlogYazarlarımız

SonYorumlar

EtiketBulutu

PopülerYazılar

BlogLinkleri

RastgeleYazılar