Hakkımda...

2005 yılından beri çeşitli platformlarda yazıyorum. Blog hayatın saldırılarına karşı bir savunmadır şiarından yola çıkarak bugüne kadar geldik. Alternatif köşe yazarı konseptini devam ettirmekle beraber bundan sonra yeni blog yazarı arkadaşlar da özgün blog yazılarıyla burada olacaklar...

Bana göre blog?...

Yüzlerce yıl önce doğrudan demokrasinin yaşandığı sitelerde insanların meydanlarda yaptığını bizler şimdi sanal alemde gerçekleştiriyoruz. Belki fikirlerimiz ve yazılarımız siyasi sürece büyük bir etkide bulunmuyor ancak süregelen konularda görüşlerimizi belirtmemiz demokrasinin olgunlaşmasına hizmet edecektir…

Küçük Kıyamet

Her hafta bir film izleyip yazacağıma söz vermiştim ancak yoğunluktan dolayı arada kopmalar olabiliyor.En son “Eve Giden Yol 1914″ filmi hakkında bir şeyler karalamıştım.Şimdi de “korku” sinemamızın iddialı diyemiyeceğim yeni bir ürünü olan “Küçük Kıyamet” hakkında yazmak istiyorum.

  Küçük Kıyamet bir Taylan Biraderler filmi…Biliyorsunuz dünya sinemasında kardeş yönetmenler trendi son dönemlerde baya popüler. Bu trendin Türkiye’deki temsilcileri Yağmur ve Durul Taylan kardeşler…Daha önce  “Okul” filmi ile Türk Korku Sinemasına uzun dönemden sonra ilk ürünü veren yönetmen kardeşler bu filmde baya eleştirilmişti…Malesef son filmleri Küçük Kıyamet te aynı sondan muzdarip olacakmış gibi gözüküyor…

  Psikolojik gerilim de diyebileceğimiz “Küçük Kıyamet” içimizdeki deprem korkusunu sinemaya aktarmaya çalışmış bir yapım. Oyuncuların performansına bir şey diyemem ama Cansel Elçin pek göz doldurmadı… Azrail figürü olarak karşımıza çıkan Ali (İlker Aksum) karakteri ise ne yazık ki derinlemesine işlenmemiş… Okul filminin senaristi Doğu Yücel bu filmde de Senarist olarak çıkıyor karşımıza… İki filmde de korku denemesi olmuş ama bir korku sinemasından bahsetmek için bir süre daha beklemek gerekiyor sanırım… Taylan Biraderlerin plan ve çekimleri genelde çok iyidir ancak Küçük Kıyamete bunun tam anlamıyla yansıdığı söylenemez…

  Ayrıca filmin konusuna gelirsek, deprem konusu sanki arka planda kalmış gibi duruyor…Filmin ilk yarısındaki mezarlık metaforu ile deprem ilişkisi tam oturmamış gibi…Bu iki bölüm arasında kopukluk var. Yani filmin sadece ikinci yarısını izleyen birisi filmin ilk bölümü ile ilgili soru sorma gereği duymaz…Bu da filmin konu bütünlüğü açısından tartışılması gerektiğini gösteriyor…

  Filmi tek kelime ile özetlersek; vasat diyebiliriz…Ama yine de izlenemez bir film değil…

  Not: Bu arada filmi izlediğim sinemada bir ses problemi vardı… Sorduğumda bana filmin kopyasının bu şekilde geldiği söylendi… Filmin ilk yarısı hemen hemen anlaşılmadı desem yeridir…Umarım Limon Yapım bunu değerlendirir…

Saygılar…


Etiketler: , ,

Bunu Okuyan Bunları da Okudu

Leave a Reply

Sponsor

Ad Spot Ad Spot Ad Spot

MailEkle

    Mail Adresinizi Ekleyin:

    Yazılar mail adresine gelsin...

BlogYazarlarımız

SonYorumlar

EtiketBulutu

PopülerYazılar

BlogLinkleri

RastgeleYazılar