Hakkımda...

2005 yılından beri çeşitli platformlarda yazıyorum. Blog hayatın saldırılarına karşı bir savunmadır şiarından yola çıkarak bugüne kadar geldik. Alternatif köşe yazarı konseptini devam ettirmekle beraber bundan sonra yeni blog yazarı arkadaşlar da özgün blog yazılarıyla burada olacaklar...

Bana göre blog?...

Yüzlerce yıl önce doğrudan demokrasinin yaşandığı sitelerde insanların meydanlarda yaptığını bizler şimdi sanal alemde gerçekleştiriyoruz. Belki fikirlerimiz ve yazılarımız siyasi sürece büyük bir etkide bulunmuyor ancak süregelen konularda görüşlerimizi belirtmemiz demokrasinin olgunlaşmasına hizmet edecektir…

Mahalle Baskısında 2. Perde

Bir süre önce medyada yaşanan “Malezya olur muyuz?” ve “Mahalle Baskısı” tartışmalarından sonra şimdi de “şehirlilerin baskısı” tartışması alevlendi…Konuyla ilgili bir röportaj veren Nur VERGİN’e ilk tepki Hürriyet’in başköşesinde oturan Ertuğrul ÖZKÖK’ten geldi. Sonra da herkes tartışmaya bir ucundan katıldı ve ortaya ilginç tespitler çıkmaya başladı…

Vergin kişisel bir hikayesini anlattığı röportajında şunları söylemişti: Yıllar önce yeni bir eve taşınmıştım… Kuran okutmak istedim… Anneme “bir hoca çağırıp okutsak…” dedim, “ya iyi olur” dedi…Fakat sonra “komşular ne der” diye düşündüm… Oysa bir hafta sonra aynı apartmanda bir Musevi ayini yapıldı ve hiçbir şey olmadı… Demek ki belirli yerlerde Müslüman Türkler’in üzerinde böyle bir baskı vardı…

Bakın bunlar bir sosyologun, bu konuda uzman bir kişinin görüşleridir.Hatta onu da geçtim. Kendi geçmişinde yaşamış olduğu bir anısıdır. Şimdi bir çok yazar çıkmış diyor ki “Dindar insanlara baskı diye bir şey yoktur.” Anladım ama daha birkaç sene önce “Nişantaşındaki kafelerde ne işleri var bu türbanlıların” diyen de aynı medya değil miydi? Peki şimdi hangi söylem doğru? Bir yandan sınıf atlayan ve para kazanan zengin dindarları hakir görmek öte yandan da “yok bu ülkede dindarlara değil bize mahalle baskısı var” söylemine sıkı sıkıya sarılmak…

Burada medyanın riyakarlığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Ben bu ülkede “dindarlara baskı olmuştur” ya da “dindarlara kesinlikle baskı olmamıştır” diye net yorumlarda bulunmak istemiyorum.Takdir edersiniz ki neye ve kime dayanarak bu kadar kesin konuşabilirim? Zaten bu şekilde konuşan yazarları da anlamıyorum… Türban meselesi yüzünden üniversitelere gidemeyen binlerce genç kız var. Tamam siz buna “siyasal simge” ondan diyebilirsiniz ancak toplum içinde özellikle elit semtlerde bu kesime bakış her zaman baskıcı şekilde olmuştur. Son zamanlarda zenginleşen dindar kesimin bu sosyal alanlara girmeye başlaması ile bir sancı ortaya çıkmış ve buda “mahalle baskısı” kavramı ile kendisine medyada ifade olanağı sağlamıştır…

Bence buradan şöyle bir sonuca varılabilir. Her iki kesimden de birbirini sevmeyen insanlar mevcuttur. Bunu da çeşitli şekillerde ifade ederler. Hatta bu bazan şiddet içeren yöntemlere kadar bile gidebilir. O nedenle ülkemizde zamanında “dindar olan”a da şehirde yaşayan “laik kesim”e de (böyle bir ayrım ne kadar doğru o da tartışılır) baskılar olmuştur ve bundan sonra da konjonktürel olarak (sanırım) olmaya da devam edecektir. Önemli olan hoşgörü ve tahammül göstererek kitlelerin birbirlerine alışmasıdır. Yoksa toplumsal çatışma hiçbir kesime yarar sağlamayacaktır.


Etiketler: , , , ,

Bunu Okuyan Bunları da Okudu

Leave a Reply

Sponsor

Ad Spot Ad Spot Ad Spot

MailEkle

    Mail Adresinizi Ekleyin:

    Yazılar mail adresine gelsin...

BlogYazarlarımız

SonYorumlar

EtiketBulutu

PopülerYazılar

BlogLinkleri

RastgeleYazılar