“Dünya sizindir…” felsefesi Amerikan rüyasının repliğe dökülmüş hali olarak tanımlanabilir. “Scarface” filminde anlatılan bu ağır hikaye de bu felsefe üzerine kurulmuş. Al Pacino, Tony Montana olarak Küba’dan Amerika’ya gelen bir göçmeni harika bir şekilde canlandırmış. Bir Brian de Palma klasiği olan “Scarface” bana göre en iyi gangster (ya da mafya) filmlerinden birisi…
Son günlerde her gün en azından bir kaç film izlemeye çalışıyorum. Bunlar arasında eskiden zevkle izlediğim filmler de var. Tarantino’nun Pulp Fiction’u (Ucuz Roman) bunlardan sadece birisi…
Orjinal adı “The Deer Hunter” olan filmde göze çarpan en önemli oyunculardan birisi elbette Robert De Niro… Geçenlerde DVD Film ararken karşıma çıkan ve hemen alıp izlediğim “Avcı” etkileyici bir film…
1978 yapımlı “The Deer Hunter” adlı filmde Vietnam savaşına giden bir kaç arkadaşın , savaşın ardından yaşadıkları travma anlatılıyor. Savaşa ve savaş sonrası döneme eleştirel bakan ve bunu sert bir şekilde yapan film bir hayli uzun. 170 küsür dakika…
Film hakkında yazmak için biraz geç kaldığımın farkındayım. Ancak bilgisayar başına geçmek için zaman bulamadığım bir 2 hafta yaşadım. Geçtiğim anlarda da başka yazılar karaladım…
Filmi Kadıköy-Tepe Naitilius’ta izledim. Cine Bonus gerçekten güzel salonlara sahip. Perde ve ses sistemleri harika. Ayrıca 3 boyutlu Beowolf filmini de yine bu sinemada izledim. Mutlaka deneyimleyin diyorum… Neyse reklamları geçerek filme gelelim. Yavuz Turgul ve Şener Şen buluşması sonucunda kötü bir film çıkması zor zaten. Ben şahsen filmi beğendim ve yapılan eleştirilerin yersiz olduğuna inanıyorum…
Aslında filmin orjinal adı “John Rambo”... Fakat efsane üç filmin ardından bu filmin gelmesi nedeni ile Rambo Fanları filmi şimdiden Rambo-4 diye etiketledi. Demek ki Rambo-5, Rambo-6 vb.filmler beklenilen filmler arasında…(Adamın yaşı oldu 63 nasıl çekecek serinin gelecek filmlerini?)
Bir dönem Rambo ile ilgili yazdığım öyküleri sanırım hatırlarsınız, bu öyküleri okuyan Hollywood harekete geçmiş ve Rambo’yu yine özgürlük dağıtan bir terminatöre çevirmiş durumda… Hollywood tabii ki benim yazdığım absürd öyküleri okumadı ama filmin senaryosunu yazarken bir o kadar avantür ve fantaziden yararlanmış gibi gözüküyor…
Bir süredir Samanyolu Televizyonunda yayınlanan “Tek Türkiye” isimli diziyi izliyorum. Pek dizi izlemeyi sevmesem de sosyal bazı konuları işleyen bu dizinin bir sonraki bölümünü de kaçırmıyorum.
Konusu açısından çok da ilginç olmamasına karşın, ülke olarak acısını çektiğimiz bir sorun ile ilgili olması diziye olan yakınlığımızı açıklayabilir sanırım. “Tek Türkiye”, yokluklar içinde yaşayan Güneydoğu insanının yardımına koşan kahraman bir doktorun hikayesini anlatıyor. İstanbul’dan Güneydoğu’ya uzanan macerada başarılı bir cerrah olan Tarık, bir meslektaşının daveti üzerine yola çıkar ve kendisini Güneydoğu’nun türlü sıkıntılar içinde hayat mücadelesi veren bir köyünde bulur.