2005 yılından beri çeşitli platformlarda yazıyorum. Blog hayatın saldırılarına karşı bir savunmadır şiarından yola çıkarak bugüne kadar geldik. Alternatif köşe yazarı konseptini devam ettirmekle beraber bundan sonra yeni blog yazarı arkadaşlar da özgün blog yazılarıyla burada olacaklar...
Yüzlerce yıl önce doğrudan demokrasinin yaşandığı sitelerde insanların meydanlarda yaptığını bizler şimdi sanal alemde gerçekleştiriyoruz. Belki fikirlerimiz ve yazılarımız siyasi sürece büyük bir etkide bulunmuyor ancak süregelen konularda görüşlerimizi belirtmemiz demokrasinin olgunlaşmasına hizmet edecektir…
Bireysel silahlanmayla mücadele eden Umut Vakfı verilerine göre, polis ve jandarma bölgesinde bulunan ruhsatlı silah sayısı yaklaşık 2,5 milyon. Suç olaylarında kullanılan ruhsatsız silahlar da hesaba katıldığında, ülke genelinde kişilerin kullanımındaki toplam silah sayısının 7 ile 10 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.
02 Mayıs 2008 günü yazıldı 189 Okuma Yorum (1) Kategori: Yazılar
Dün Türkiye ve işçiler için son derece tantanalı ve olaylı geçti. Taksim meydanına yürümek isteyen işçi gruplarına müdahale eden polis istenmeyen görüntülerin oluşmasına neden oldu. Aslında inatlaşmanın arkasında bir çok neden arayabiliriz…
Başbakan’ın “ayakların baş olduğu yerde kıyamet kopar” açıklamasından sonra ortam bir anda gerildi. Aslında böyle kırılgan bir ortamda bu açıklamaya gerek yoktu. Ancak bu “ayaktakımı” imasından sonra İşçi kesimi bir inatlaşmaya girdi ve kendilerine gösterilen diğer meydanlarda değil, Taksim’de olacaklarının altını çizdiler günlerdir…
“Ankara Gündemi/Türban” isimli yazıma yaptığı aşağıdaki yorumdan dolayı Önder Gürbüz’e teşekkür etmek istiyorum…Bu yorumu blogumda da yayınlayayım istedim…Yapılan yorumu aşağıda okuyabilirsiniz…
“Diyarbakır’daki bir askeri araca yönelik düzenlenen bombalı saldırıda 2’si öğrenci, 5 kişi hayatını kaybederken, 67 kişi de yaralandı.”
Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölgedeki kararlı mücadelesi devam ederken bu tarz bombalı eylemlerin yapılacağı bilgisi çok önceden elde edilmişti. Herkes örgütten bu tarz eylemler bekliyordu zaten. İstanbul-Mecidiyeköy ve Sefaköy’de yaşanan olaylar da bu bilgilerin gerçekliğini kanıtlamıştı. Ancak Diyarbakır’dan gelen haber tüm Türkiye’yi derinden sarstı…