Son günlerde her gün en azından bir kaç film izlemeye çalışıyorum. Bunlar arasında eskiden zevkle izlediğim filmler de var. Tarantino’nun Pulp Fiction’u (Ucuz Roman) bunlardan sadece birisi…
Filmde, her biri farklı bakış açılarına sahip sekiz yabancı, ABD başkanına yapılan suikast girişiminin ardındaki gerçeği bulmaya çalışıyor… Harika bir montaj ürünü olduğunu belirtmem gerekiyor. İşin esprisi aslında filmin kurgulanmamış olması… 8 Farklı bakış açısını 8 küçük filmcik gibi izliyorsunuz…
Bu sahneyi sanırım herkes hatırlar…Sezercik’in oynadığı “Küçük Mücahit” filmindeki “rum çetecilerin” lideri olarak lanse edilen Turgut Özatay’ın “vuracaiiiz onlari” diye haykırdığı sahne…
Bu sahneden sonra “kundaktaki bebekleri bile yaşatmayacaiiiz” diyerek ne kadar acımasız bir kişilik olduğunu ikinci defa kanıtlamıştır…
Geçen gün Kanal-1’de tekrar yayınlanan First Blood (İlk Kan) filmi yine nefesleri kesti. Bir çok kişi bu filmi beğenmese de bence bu film savaş karşıtı ve Amerika eleştirisi yapan bir filmdir. Vietnam gazilerinin “biz neden savaştık” diye sordukları ve askerlerin psikolojilerini beyazcama gerçekçi bir şekilde yansıtan ender filmlerden birisi…
Kanal-1’de izleyince daha önce yazdığım yazılara gittim birden…İlk Kan’dan sonra gelen seri gerçekten fazla beğenilmedi çünkü sonraki filmlerde ve özellikle Rambo-4’te acımasız bir Rambo vardı… Sözün özü İlk Kan mutlaka tekrar izlenmesi gereken bir klasiktir diyorum…
Mizah; konuşulmayan, söz etmekten çekinilen veya korkulan şeylerin dile getirilmesini sağlaması açısından harika bir şeydir. Bazıları tarafından “insanları rahatsız etme aracı” olarak da tanımlanan mizah ülkemizde belirli isimlere bağımlı olarak kendine yaşam alanı bulabiliyor.
Gilles Deleuze ve Eric Sanday mizah konusunda şöyle bir ayrım tanımlamışlar:
1-Dikey Mizah: Espiriye dayanan mizah türü. Yapısı merkeziyetçi ya da hiyerarşiktir. örnekler: cem yılmaz, şarlo, south park, sitcom’lar, erdener abi. 2-Yatay mizah: Neşeye dayanan mizah türü. Dikey mizahtan çok daha az rastlanır. birçok öğenin katılımıyla yavaş yavaş komik bir ortamın ortaya çıkmasına dayanır. Espiriden büsbütün yoksun olmasa da, espiriye güdümlü değildir. Örnekler: hababam sınıfı, jacques tati.(bkz.eksisozluk)
Orjinal adı “The Deer Hunter” olan filmde göze çarpan en önemli oyunculardan birisi elbette Robert De Niro… Geçenlerde DVD Film ararken karşıma çıkan ve hemen alıp izlediğim “Avcı” etkileyici bir film…
1978 yapımlı “The Deer Hunter” adlı filmde Vietnam savaşına giden bir kaç arkadaşın , savaşın ardından yaşadıkları travma anlatılıyor. Savaşa ve savaş sonrası döneme eleştirel bakan ve bunu sert bir şekilde yapan film bir hayli uzun. 170 küsür dakika…