Geçen gün Türk Medya ve Siyaset dünyasında bir ilk yaşandı ve meclis çatısı altında bir açık oturum gerçekleştirildi. Son dönemlerde medya yolu ile birbirleri ile ilgili açıklamalar yapan AK Partili Fırat ile CHP’li Kılıçdaroğlu, Uğur Dündar yönetiminde bir açık oturuma katıldılar…
Polonya ve ABD arasında imzalanan füze kalkanı projesi Dünya Siyasi Hayatı için bir dönüm noktası sayılabilir. Bu hamle ile ABD bölgede Rusya’ya cevap vermiş ve Boğazlardan geçen 2 gemi ile de hamleyi tamamlamış gözükmektedir. Ayrıca Polonya’nın da tatbikat için bir savaş gemisini Romanya açıklarına göndermesi yapılan hamle ve verilen mesajın önemini ortaya çıkarmaktadır.
Kapatma davası üzerine hemen yazmamamın sebebi olayları biraz dışardan izlemekti. Kapatma davasının açıldığı ilk günden beri yapılan tartışmalar gösteriyor ki Türkiye ve demokrasi yine kaybedenler arasında olacaktır. Kapatmak ve üstünü örtmek demokratik rejimlerin kullandıkları hamleler değildir…
Ankara’nın gündemi son günlerde yine yoğun…Gerçi bu Ankara gazetecilerinin kullandığı deyimleri kullanmayı pek sevmem ama (ankara gündemi gibi) başka da kullanacak terim yok. Şimdi Ankara değil de Sakarya Gündemi yoğun desem o da olmaz… Türkiye denince akla Ankara geliyor… Gerçi şehrin büyük bölümünü de İstanbul’a taşıyolar ama konumuz o değil…
Ülke olarak gerilimden beslenen bir yapımız var. Oluşan suni gündemler, yaratılan tehlikeler ve daha birçok anlaşılmaz yapı ve organizasyon ile devam eden hayatımızda şu günlerde yoğun olarak tartışılan bir konu da zorla mesele haline getirilen Türban problemi…
Tabi herşey sadece bununla bitmiyor Türban tartışmaları ile başlayan ve süregelen bir TSK-CHP çekişmesi, Üniversitelerin türban tartışması konusunda ikiye bölünmesi ve medya aracılığı ile durmadan açıklama yapılması gibi haberler de son günlerde ekranlardan inmiyor…
Almanya’da sağcı bir partinin bu sloganla başlattığı kampanya, Avrupa’daki ırkçılığın boyutlarını da gözler önüne sermekte. Bu nasıl bir paranoyadır ki insanları hem madden hem de manen beslemekte ve onları yanıltmaktadır…
Yanda görmüş olduğunuz afişteki güzel Alman kızı “Ali bana sulanma” diyor! Sanki koca Almanya’nın bütün sorunları bitmiş geriye sadece Türk erkeklerinin Alman bayanlara olan tacizleri kalmış… Bu tarz bir afişin ve sloganın tutması beklenemez zaten… Kampanyanın mucidi Almanya’nın aşırı sağcı partisi Republikaner’in yaratıcı gençlik kolları…