2005 yılından beri çeşitli platformlarda yazıyorum. Blog hayatın saldırılarına karşı bir savunmadır şiarından yola çıkarak bugüne kadar geldik. Alternatif köşe yazarı konseptini devam ettirmekle beraber bundan sonra yeni blog yazarı arkadaşlar da özgün blog yazılarıyla burada olacaklar...
Yüzlerce yıl önce doğrudan demokrasinin yaşandığı sitelerde insanların meydanlarda yaptığını bizler şimdi sanal alemde gerçekleştiriyoruz. Belki fikirlerimiz ve yazılarımız siyasi sürece büyük bir etkide bulunmuyor ancak süregelen konularda görüşlerimizi belirtmemiz demokrasinin olgunlaşmasına hizmet edecektir…
İlki Mayıs ayında denize indirilen ve Eylül’de hizmete alınması planlanan deniz taksiler, yapımlarının erken tamamlanması nedeniyle Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın da katılımıyla Kabataş İDO İskelesinde düzenlenecek törenle bugün hizmete girecekmiş…
İlginç bir başlık oldu biliyorum ancak otobüslerde seyahat edenler bilir, otobüsün kapısına yapışıp inenlere de engel olan ayağına takılan yolcu tipleri vardır… Adam son durakta inecek olmasına rağmen artık klostrofobi hastası mıdır nedir orta kapının orasına yapışır ve her durakta kapı ile tango yapmaya başlar!
Geçenlerde yorum yazan bir okuyucu, İstanbul trafiği ile ilgili akıl vereceğine çözüm yaz! demiş. Bak sen! Ben belediyeciyim sanki… Birincisi çözüm yazsak sonuç değişecek mi? Bu şehrin çevre mühendisi değilim ama bir vatandaş olarak çok kolay bir çözüm sunabilirim…
İstanbul’un trafik sorunu inanılmaz bir kaos eşliğinde devam ediyor. Başka bir ülkede olsa bütün ülkenin ve devletin seferber olması gereken bir sorun bizde haliyle normal karşılanıyor…
Bu aymazlığa denecek bir şey yok zaten ancak bu kilit sorun için atılmayan adımlar da yok değil. Örnek için 3. Köprü tartışmalarına bakabilirsiniz. Şimdiden hararetli bir “çevre mahvolur” tartışması başladı. Aynen 1. ve 2. Köprüde yapılan tartışmalar gibi…