Tayvan seçimleri Çin için ne anlama geliyor?


Tayvan seçimlerini DPP lideri Tsai Ing-wen’in kazanması Çin karşıtı cephede “zafer” şeklinde nitelenirken, Çin ise Tayvan ile "barışçıl birleşmenin” kaçınılmaz olduğu şeklindeki söylemini tekrarlıyor. Öte yandan Hong Kong ve Tayvan arasında beliren ‘yakınlaşma’ dikkat çekiyor.  

Çin’in ‘barışçıl birleşme’ ısrarı

Pekin, 'tek Çin" politikası gereği Tayvan'ı kendi bütünlüğünün bir parçası olarak görüyor ve gerekirse birleşme için 'askeri seçeneğin' masada olduğunu söylüyordu.

Çin devlet başkanı Xi ve diğer yöneticiler, Hong Kong'da uygulanan 'bir ülke iki sistem' modelinin Tayvan için de kullanılabileceğini defaatle belirtmişti. Buna karşılık Hong Kong'da aylardır yaşanan gösteriler 'bir ülke iki sistem'in uygulanabilirliği konusunda şüpheler yarattı.

2018 Kasım ayında Tsai ve partisi DPP'nin lokal seçimlerde yaşadığı kayıp ve rakip parti KMT'nin Pekin ile 'ılımlı' ilişkileri süreci dönüştürmeye başlarken, Hong Kong’da yaşanan olaylar süreci tekrar eski haline çevirdi. Tayvanlı lider Tsai, güçlü bir şekilde Hong Kong protestocularını destekledi.

Tayvan'lı seçmenlerin Hong Kong’da yaşanan olaylar sonrasında 'bir ülke iki sistem' modelinden fazlası ile endişelendikleri biliniyor. Bunun seçimlere yansıması beklentiler arasındaydı. Ayrıca KMT lideri Han'ın Çin'e bağımlı bir ekonomik vizyon çizmesi işin tuzu biberi oldu.

Hong Kong’da yaşanan seçimlerde özellikle protestocuların destekledikleri isimlerin yüksek oy almasının ardından şimdi de Tayvan'da Tsai'nin seçimleri kazanması Pekin'de alarm zillerini çaldıracaktır.

Pekin’in endişesi artıyor

Pekin'in kriz potansiyeli yüksek olan bu noktalara yönelik endişesi artıyor.

Pekin, Tsai’nin zaferinin hemen ardından yanıt olarak 'Tayvan'ın bağımsızlığına “kararlı bir şekilde karşı” olduğunu ve Tayvan ile ilgili “bir ülke, iki sistem” ve “barışçıl birleşme” politikasını sürdürmeye devam edeceğini' belirtti.

Bu arada Tsai seçim zaferi sonrası yaptığı konuşmada; 'Hong Konger’ların seçim sonuçlarından memnun olacağını ve ayrıca Pekin'i Tayvan'a yönelik tehditlerini sona erdirmeye çağırdı.

Seçimler için ülke dışından da birçok Tayvan'lının oy kullanmak için ülkeye geldiği belirtiliyor.

Çin dışişleri bakanlığı resmi açıklamasında: "Tayvan'da içerde ne değişiklik olursa olsun, dünyada sadece bir Çin olduğu ve Tayvan'ın Çin'in bir parçası olduğu temel gerçeği değişmeyecek" dedi.

Seçimden sonra Tayvanlı lider Tsai; ABD'nin Taipei'deki 'de facto büyükelçiliğinden' Brent Christensen ile görüştü ve şöyle dedi: "Demokrasi ve özgürlük gerçekten Tayvan'ın en değerli varlığı ve uzun vadeli Tayvan-ABD ortaklığının temelidir."

Tayvan'ın Anakara İşleri Konseyi, "Çin'in seçim sonucuna saygı duyması ve adaya baskı yapmayı bırakması gerektiğini" söyledi. Ayrıca “Hükümetimiz Çin Cumhuriyeti'nin egemenliğini ve Tayvan’ın demokrasisini ve özgürlüğünü sıkı bir şekilde savunacak” dedi.

Çin, olası bir Tayvan krizine yönelik stratejik bir hazırlık içerisinde

Bu arada Xinhua'da çıkan bir yazıda "Anakaranın elinde gerek Tayvan'ın ayrılıkçı faaliyetlerini engellemek gerekse Tayvan vatandaşlarına fayda sağlamak için içi dolu bir politik alet çantası var" dedi.

Aslında aylar önce yapılan anketlerde KMT lideri öne çıkmaya başlamış özellikle Hong Kong'da yaşanan protesto olaylarından sonra Tsai anketlerde yeniden öne geçmişti.

Tsai'yi destekleyen seçmenler "Wang Guo Gan" gibi ifadeler kullandı. Yani "gözden kaybolan, tarihe karışan ülke hissi".

Aslında ABD ve Çin'in Tayvan seçimlerini 'vekil savaşların cephesi' olarak kullandığını söylemek mümkün. Çin, diplomatik alandan askeri alana kadar farklı yöntemler kullandı. Örneğin Pasifik'teki Solomon Adaları ve Kiribati, Tayvan ile diplomatik ilişkileri kopardı.

Çin bununla da kalmadı Anakara'dan Tayvan'a yapılacak bireysel seyahatleri askıya aldı. Bu hamle Tayvan'ın turizmini önemli ölçüde etkiledi. Ayrıca Çin'in ilk yerli uçak gemisi Tayvan boğazından geçti.

Çinli uçak gemisinin boğazdan ‘geçişi’ Tayvan’a askeri bir uyarı olarak algılandı. Çin devlet medyasında Tayvan seçimleri ile ilgili sert yazılar çıkmaya devam ediyor. Xinhua, Tayvanlı liderin seçimi kazanmak için “kirli taktiklere” başvurduğunu belirtirken, Global Times gazetesi ise Çin’e karşı daha ılımlı olan KMT içerisindeki sorunların seçimleri kaybetmesine neden olduğunu işliyor.

Bu arada Çin sosyal medyası, ‘Tayvan’ın güç kullanılarak anakaraya katılması gerektiği’ şeklindeki yorumlarla dolup taşıyor.

Çin’i ‘kuşatmanın’ bir parçası olarak Tayvan 

Çin’i stratejik bir rakip olarak gören ABD ise Tayvan’da ortaya çıkan seçim sonucunu büyük bir memnuniyetle karşıladı. Hali hazırda Hong Kong’da aylardır devam eden gösteriler nedeniyle iyice sıkışan Pekin, Tayvan’da ayrılıkçı cenahın seçimleri güçlü bir şekilde kazanması sonucu stratejik açıdan biraz daha zora girmiş durumda.

Bu yeni gelişme aynı zamanda ABD’yi Tayvan konusunda daha duyarlı hale getirdi. ABD, son senelerde Tayvan ile özellikle askeri alanda bir yakınlaşma içerisindeydi.

İçinde tankların ve F-16'ların da bulunduğu askeri ürünleri geçen Temmuz ayında Tayvan'a satmaya karar verdi. Bu Tayvan iktidarına açık bir destekti.

Mike Pence "Tayvan'ın zor kazanılmış özgürlüklerini savunmak için yanındayız" dedi.

Seçimlerin hemen ardından ABD dışişleri bakanı Pompeo, “acımasız baskı karşısında” istikrar arayışından dolayı Tsai’yi kutlarken Tayvan’ın demokratik sisteminin ve serbest piyasa ekonomisinin “Hint-Pasifik bölgesi için bir model ve dünyada iyilik için bir güç” haline geldiğini söyledi.

Tayvan seçimleri bölgede Hong Kong'dan sonra Çin'e indirilmiş ikinci darbe ve bu durum Çin'in kuşatılmasını biraz daha yoğunlaştırıyor. 

Bu kuşatılmışlık, Çin'in agresifleşmesine neden olabileceği gibi daha detaylı bir stratejik planlamaya yönelebileceğine de işaret edebilir.

Sonuç olarak bu seçim Tayvan tarafından 'bir ülke iki sistem modelinin' reddi anlamına geliyor.

Ayrılıkçı yaklaşım güçleniyor. Bu durum ABD açısından Çin’e karşı pazarlık unsuru olarak kullanabileceği yeni bir manevra alanı yaratıyor.

Öte yandan Xi'nin 'askeri opsiyon' bulunan açıklamaları ve Hong Kong'da yaşanan olaylar bu süreci keskinleştirmiş gibi görünüyor.

Hong Kong'dan sonra Tayvan'da ortaya çıkan bu yeni durum karşısında giderek daha fazla sıkışan Pekin, 'stratejik ve diplomatik' bir çözüm arıyor. 


Yorum Gönderme

0 Yorumlar