Çin'in Askeri Gelişimi ve ABD'nin Küresel Telaşı

ABD Savunma Bakanlığı tarafından ABD Kongresine sunulan ve "Çin’in askeri gelişimini" içeren rapor iki ülkenin rekabetinin keskinleştiği şu günlerde araştırmacılar açısından önemli veriler sağlıyor. Raporu ayrıntılı bir şekilde inceledim. 


Rapor, Çin Ordusunun mevcut askeri-teknolojik gelişimini ve gelecekteki gidişatını ele alıyor. Çin’in güvenlik ve askeri stratejisinin ilkelerini ve olası gelişimini inceliyor. Önümüzdeki 20 yıl içinde bu gelişmeyi destekleyen askeri kurumlar ve operasyonel kavramları irdeliyor. 

Rapor, Çin Ordusunun 2019'un sonuna kadar olan güvenlik ve askeri gelişmelerini kapsıyor. Pandeminin sonuçları da dahil olmak üzere 2020'deki gelişmeler ABD Savunma Bakanlığı'nın 2021 raporunda ele alınacak. 

Her sene yayınlanan bu raporlar Çin’in ulusal stratejisinin ana hatlarını, güvenlik ve askeri meselelere yaklaşımını ve önümüzdeki 20 yıl içinde Çin’in silahlı kuvvetlerindeki olası değişiklikleri değerlendirdiği için ABD’nin Çin algısı açısından önem taşıyor. 

Çin Ordusu ile ilgili bu raporlar ilk olarak 2000 yılında Kongreye sunulmuş. Hatta ilk raporda Çin Ordusunun ÇKP’nin uzun vadeli hedeflerine pek uygun olmayan oldukça büyük ama çoğunlukla hantal ve çağın gereklerine uymayan bir ordu olduğu değerlendirmesi yer alıyor. 

Yine ilk raporda “Çin’in savunma endüstrisi yüksek kaliteli sistemler üretmekte zorlandı.Çin modern silahlar üretebilse veya elde edebilse bile,Çin Ordusu bunları etkili bir şekilde kullanmak için gereken ortak organizasyonlardan ve eğitimden yoksundu.” ibaresi dikkat çekiyor. 

Ancak 2017 yılı ile beraber Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından “Çin Ordusunun 2049 yılında dünya çapında bir Ordu olacağı” ilan edildi. 

Rapora göre Çin her ne kadar "dünya çapında" bir ordunun ne anlama geldiğini tanımlamasa da Pekin'in yüzyılın ortasına kadar ABD Ordusu gücüne eşit veya bazı durumlarda ondan daha üstün bir ordu geliştirmeye çalışacağı muhtemel görünüyor. 

Tekrar güncel rapora dönersek Çin’in bazı askeri alanlarda ABD’den daha avantajlı olduğu vurgulanmış. Bunlar: Gemi inşası, Kara tabanlı konvansiyonel balistik ve seyir füzeleri, Entegre Hava Savunma Sistemleri. Bunu biraz açalım.

Çin donanması savaş gemileri ve denizaltılardan oluşan toplam 350 unsur ile dünyanın en büyük donanması. ABD ise 293 unsur ile onu takip ediyor. Raporda bu durumun altı çizilmiş. 

Diğer yandan Çin’in sahip olduğu balistik ve seyir füzelerinin menzilleri daha uzun. Hava savunma konusunda ise Rus S300 ve S400’leri kullandığı belirtilmiş. Ayrıca yedek olarak ürettiği hava savunma sistemine de vurgu var. 

Raporda Çin ordusunun teknolojik gelişiminin yanında stratejik konseptinde yer alan değişimlere de yer verilmiş. Denizaşırı askeri operasyonlar düzenleme, ortak operasyonlar ve savaşa hazır olma durumunun sürekli konsolide edilmesi yaklaşımda ortaya çıkan dönüşümü gösteriyor. 

Raporun en önemli çıkarımı:

"ÇKP, Çin’in giderek küreselleşen çıkarları ve uluslararası düzeni revize etme hedefleri açısından, Çin Ordusunun devlet idaresinin pratik bir aracı olmasını arzulamaktadır.” 

Rapor şöyle diyor. “Kesin olan bir şey var ki o da ÇKP'nin üzerinde çalıştığı stratejik bir plana sahip olmasıdır. Beraberindeki askeri modernizasyon ile bu strateji başarılı olursa ABD çıkarları ve uluslararası düzenin güvenliği açısından ciddi etkiler ortaya çıkacaktır.” 

Rapor altı bölümden oluşuyor:

Çin’in stratejisini anlamak
Misyonu, Görevleri ve Yeni dönemde Çin Ordusunun Modernizasyonu
Çin’in periferideki kuvvetleri, yetenekleri ve faaliyetleri
Çin Ordusunun Büyüyen Küresel Varlığı
Kuvvet Modernizasyonu İçin Kaynaklar ve Teknolojiler

ABD-Çin’in Savunma İlişkileri ve Değişimleri

Rapor altı bölümün dışında özel başlıklara da sahip. Bu başlıklar şu şekilde:
Çin’in Savunma İle İlgili 2019 Yılı Hükümet Raporu
Çin Ordusunun İstihbarata Yönelik Yaklaşımı
 Gelişen Askeri Eylem Konseptleri 

Raporun ilk bölümünde Çin’in stratejisi, Çin’in ulusal gücünü genişletmek, yönetişim sistemlerini mükemmelleştirmek ve uluslararası düzeni revize etmek için çok çeşitli çabaları içeren kararlı bir siyasi ve sosyal modernite arayışı olarak tanımlanmış. 

Ayrıca raporda ÇKP liderliğinin uzun zamandır Çin'in, özellikle ABD dahil olmak üzere diğer devletlerle büyük bir uluslararası stratejik rekabet içerisine girdiğini düşündüğü belirtilmiş. 

Raporun ilk bölümünde dikkatimi çeken ifadelerden birisi:
Çin, askeri modernizasyonunu yalnızca büyük savunma bütçeleri sağlayarak değil, aynı zamanda Kuşak-Yol ve China 2025 gibi girişimler ve ulusal endüstriyel ve teknolojik çabalarının faydaları yoluyla da desteklemektedir. 

Rapor Çin’in entegre bir ulusal stratejik sistem inşa etmek ve kendi ekonomik ve sosyal kalkınma stratejilerini güvenlik stratejileriyle "birleştirmek" için Askeri-Sivil bir füzyon stratejisi geliştirmeye çalıştığına dikkat çekiyor. 

Rapora göre Asker-Sivil Füzyon Geliştirme Stratejisi altı önemli aşamayı içeriyor:

Çin’in savunma sanayisini, sivil teknolojisini ve endüstriyel temelini birleştirmek.

Askeri ve sivil sektörlerde bilim ve teknoloji yeniliklerini entegre etmek.

Askeri ve sivil uzmanlık bilgisini harmanlamak.

Askeri amaçlar için sivil altyapıyı güçlendirmek.

Askeri amaçlar için sivil hizmet ve lojistik yeteneklerinden yararlanmak. 

Rekabet ve savaşta kullanılmak üzere Çin’in ulusal savunma seferberlik sistemini toplumunun ve ekonomisinin tüm ilgili yönlerini kapsayacak şekilde genişletmek ve derinleştirmek. 

Yeni dönemde Çin Ordusunun Modernizasyonu konulu ikinci bölümde Çin’in askeri modernizasyonunu "temelde" 2035 yılına kadar tamamlamayı planladığı ve Çin Ordusunu 2049'un sonuna kadar "dünya çapında" bir orduya dönüştürmeyi amaçladığı belirtilmiş. 

Rapor ayrıca 2019'da Çin'in uzayı "uluslararası stratejik rekabette kritik bir alan" olarak tanımladığının altını çizmiş. Çin bu sayede ülkenin ulusal ve sosyal kalkınmasına stratejik güvence sağladığını düşünüyor. 

Rapora göre Çin ayrıca karşı müdahale yeteneklerini artırmaya çalışıyor. Örneğin Tayvan ile çıkacak bir savaş durumunda üçüncü bir gücün müdahalesini elimine etmeye yönelik yetenekler geliştirmeye çalışıyor. 

Çin’in stratejik hedefleri ve güvenlik ortamının değişmesi nükleer gücünde ve hazır olma durumlarında önemli değişikliklere neden oluyor. On yıl içinde, Çin'in nükleer savaş başlığı stoğunun-şu anda 200'lerde- sayısının en az iki katına çıkacağı tahmin ediliyor. 

Raporda Çin Ordusunun küresel varlıklarına da değinilmiş. Rapora göre ÇKP, Çin’in büyüyen denizaşırı çıkarlarını güvence altına almak ve dış politika hedeflerini ilerletmek için Çin Ordusuna sınırlar ve yakın çevresi dışında yeteneklerini geliştirme görevi verdi. 

Burada özellikle şu ibarenin altını çizmek istiyorum: “Çin, silahlı kuvvetlerinin dış politika hedeflerine ulaşmada daha aktif bir rol alması gerektiğini giderek daha fazla kabul etmektedir.” 

Rapora göre Çin, Cibuti'de bulunan üssü dışında orduyu desteklemek için denizaşırı ek askeri tesisler planlıyor. Myanmar, Tayland, Singapur, Endonezya, Pakistan, Sri Lanka, BAE, Kenya, Seyşeller, Tanzanya, Angola ve Tacikistan'da askeri tesis için değerlendirmeler yapıyor. 

Rapora göre Küresel bir Çin askeri lojistik ağı, ABD askeri operasyonlarına müdahale edebilir ve ABD'ye karşı saldırı operasyonlarını destekleyebilir.

Ayrıca raporda Çin’in genel stratejisine uygun sonuçlar elde etmek için ABD’deki kültür kurumlarını, medya kuruluşlarını, iş dünyasını, akademik ve politik grupları hedefleyen etki operasyonları yürüttüğü belirtilmiş. 

Rapora göre Çin’in uzun vadeli hedefi Çin Ordusunun modern askeri yeteneklere yönelik ihtiyaçlarını karşılayabilecek, güçlü bir sivil sanayi ve teknoloji sektörüyle kaynaşmış tamamen kendine güvenen bir savunma sanayi sektörü yaratmaktır. 

Önemli bir ibare daha:
"Çin; yapay zeka, otonom sistemler, kuantum, biyoteknoloji gibi askeri potansiyele sahip anahtar teknolojilerde lider olmayı hedefliyor.” 

Bu kapsamda Çin’in özel firmalara, üniversitelere ve eyalet yönetimlerine ileri teknolojilerin geliştirilmesinde orduyla işbirliği yapmaları için baskı yaptığı iddia ediliyor. 

Rapora göre Çin’in uluslararası düzene yönelik revizyonist yaklaşımı, ulusal stratejisinin hedeflerinden ve Partinin siyasi ve yönetim sistemlerinden kaynaklanıyor. 

Çin’in dış politikası, Pekin’in şartlarına göre uluslararası sistemde değişiklikleri teşvik ediyor ve bunu "insanlık için ortak bir geleceğe sahip topluluk" kavramı için gerekli görüyor. 

Raporda Çin Donanması ile ilgili "denizaltı ve yüzey unsurlarından kara hedeflerine karşı seyir füzeleri kullanarak uzun menzilli hassas saldırılar gerçekleştirmeye ve küresel güç projeksiyon yeteneklerini artırmaya yöneldiği" belirtilmiş. 

Raporda Çin Ordusu Stratejik Destek Kuvvetleri (The PLA Strategic Support Forces (SSF) için de bir bölüm ayrılmış. SSF; Çin Ordusunun stratejik, siber, elektronik ve psikolojik savaş yeteneklerini merkezileştirmek için kurulmuş komuta düzeyinde bir kuruluştur. 

Rapora göre SSF’nin Ağ Sistemleri Departmanı; siber savaş, teknik keşif, elektronik savaş ve psikolojik savaşı içeren bir görev setiyle beraber genel bilgi savaşından sorumludur. Şu anki ana hedefi ABD. 

Çin Ordusu bölgesel açıdan beş 'harekat alanına' bölünmüş durumda:
Doğu Komutanlığı-Tayvan, Japonya, Doğu Çin Denizi.

Güney Komutanlığı-Güney Çin Denizi, Güneydoğu Asya.

Batı Komutanlığı-Hindistan, Güney Asya, Orta Asya, Sincan ve Tibet'te “terörle mücadele”

Kuzey Komutanlığı - Kore Yarımadası, Rusya.

Merkez Komutanlığı - Başkent savunması, diğer komutanlıklara destek. 

Raporda Çin'in Tayvan yaklaşımına da yer verilmiş. Çin'in Tayvan ile barışçıl bir birleşmeyi savunsa da, askeri güç kullanımından asla vazgeçmediği ve koşulların belirsizliğini koruduğunun altı çizilmiş.

Rapor, Çin ve Rusya ilişkilerine de değinerek 2019'da iki ülkenin küresel güvenlik konularında daha yakın koordinasyon ve karşılıklı destek sözü verdiklerini ve ilişkilerini "yeni bir çağda kapsamlı bir stratejik koordinasyon ortaklığına" yükselttiğinin altı çizilmiş. 

Temmuz 2019'da ÇHC'nin Danıştay Enformasyon Bürosu tarafından "Yeni Çağda Çin Ulusal Savunması" başlıklı raporuna da atıf var. Özellikle "çok kutupluluğa doğru kayma" tespitine dikkat çekilmiş. 

Raporda Çin Ordusunun teknolojik yaklaşımına da geniş yer veriliyor:
"Çin Ordusu ortaya çıkan teknolojileri, günümüzün savaş tarzından "akıllı" savaşa geçiş olarak görüyor." 

Rapora göre Çinli stratejistler "akıllı savaşı geniş bir şekilde yapay zekanın (AI) operasyonel hale getirilmesi ve askeri uygulamalar için bulut teknolojii, büyük veri analizi, kuantum bilgisi ve insansız sistemler gibi teknolojilerin kullanılması olarak tanımlıyor." 

Rapora göre Çin, otonom komuta ve kontrol sistemleri, daha sofistike ve tahmine dayalı operasyonel planlama ve istihbarat, gözetleme ve keşif füzyonu gibi gelecekteki askeri yetenekleri desteklemek için yapay zeka gibi yeni teknolojileri destekliyor. 

Rapora göre Çin Ordusu sınır savunmasından büyük ölçekli uluslararası bir savaşa kadar çeşitli beklenmedik durumlar için Ordu genelindeki eğitim faaliyetlerini yoğunlaştırmış durumda. Zaten Xi'nin sürekli "savaşa hazır olun" talimatı da bunun göstergesi. 

Raporda Çin Ordusunun teşkilat yapısı şu şekilde verilmiş.



Çin Ordusunun 2019 yılında ortak tatbikatlarını gösteren bir tablo. Özellikle Rusya ile artan askeri ilişkiler dikkat çekiyor.



Raporun dikkatimi çeken yönlerinin dökümü bu şekilde. Tüm bu verilerden analitik bir genelleme yaparak çıkarımlar oluşturmak gerekli. Bu kapsamda bilgiselin devamı akşama gelsin. Uzun oldu. Okuma sabrını gösterenlere teşekkürler.

Raporda değinilmemiş fakat ABD, uçak gemisi açısından daha üstün durumda. Halihazırda Çin ise 2 uçak gemisine sahip. Üçüncüsü 2024 yılında hizmete girecek. Rapor uçak gemileri dışındaki donanmanın sayısal büyüklüğüne odaklanmış.

Kaldığımız yerden devam edelim. Rapor ABD cenahında Çin ile ilgili bilinen endişelerin yoğunlaştığını gösteriyor. En azından savunma bakanlığında bu yoğunluğun değişmediğini söyleyebiliriz. ABD, Xi'nin "dünya çapında bir ordunun inşası" hedefine takılmış durumda. 

Rapor bununla ilgili "Çin küresel ölçekli bir ordu inşasına yöneldi" tahmininde bulunuyor."Çin'in Ordusunun Büyüyen Küresel Varlığı" şeklindeki başlık da bu hassasiyeti doğruluyor. Çin'in hangi ülkelerde lojistik askeri tesis açabileceği üzerine de çok kafa yorulduğu net.

Zaten Çin'in deniz aşırı operasyonlar açısından yeteneklerini geliştirmesi ve bununla beraber asker-sivil füzyonuna dayalı karma bir konsept ve büyük ölçekli projeler ile uluslararası sistemi revize etmeye yöneldiği raporun her yerine hakim durumda.

"Çin’in stratejisi, uluslararası düzeni revize etmek için çeşitli çabaları içeren kararlı bir siyasi ve sosyal modernite arayışı." Raporun böyle bir tanımlama yapması cidden ilginç. Bu bana Mao'nun "Halk Savaşı Stratejisini" hatırlattı.

Halk savaşının temel stratejisinde iktidar kırdan kente doğru parça parça kurulur. Bunu küresel ölçeğe uyguladığımız zaman Çin'in ulus düzeyinden küresel ölçeğe doğru asker-sivil bir füzyon çerçevesinde halk savaşına evrildiği sonucu çıkabilir.

Aslında raporun söylemeye çalıştığı Çin'in topyekün bir askeri teknolojik modernleşme içerisine girdiği ve yavaş yavaş küresel ölçeğe doğru hareketlendiği. Bu hareketlenme aynı zamanda yapay zeka ve kuantum gibi önemli unsurlar ile destekleniyor.

Sonuç olarak rapordan şu çıkarımlar yapılabilir:

Çin, uluslararası sistemde revizyon istiyor.

-Çin Ordusu asker-sivil bir füzyon ile hem stratejik hem de pratik bir modernizasyon içerisinde.

-Yapay zeka, kuantum gibi değişkenler ile "akıllı savaş"ın temelleri atılıyor.

-Çok kutupluluk tahayyülü ve Rusya ile ilişkiler artıyor.

-Çin Ordusu küresel ölçekte yayılma niyetini saklamıyor.

-Kuşak ve Yol gibi büyük ölçekli projeler aynı zamanda askeri bir stratejiye destek amacında.

Şimdi bu çıkarımların ardından ABD Savunma Bakanı Mark Esper'in Kasım 2019'da yaptığı şu açıklama geldi aklıma.👇

Aynı Esper Şubat ayında Münih Güvenlik Konferansında "Çin'i dünya düzenine karşı artan bir tehdit olarak nitelendirmiş ve ülkeleri “Çin'e karşı yüksek yoğunluklu çatışma” hazırlığı konusunda ABD'nin yanında durmaya çağırmıştı."

Gelelim Esper'in yakın bir zamanda yaptığı en önemli açıklamasına:

"Asya-Pasifik'teki stratejik öngörülebilirliği artırmak için askeri varlıklarımızı çoğaltmak zorundayız..."

Dolayısı ile ABD'nin savunma elitleri Çin konusunda net bir tutuma sahipler demek mümkün. ABD için Çin, revizyonist bir güç ve askeri yetenekleri genişliyor. ABD'ye göre bazı alanlarda avantajlar yakalamış durumda ve bir şeyler yapılması gerekiyor.

ABD cenahının bu alarmist tutumu giderek daha fazla keskinleşirken sistemik konjonktür parçalanmaya dönük eğilimini hızlandırıyor. Kısacası stratejik güvenlik açısından ABD-Çin ilişkilerinin hal-i pür melâli budur. 


Yorum Gönderme

0 Yorumlar