21.yüzyılda ABD-Çin arasında şiddetlenen rekabet ekonomik, siyasi ve jeopolitik dinamikleri yeniden şekillendirmeye başladı.

Öyle ki bu şekillenme yavaş yavaş yeni Soğuk Savaş olarak adlandırılan bir küresel güvenlik krizine doğru dönüşmeye başladı.

Klasik Soğuk Savaş’a benzemeyen ve karşılıklı bağımlılık gibi karakteristikleri barındıran bu yeni dönem, Soğuk Savaş kavramını tam olarak karşılamasa da kampların belirmeye başladığı bir “ara dönem” içerisinde olduğumuz artık aşikâr.

Konuyu detaylandırmak için biraz geçmişe dönmek lazım.

SSCB’nin yıkılması ve klasik Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile ABD’nin hüküm sürdüğü “tek kutuplu an” stratejik bir boşluğun oluşmasına neden oldu.

ABD kendisini “dünyanın jandarması” ve “liberal değerlerin öncü ülkesi” şeklinde kutsarken Irak ve Afganistan gibi ülkelere yaptığı askeri müdahaleler sonu gelmeyen bölgesel krizlerin derinleşmesini sağladı.

Küreselleşme ile beraber işgücünün küresel satıhta yayılması ve sistemi doyurmaya dönük iştahı başlarda serbest piyasaya meftun olmuş ülkelerin işine geldi.

ABD de bu meftun olmuş ülkelerden biriydi.

Çin gibi devasa pazarlar hem küresel kapitalizmin yayılabileceği ve ömrünü uzatabileceği çeşitlenmiş orta sınıflar yaratacak hem de muazzam bir işgücü sağlayarak sistemin devamlılığını sağlayacaktı.

Bununla birlikte Çin gibi komünist bir ülke serbest piyasanın sihirli havasını solumak sureti ile tarihin sonunu muştulayan küresel demokratik lige katılacaktı.

Kâğıt üstünde SSCB’nin yıkılmasından daha büyük bir vaveyla kopacağı hemen hemen kesindi.

Ancak beklenen olmadı.

Çin, 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütüne girdiğinde büyük hayaller kuran ABD siyasal elitleri 2021 yılına girdiğimiz şu günlerde Çin’i “yüzyılın en büyük zorluğu” olarak tanımlamak ile meşgul.

ABD-Çin arasında sürekli bir şekilde “Soğuk Savaş”ın ortaya çıkacağını tekrarlayan ve ABD’nin yaşayan en eski diplomatı Henry Kissinger bile tüm dünyayı içine çekebilecek Armageddon benzeri bir çatışmadan bahsediyor.

Biden yönetimi tüm güvenlik stratejilerini Çin’i kontrol altına almaya yönelik bir şekilde yapılandırıyor. Ayrıca müttefikleri mobilize ederek demokrasiler ve otokrasiler arasında yaşanacak muhtemel savaşta safları sıklaştırmanın peşinde.

Önceki Trump yönetimi de bütün stratejisini Çin üzerine kurmuş ancak “ticaret savaşları” dışına çok çıkmadan bütün dikkatini Çin’i ekonomik anlamda bitirmeye odaklamıştı.

Pasifik kanadında bunlar yaşanırken Asya’da farklı bir algı hâkim. Çin artık ABD’nin aşınan bir güç olduğunun farkında. ABD sonrası hegemonik dönemde liderlik için en büyük adayın kendisi olduğunu biliyor.

Herkesin diline pelesenk olan Asya Yüzyılı gibi gelimeler ve ASEAN, ŞİÖ gibi bölgesel ve uluslararası yapılar belirginleşen bir kurumsal yapı olarak arz-ı endam ediyor.

COVID-19 salgını ile beraber ABD’nin söz konusu sallantılı liderliği daha fazla sorgulanırken, ekonomik büyümeye devam eden ve salgınla mücadelede başarılı olan Çin öne çıkmaya devam ediyor.

Diğer yandan bu durum uluslararası sistemde yerleşik güç ile yükselen güç arasında cereyan etmesi muhtemel bir savaşa atıf yapan Graham Allison’un “Tukidides Tuzağı” olarak rafine ettiği teorik kabule de kapı açıyor.

Tayvan ve Güney Çin Denizi gibi sıcak meselelerin giderek ciddileştiği şu konjonktürde yanlış bir hamlenin Güney Asya’yı bir “muharebe alanına” dönüştürmesi içten bile değil.

Dolayısı ile ABD-Çin ilişkilerinin giderek derin bir rekabete doğru ilerlediğini söylemek mümkün. Bugüne kadar bu rekabette düşük bir profil izleyen Çin siyasal elitleri Alaska’da yapılan ABD-Çin zirvesinde bu rolü terk ettiklerini ve kısasa kısas bir modeli benimsediklerini ortaya koydu.

Aslında konu Çin olunca aklına eseni söylemeyi gelenek haline getiren ABD diplomasisi açısından beklenmesi gereken bir durum. Sonuç olarak hiçbir ülke sürekli tekrar edilen ithamlar karşısında sükût-ı hâle gömülmeyecektir.

Belki söylem ve yöntemle ilgili bir tartışma olabilir ama bölgede ve dünyada özellikle diplomaside agresif bir eğilim giderek belirginleşiyor.

ABD-Çin arasında giderek belirginleşen bu derin rekabeti Karl Marx’ın ortaya koyduğu ‘altyapı üstyapıyı belirler’ varsayımı üzerinden yapılan argümantasyon çerçevesinde ele almak teorik bir açılım sağlayabilir.

Küresel rekabet ölçeğine uygulandığı zaman ekonomik altyapıda ortaya çıkan dönüşümlerin küresel siyasete tesir ettiğini ve onu belirlediğini söylemek öyle çok uzak bir ihtimal değil.

Geldiğimiz bu teorik pozisyondan Robert Cox’un materyal, kurumsal kapasite ve fikirlerin bir araya gelerek küresel hegemonyayı belirlediği teorik kabulüne varmak ise çok daha kolay.

Çin’in altyapı üzerinden başlattığı bu derin dönüşüm yüzeye çıkarak jeopolitik olana doğru genişlemeye başlamış durumda.

Kuşak ve Yol Girişimi söz konusu teorik durumu açıklayan en önemli pratik konumunda.

Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile başlattığı yeni döneme dair ekonomik çaba bir anlamda jeo-ekonomik bir kırılma yarattı. Bu kırılma bir yandan ülke çıkarlarının dönüşmesini sağlarken diğer yandan ideolojik angajmanların da sorgulanmasına neden oldu.

Bugün Çin karşısında değerler üzerinden bir duvar inşa etmeye çalışan ve müttefiklerini hareket geçirmeye çalışan ABD’nin belki de gözden kaçırdığı en önemli hususlardan birisi sanırım bu yeni jeo-ekonomik yapının stratejik rekabet çağındaki jeopolitiğe olan etkisi.

Kısacası bu yeni Soğuk Savaş ideolojik bir ağırlık merkezine sahip değil. Değerler’den ziyade ‘çıkarlar’ üzerinden yürütülen bir mücadele söz konusu. ABD ise mücadelenin çıkarlar üzerinden değil değerlerin ön plana çıkarıldığı dolayısı ile daha ideolojik bir zeminde kazanılabileceğini düşünüyor.

Oysa yeni Soğuk Savaş tamamen ekonomik çıkarların söz konusu edildiği yeni bir çatışma döneminin habercisi. ABD’nin Çin’e karşı mevzi kazanması ve müttefiklerini ikna etmesi için onlara değerler değil reddedilmesi mümkün olmayan çıkarlar önermesi gerekecek.

ABD'nin bütün bu opsiyonel stratejilerin uygulanması sonrasında çaresiz kalması gibi bir yeni normal Kissinger'ın işaret ettiği gibi armageddon benzeri bir savaşa yol açar mı bilinmez ancak sıradan bir küresel güç geçişi olmayacağı da hemen hemen kesin gibi.